ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








İşkoliklerin kasları ağrıyor
İşkoliklerin kasları ağrıyor
İki bayram arası da “evet” diyecekler
İki bayram arası da “evet” diyecekler
Moğolların yıktığı sarayın mimarisi ortaya çıkarılıyor
Moğolların yıktığı sarayın mimarisi ortaya çıkarılıyor
Yatırımlara hayran kaldılar
Yatırımlara hayran kaldılar
15 Temmuz Anma Programı
15 Temmuz Anma Programı

R Bülend KIRMACI

HARCAMA KÜLTÜRÜ
25 Nisan 2018 Çarşamba

Bu yazımızda para harcamanın da bir kültür meselesi olduğuna değinecek, ülkeler ve parayı harcadığı alanları inceleceğiz. Fakat bundan önce iki güncel gelişme hakkında okurlarımızın bizden duymak isteyeceğini düşündüğümüz görüşlerimizi paylaşarak başlayacağız… Bu hafta, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutladık! Dünya’da emperyalizmi Meclis yönetiminde ilk alt eden Cumhuriyet’imiz, kadın-erkek eşitliği başta olmak üzere demokrasiye zemin teşkil eden kurumlarıyla, gerçekte tüm mazlum uluslara örnek bir başyapıttır ve aynı zamanda “yurtta ve dünyada barışı” dileyen evrensel söylemiyle 21. Yüzyılı da aydınlatan bir büyük birikimdir…

Yine bu haftaya, 24 Haziran’da yapılacak “erken seçim”le ilgili siyasal partilerin ittifak arayışları ve olası adayların isimleri üzerinde bir dolu tespit ve tahminlerle girdik… Yapılacak seçim, aynı zamanda başkanlık sisteminin ikmal edileceği bir oylamaya da karşılık geldiğinden önceki seçimleri aşan bir önem taşımaktadır. Kuşkusuz seçimler kadar, katılımcı demokrasinin geliştirilmesi bu amaçla eğitim düzenimiz başta olmak üzere, siyasi partiler yasasında, barajlar ve seçim bölgeleri çerçevesinde ve siyasetin finansmanı anlamında kimi düzenlemelerin yapılması da gerekmektedir. Evet bu haftanın iki önemli olayı bunlardır ve her şeyin Türkiye’mizin güzelliği, esenliği, refahı, birlikteliği için gelişmesi dileğimizdir…

Gelir varsa harcama vardır
Bu yazımızda harcamanın da bir kültür konusu olduğundan söz edeceğiz dedik… Elbette, gelir varsa, harcama vardır! Öte yandan, “geliri” toplama biçimleri, usulleri, kuralları ve yapısı da bir kültür sorundur. Modern devlet yapısında geliri, yasalar dahilinde vergi, harç,vb. yol ve yönetmelerle merkezi ve yerel idareler toplar. Gelirin toplanmasında üretimin, hizmetlerin ve çeşitli toplumsal kesimlerin hangi özgül ağırlıkta değerleneceği bir politika sorundur. Kamunun topladığı gelirin dağıtımı da (kamu harcamaları da) öyledir ve bu dağıtım sonucunda bu kez hane-halkının da gelirleri meydana gelmektedir. Biz, hane-halkı (aileler) temelinde gelir ve gider (harcama) eksenine odaklanacağız, analizimizi bunun üzerinden yapacağız… Öte yandan, geliri aşan kısmıyla yapılan harcamalara da borçlanma denmektedir. Gelirin ve giderin toplanma ve dağıtımı ekonomik gerçeklik ve zorunluluklar bir yana aynı zamanda bir kültür meselesidir ve gelirin zorunlu tasarruf dışında harcanan kısmı da bireysel ve sosyal yaşam kalitesini önemli oranda biçimlendirmektedir.

Neye “para var”, neye “para yok”
Sayısal verilere geçmeden basit bir örnek verelim. XYZ ailesi zorunlu harcamalar ve tasarruf eşiğini geçtikten sonra elinde kalan Z miktarı parayı, kitaba, tiyatroya veya yeni model bir elektronik aygıta (cep telefonu, plazma tv.) ayırabilir. Bu o ailenin özgür seçimidir ancak kararı olgunlaştıran: aile bireylerinin, büyüklerinden ve okullarından aldıkları öğütler ve daha öncesinde toplumdan benzeri tasarruflar (harcama kararları) nedeniyle bekledikleri ödüllerdir. Bu aile, eğer kitaba para ayırırsa ya da başlıca bir sanat eserini izlemeyi tercih ederse, bundan ailenin tüm bireyleri kazançlı çıkacaklar ve ama zaten var olan yeni bir elektronik aygıtı satın alırlarsa muhtemelen bundan ailenin bir veya iki bireyi “kazançlı” çıkacaktır. Dahası, bu ikinci tercihten muhtemelen en karlı çıkacak olan onu üreten yabancı bir markanın sahipleri olacaktır. XYZ ailesi özellikle yeni yetişmekte olan çocuk ve gençlerinin ileride marka değeri sağlayan ve uluslararası rekabette yeri olan ürünler üreten bireyler olarak yetişmesini istiyorsa -ki, doğrusu budur- mutlaka birinci tercihi yapmalı; harcamasını rasyonel olana yönlendirmelidir. İşte bu yönlendirme bir tercih sorunudur, bu tercih, bir kültür sorunudur. Ve işte bu ‘kültür, bir zamanlar “yerli malı yurdun malı” diyen, “tutumlu olmayı öğütleyen” ve sabrı, çalışmayı ödüllendiren toplum olduğumuzu ve bu değerlere sahip çıkma gereğini bize hatırlatmaktadır.

Kimler nelere harcıyor?
Hane-halkı gelirlerinden aylık harcama alanlarına odaklanalım ve Dünyaya bakalım… Ruslar örneğin, aylık gelirlerinin büyükçe bir kısmını gıdaya, alkole ve tütüne harcamaktalar. Amerikalılar için en yüksek aylık harcama gideri sağlık alanında yaptıkları harcamalardır. Japon aileleri gelirlerinin dörtte birini ev eşyalarına ve gereçlerine ayırmaktadırlar. Araplar ise tam bir “mobilya tutkunları” olup her ay gelirlerinden onda birini bu konuya ayırıyorlar. Eurostat araştırmaları üç yıllık bir zaman serisinde olup, her daim konuyla ilgili çarpıcı sonuçları içeriyor… Buna göre; ev araçları ve ısınmaya en çok parayı Avusturalyalılar ve Kanadalılar harcamaktadırlar. Gıdaya aylık gelirine oranla en büyük payı ayıranlar arasında Hintliler ve Meksikalılar da var. Aylık gelirlerinden sağlık alanına en az parayı harcayan aileler Suudi Arabistanlılar’dır. Gariptir ama, aynı ülke vatandaşları iletişim alanında harcama rekoru kırıyorlar. Tabii (kısmen yasak olan) internetle değil telefonla iletişime!.. İş, lokanta ve otel harcamasına gelince; bu alana en büyük bütçeyi Avrupalılar ayırmakta. Onları, gezmeyi, keşfetmeyi pek seven, Güney Koreliler ve Japonlar izlemekteler… Nihayet!; eğitim alanında aylık giderler açısından en büyük harcamayı Güney Koreliler yapıyor. Yukarıda da değindiğimiz gibi harcama bir gelir sorunu ve harcamayla elde edilen hizmetin kalitesi aslında yaşam kalitesinin ta kendisi.

Ya biz?
Daha önceki bir yazımda yazdığım gibi, eğer üretilen hizmetler düşük kalitedeyse siz istediğiniz kadar para harcayın ve isterseniz en üst gelir grubunda yer alın, yine de etkin bir eğitim, güvenli bir ulaşım, doyurucu bir besin zinciri ve yeterli bir sağlık hizmetinden yararlanamıyorsunuz demektir. Bu açıdan, elbette, “sosyal devlet”in vatandaşları ve kendisini refah ülkesi olarak ikmal etmiş coğrafyaların insanları en şanslı olanlardır… Yine de, hane-halkı gelirlerinden aylık harcama alanlarında “kalalım” ve Türkiye’mize bakalım: TÜİK 2015 tüketim harcaması istatistiklerine göre gelirimizin neredeyse yarısını barınma ve beslenmeye harcamaktayız. Harcamalarımızın %26’sını konut ve kiraya %20’sini gıdaya yapmışız. Sağlık alanına yüzde 2 ayırmışız, eğitime de yüzde 2,2 ayırabilmişiz. Gıdaya Ruslar gibi, eğitime Araplar kadar para harcamışız… Türkiye’nin harcama serileri içinde maalesef kültür, sanat, turizmin payı çok düşük. İnsanımız, kitaba, sanata yeterince para ayıramamakta. O arada, akaryakıt gibi kalemler ve kimi temel tüketim malları “yüksek” vergi oranları nedeniyle aile bütçelerini oldukça zorlamaktadır.

Gelir dağılımı ve yoksulluk temel sorun
Harcama kültürünün çağdaş bir topluma yaraşır şekilde oluşması ve olgunlaşması kuşkusuz gelir dağılımı ve yoksulluk tablosuyla bire bir ilintili bir konudur. Sizin gelir dağılımı adaletsizliğiniz ne kadar derinleşmişse, yoksulluk yarıçapınız ne denli genişlemişse, genel harcama eğilimleriniz de o doğrultuda biçimlenir ve toplum olarak gerçek ve geçerli bir yaşam kalitesinden bir o kadar uzaklaşırsınız… Uzun yıllardır seri şudur: Türkiye’de en yüksek gelir grubu milli gelirin neredeyse yarısını (yüzde 46.5’ini) almaktadır. Öte yandan, Türkiye’de Yoksulluk ve Muhtaçlık Durumu / 2016 Raporu da kaygı verici verilerle doludur. Nüfusun en yoksul kesiminin başlıca yararlandığı sosyal yardım ve hizmetler harcamasının sadece 2015 yılı tutarı 28,5 milyar TL olarak gerçekleşmiştir. TÜİK’e göre; nüfusumuzun %15’i yoksuldur! Her beş kişiden ikisinin yardımsız yaşayamayacağı ülkemizde işsizlik de giderek artmaktadır. Yoksulluğu artan, muhtaçlık tablosu ağırlaşan bir toplumdan harcama kalitesini de içeren çağdaş bir yaşam kalitesinin inşa etmesini beklemek son derecede güç bir konudur... Bu tabloyu aşmak önceliğimiz olmalı ve daha da etkin şekilde çalışmalıyız…

Ne yapmalıyız?
Modern devlet-çağdaş topluma yaraşır gelir toplama, gelir dağıtımı, tasarruf edimi ve harcama profiline (kültürüne) erişmemiz için; gelirleri artıran üretken yatırımlar, vergide hakkaniyet, ücretlerde adaleti sağlayan düzenlemeler, eğitimden başlayarak yerli mallara ve bilimsel gelişmeye önem verilen bir anlayış, tüketici hakları konusunda etkin bir bilinçlendirme, lüks tüketimi, israfı, caydıran, tasarrufu teşvik eden her türlü önlemler, medya alanı dahil olmak üzere toplumda rol modellerin daha sorumlu davranması gibi düzenlemeler gerekmektedir. Türkiye, bireysel bilinç içinde sosyalliğini geliştiren, artan gelirleri yeniden üretime dönüştüren, kazandığı kadar harcayan, gereğinde dayanışmasını sergilemeye devam eden bir toplum olarak çok daha geçerli ve güzel bir yaşam kalitesine ancak böyle kavuşabilir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TÜRKİYE SAĞLIK TURİZMİNDE NEREDE?
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
BİZE NE OLDU-2 BENCİLLEŞTİK
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
İZAH...
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
DOĞRU KELİMELERLE BÜYÜMELİ KIZ ÇOCUKLARI
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
İRAN’IN MUHTEMEL GELECEĞİ VE GÜNEY AZERBAYCAN
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
YUMUŞAK İNİŞ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
DÜNYA TEFECİLERE ÇALIŞIYOR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
KADIN OLMAK ZORDUR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İSLAM’IN, BİR İSMİ NİTELEYEN BASİT SIFATA İNDİRGENMESİNİN NEDENLERİ
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
EN ZOR OKUDUĞUM KİTAP
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
SEÇİMLER VE EKONOMİMİZİN DIŞARIDAN GÖRÜNÜMÜ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Esra SARI
Esra SARI
İŞÇİ MUTSUZ, İŞVEREN ŞÜPHELİ!
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
ÜST GEÇİT HAKKIMIZ AMA KULLANIR MIYIZ BİLEMEM!
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Halil YATAR
Halil YATAR
YENİ NESİL NASIL YETİŞİYOR?
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
ÇOCUKLUKTAN ERKEK VE KADININ TOPLUMA YANSIMASI
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva