ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








'Türkiye eğitimdeki yatırımlarla örnek oluyor'
'Türkiye eğitimdeki yatırımlarla örnek oluyor'
Türk gemisine tacize engelleme
Türk gemisine tacize engelleme
Eski hakime FETÖ üyeliğinden ceza
Eski hakime FETÖ üyeliğinden ceza
Bütçeden en yüksek pay Hazine ve Maliye Bakanlığının
Bütçeden en yüksek pay Hazine ve Maliye Bakanlığının
'İş gücüne katılım oranı en yüksek seviyede'
"İş gücüne katılım oranı en yüksek seviyede"

R Bülend KIRMACI

PLAN MI, PİLAV MI?
11 Nisan 2018 Çarşamba

Her ülke gibi kalkınmak, büyümek, gelişmek zorundayız. “Gelişmeyi” bir takvime bağlamalı, süre istikrarına kavuşturmalıyız. Bu doğrultuda, kurumlarımızı biçimlendirmeli; iktisadi ve siyasal anlayışımızı, toplumumuzun ve dünyanın gereklerine ve gereksinimlerine göre ele almalı, yorumlamalı ve yapılandırmalıyız. Hızla gelişen, insanına iş sağlayan, kentinde ve köyünde 7/24 refah ve güven içinde yaşanılan bir büyük Türkiye, kuşkusuz hepimizin ortak dileği ve özlemidir… Bu “ortak” dileği ve bu ortak özlemi hayata geçirmek için, eskisine oranla çok daha fazla çalışmalı ve bir diğer yandan da şimdiye kadar zihnimizi, belleğimizi şekillendiren kimi ‘kalıpları’ gözden geçirerek, gelişen ihtiyaçlara yanıt oluşturacak şekilde, yasalarımızı, yönergelerimizi -ve dahası- kimi değer yargılarımızı -gereğinde- yenilemeliyiz…

İktisadi ve siyasi sistemlerin ilişkisi
Günümüzde ve geçmişte de siyaset ve ekonomi alanları bir diğerini dolaylı ve doğrudan etkileyen alanlardır. Bu, doğaldır ve bu iki alan toplumsal yaşamın, bireysel varoluşun hatta devletin etkinliği açısından, bazen çatışarak, bazen uzlaşarak ve ama her daim bir biriyle temas halindeki ‘alt sistemler’ olarak, bütün bir toplumu, ‘bir’ ulusu ve uluslararası ilişkileri yani tüm üst sistemleri etkilemektedir. Ne var ki bu ‘etkileşimin kıvamı, içeriği ve hasılası; demokrasi ve özgürlükler sistemini (henüz) olgunlaştırmamış toplumlarda, özgürlükler ve demokrasi pratiğini içine sindirmiş toplumlara oranla biraz daha başka ve farklıdır. Özellikle iktisaden ‘gelişmekte olan’ toplumlarda “siyaseti kullanan iktisadi unsurlar” ile “iktisadi kümeleri değerlendiren siyasi odaklar” arasında kalan toplumlar, talepleri ve temsil yetenekleri açısından değirmenin iki taşı arasında kalmış buğday tanesi gibidir…Birer alt sistem olarak iktisadi, siyasi, sosyal ve kültürel alanların, olağan ilişki ve işleyişini çağdaş organizasyonlar, eğitim, bilim ve modern yaşamın vasatını olan adil yasalar sağlar. Bir toplumda ve onun dünyasında ne varsa içinde yer alan üst sistem ancak bu temelde yaşar.

“Kaybolan yıllar”, boşa harcanan zamanlar
Gerçekten ülkemizde uzun yıllar basmakalıp anlayışlar, sığ yaklaşımlar, peşin hükümlerin dilini konuşan ve karşısındaki “ötekileştiren” tercüme siyaset, diğer yanda bağımlı kopyala-yapıştır üretim, acentalık şeklinde yürüyen ve büyük kentlerin çevresinde büyüyen ve ama çevresine katma değer sağlayamayan bir iktisadi birikim ile tamamlanmış; sonuçta, ne siyaset siyasete ne iktisadi olan iktisadi kuruma benzemiştir! Alt sistemler telif değil taklittir! İşte bu süreçte Türkiye, makine, metal, sanayi ürünü ithal etmiş, dar alanda kısa paslar yapan siyaset-iktisat alışverişi içinde kalkınmasını, gelişmesini, büyümesini, gerçek bir ağır sanayine ve geçerli bir teknolojiye bağlayamamıştır. Burada bir parantez açarak belirtelim ki, kalkınmayı köyden başlatan, zamanının en geçerli fabrikalarını, işliklerini, tersanelerini kuran, aydın-halk bütünleşmesine önem veren Cumhuriyet ne dediyse, bazen “demokrasi” diyerek tersinin yapıldığı pek çok dönemimiz olmuştur. Bu zamanlara kaybolan yıllar desek az mıdır?

Pilav da gerek Plan da gerek!
O “kaybolan yıllara” bir örnek de içi boş tartışmalardır… Öyle günler yaşanmıştır ki, siyasetin bir akımı “pilav” derken, bir diğer akımı “plan” ile anılır olmuştur. Sanki ikisi bir birinden bağımsızmış gibi! (Pilavı yemek, ekmek, biçmek, nakletmek, depolamak, satmak, artanı dışarı satmak anlamında bir plan işidir ve ama pilava (gıdaya/ enerjiye) yaramayan bir planlama da akıl işi değildir) Evet kalkınmak için bize hem pilav hem de plan lazımdır. “Pilav” tüketimi, “Plan” üretimde giden yol haritasını simgeler. Pilav pişirmek önemlidir ve plan ise, sofra kurmanın el kitabıdır… Eğer alt sistemleri yerli yerinde olan bir ülke olsaydık, siyasetin bu tür tartışmalarla zaman kaybetmesine yol açılmazdı. Öte yandan iktisadi hayatın, daha çok kendi ayakları üzerinde duran, teknolojiye de yatırım yapan ve dış rekabete açılan daha “akılcı bir şekilde yapılandırılmasına” çok önceden tanık olabilirdik.

Seçmen, tüketici ve yurttaş olarak gelişen talepler
Yine de çok şükür ki, son yıllarda Türk siyasetinin kimi akımları, Dünya’daki gelişmelerden de etkilenerek, daha gerçekçi söylemlerde bulunmanın önemini kavramaya başladı. İktisadi kuruluşlar ise, gerçekten profesyonelce yönetilmenin, araştırma ve geliştirmeye bütçe ayırarak, saydam bir denetim temelinde dünya borsalarında sınanmanın önemini kavradılar. Siyasi olanı, iktisadi olanı hem birbirleriyle hem de toplumdaki diğer sistemlerle ilişkilerinde doğallaşmaya, olağanlaşmaya, normalleşmeye iten süreç; iletişim çağı, bilgiye erişim, dünyayı öğrenme, çok sesli bir medya, yerel yönetimler ve demokratik kitle örgütleri ortamında artık daha bilinçli bir seçmen/ daha bilinçli bir tüketici toplamından oluşan daha bilinçli bir yurttaş kimliğidir. Siyaset de, iktisadi kurumlar da bu anlamda kendilerini yenilemek zorundadır… Karşıtlık oluşturmadan karşı durmayı, yıkıcı olmadan eleştirmeyi, eleştirmekle kalmayıp somut öneriler geliştirmeyi, hakça bir rekabeti, kendisiyle beraber toplumu da geliştirmeyi, öğrenen; yaşama olanağı bulabiliyor. Dilerim “plan mı, pilav mı?” bulmacasını çözmeye kalkan siyasetçiler veya plana gerek duymadan pilav arayan girişimciler azalmıştır.. Her şeyden evvel “akılcılık” gereklidir.. Öylelikle ve ekonomik/siyasal/sosyal/kültürel dinamizmiyle Türkiye, dünyadaki yerini sağlamlaştıracaktır...

Düşüncede yenileşme uygulamada etkinlik işte verimlilik
Siyaset ve/veya iktisadi alan üzerinden sirayet eden (edecek olan) akılcılık, denetlenebilirlik, yenilikçilik gibi olgular değerler sistemimizi de etkilemektedir (etkileyecektir). “Enternasyonel” halde seyreden kriz çevrimleri malumdur. Bu nedenle hangi mecradan olursa olsun siyasal yapılar, bütçenin sıkletini sosyal alana kaydırmak ve o arada iktisadi kurumlar ise, kar maksimizasyonunu revize ederek, araştırmaya ve geliştirmeye yatırım yapmak kavrayışında birleşmektedirler. Konvansiyonel siyaset ayrışması servet birikimi ve gelir dağılımına pek özen göstermeyenler ile vergi ve gelir adaletini önceleyenler arasında cereyan etmişken, şimdilerde, hem gelişme hem de refahın tabana yayılması konusunda bir anlayış birliği sergilenmektedir. Öte yandan sosyal sorumluluk projelerinde öncü olan şirketleşme katsayısı yüksek iktisadi kuruluşlar, çevreyi, doğayı, insanı düşünerek yani rasyonel olanı sosyal olanla barıştırarak da uzun vadede de kar eğrisi ortaya konulabileceğini kanıtlamışlardır. Tüketici haklarının giderek ‘farkındalık’ yarattığı günümüzde bu olgu, yenilikte biraz geriden gelen iktisadi yapıları da etkilemiştir (etkilemektedir).

Farklılıklar olacak… Peki, Türkiye nasıl kazançlı çıkacak?
Elbette hem siyasette hem iktisadi alanda farklı yaklaşımlar yine geçerli olacaktır. Fakat, nanoteknoloji, 4. Sanayi Devrimi, haberleşme otoyolları ve otomasyonun gündem bulduğu çağımızda, değişim ve yenileşme kaçınılmaz bir gerçeklik olarak tüm sistemleri etkileyecektir. Bir temel siyasal değerlendirme sosyal bütçeler, eğitim ile endüstrinin bağı, tarım endüstrisinin geliştirilmesi ve enerjinin millileşmesi ile alt ve üst yapı yatırımları, daha pragmatik ithalat/ihracat dengesi ve transfer harcamaları arasında olurken; diğer yandan iktisadi anlayış açısından, verili düzen içinde rekabeti statik olarak karşılayan (bulduğunu uygulayan) yaklaşımlar ile geleceğin şirketleşmesini savunan ve bilime, eğitime, yeni kuşaklara yatırım yapmayı risk tanımlaması dışında tutabilen anlayış ve yaklaşımlar arasında bir temel değerlenme olacaktır. Her koşulda; iktisadi ve siyasi açıdan; zihinlerimizi, kurumlarımızı, yasalarımızı, yönergelerimizi -ve dahası- kimi değer yargılarımızı gözden geçirir, gereğinde yenileyebilirsek; her durumda bundan Türkiye kazançlı çıkacaktır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
BAŞLARKEN
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YALNIZLIK ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
POLİSİYE TEDBİRLERLE ENFLASYON DÜŞER Mİ?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAYİ ÜRETİMİ VE ÜÇÜNCÜ ÇEYREK BEKLENTİLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ABD-ÇİN MÜCADELESİ VE DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
TAKIM OYUNU
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ALDIĞIMIZ ÜRÜNÜ DENETLEYECEĞİZ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KADIN
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
SONBAHARIN TADINI SİNEMADA ÇIKARMAK İSTEYENLERE…
Halil YATAR
Halil YATAR
ENFLASYONLA MÜCADELE...
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
HAZRETİ MUHAMMED’İN ÜNİVERSİTESİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HAYATINIZI SADELEŞTİRİN
Esra SARI
Esra SARI
BİRTAKIM KÜÇÜK ÖNLEMLER BİZİ GRİPTEN KORUR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva