ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Ramazan yarın başlayacak
Ramazan yarın başlayacak
Brüksel'de Rusya hareketliliği
Brüksel'de Rusya hareketliliği
Cibuti'de göçmen teknesi battı: 34 öldü
Cibuti'de göçmen teknesi battı: 34 öldü
Libya Başbakanı Dibeybe Ankara'da
Libya Başbakanı Dibeybe Ankara'da

Şira Yıldız ASAN

SENİ BESLEMEYENDEN UZAKLAŞ
26 Şubat 2021 Cuma

Sevgili okurlarım, salgının bize getirdiği yeni yaşam koşullarından dolayı bazılarımızın ilişkileri de bir çıkmaza girdi. Şu dönemde danışanlarımdan çokça duyduğum bir söz var, “ne gidebiliyorum, ne kalabiliyorum onunla”. Salgın döneminde artan aldatma ve boşanmalardan bahsetmiyorum bile. Şayet yaşadığımız yer bize mutluluk yerine sıkıntı veriyorsa, oradan gitmek bizim için en hayırlısı olacaktır. Çoğu zaman var olan düzeni bozmak ve tek başına güçlü durmak birçok kişi için zor gelebiliyor ve mücadelen ziyade kurulu düzende mutsuz bir şekilde yaşamayı sürdürmek daha kolayına geliyor. Baştan başlamak ve yeniden bir hayat kurmak kişiyi ürküttüğü için, var olan konfor alanından çıkmak istemiyor. Kısacası yeniden çabalamaktan ve başaramamaktan korkuyor. Halbuki, bu o kadar da çekinilecek bir durum değil. Eğer istersek her şeye yeniden başlayabilir ve başarabiliriz, yeter ki o gücü ve isteği kendimizde bulalım. Uzun uzadıya yazmaktansa kısa bir öyküyle durumu noktalamak istedim. Farkındalığımızı, bakış açımızı, isteklerimizi, beklentilerimizi, davranış biçimimizi net bir şekilde belirlersek ve ortaya koyarsak, daha kolay ve doğru adımlar atabiliriz.. Ve en önemlisi bizi beslemeyen yerde de, durmamız gerekmez; sonuçta iki ayağımız var istediğimiz yere dans ederek bile gidebiliriz. 

Karanlık bir dağın yanına yerleşmeyerek, kendimizi koruyabiliriz. Bize zarar verecek şeyden ve kişiden kaçınmak; aslında bir sevgi eylemidir. Kendimize özen göstermenin bir yoludur. Bizi besleyen bir ortam bularak, gelişimimizi sürdürerek mutlu olmamız daha doğrudur. Şunu düşünelim; “Uzaklaşmam gereken dağlar neler ve kimler? Hayatımın bu döneminde, benim için olumlu ve besleyici bir ortam kimlerle, nasıl ve nerede olmalı?”.. Haftaya kadar sevgiyle kalın. 

Bir zamanlar; büyük bir dağın eteklerinde, küçük bir kulübede yaşayan bir karı-koca vardı. Dağ yüksek ve geniş, gölgesi ise karanlık ve soğuktu. Karı-kocanın evi güneş görmüyordu. Bahçeleri güneş görmediği için domatesler yeşil oluyor, çiçekler açmıyordu. Dağın zirvesi dört bir taraftan yağmur bulutlarını topluyordu. Karı-kocanın evinin üstünden yağmur, dolu, fırtına hiç eksik olmuyordu. Rüzgarın şiddeti, evin çatısını uçurmaya yetecek güçteydi. Başlarındaki bela bundan ibaret değildi. Yağmur ve fırtınanın yanı sıra, dağın eteklerinden yuvarlanan taşlar; evin çatısında delikler açıyor; geceleri sık sık dağdaki mağaralardan çıkan hayvanlar aşağı iniyordu. Durum dayanılacak gibi değildi. Karı-koca hayatlarını mahveden dağdan kurtulmak için ne yapacaklarını bilmiyorlardı. Bu yüzden fikir danışmak için bir bilgenin yanına gittiler. Bütün dertlerini ona anlattılar. Güneş görmeyen evi... Yağmuru, doluyu... Fırtınayı, eteklerden evin çatısına düşen kayalıkları… Vahşi hayvanları...

Karı-kocanın anlattıklarını sabırla dinleyen yaşlı adam; sonunda yumruğunu masaya vurdu: “Yardımımı istemek için, bu kadar beklemiş olmanıza bile şaşırdım...” dedi “Bu dağ hayatınızı çekilmez hale getirmiş. Bu işe bir dur demek gerek...” Karı-koca hevesle başlarını sallayarak onayladılar. Sonunda biri çıkmıştı, neler çektiklerini anlayan ve çözüm yolu gösteren... “Bu dağı korkutup, kaçırmanız gerek...” dedi yaşlı adam  “Eve gidin... Elinize tencereleri, tavaları ve gürültü çıkartacak ne varsa alın.. Dağın eteklerine gidip, avazınız çıktığı kadar bağırın.. Tencere, tava ve gürültü yapan ne varsa, birbirine vurun.. Çığlık atın, hayvanlar gibi kükreyin.. Dağ korkacak ve uzaklaşacaktır...”

Karı-koca bu kadar basit bir şeyi neden daha önce akıl edemediklerine hayıflandılar. Eve gidip, hemen talimatları uyguladılar. Dağı korkutmak için, günlerce ellerinden geleni artlarına koymadılar. Ancak bir hafta geçti, bağırmaktan sesleri kısıldı; dağ yerinden bir milim bile oynamadı. Bunun üzerine ikinci bir adama danışmaya karar verdiler.. İkinci yaşlı adam çifti dinledikten sonra hükmünü verdi: “Dağı korkutamazsınız...” dedi... “Dağ korkuyu bilmeyecek kadar güçlüdür.. Korkunun zıttı sevgidir.. Dağın kalbine hitap etmelisiniz.. Ona gidin adaklar sunun... Ona şarkılar söyleyin.. Kurumuş yerlerini sulayın.. Üzerine ağaçlar dikin.. Ve sonra ona derdinizi anlatın.. Sizi anlayacak ve kendi rızasıyla gidecektir..”. Ne kadar doğruydu ikinci yaşlı adamın söyledikleri. Karı-koca hemen bu öneriyi uygulamaya koyuldular. Haftalar, aylar böyle geçti.. Dağ kendisine yönelik ilgiden hoşlanıyor gözükse de, hiçbir değişiklik göstermiyordu. Yine yağmur ve fırtına eksik olmuyor; dağın eteklerinden kayalar düşmeye devam ediyordu. Bunun üzerine karı-koca durumun umutsuz olduğunu fark edip; bir başka bilge adama gitmeye karar verdiler.

Üçüncü gittikleri bilge adam; onların bütün dertlerini, pür dikkat dinledi: “Anlaşılan korku ve sevgiyi zaten denemişsiniz..” dedi, “Görebildiğim kadarıyla geriye bir tek ‘dans’ kalmış. Sizin ‘Dağı hareket ettirme dansı’ yapmanız gerek. Eve gidin, çatınızın ve dolaplarınızın içindeki bütün eşyaları katlayın. Hepsini başınızın üstüne yerleştirin, sonra dağın karşısına geçin ve bu dansı yapmak için gözlerinizi kapatın. İki adım ileri, dört adım geri giderek dans edin. Dağın sizi duyduğunu ve geri çekildiğini hissedene kadar bu şekilde dans edin. Sonra gözlerinizi açın ve evinizi orada, yeniden kurun..” Çift eve gitti. Ne korkunun ne de sevginin başaramadığını, bu garip dansın nasıl çözeceğini bilmeden, bilge adamın dediklerini yaptılar. Gözlerini tekrar açtıklarında karşılarında dağın olmadığını gördüler. Düşen kayalardan uzakta; güneşli bir yerde duruyorlardı. Evlerini yeniden kurdular ve mutlu bir hayatı yaşamaya başladılar...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 2 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mahmut Baştuğ 27 Şubat 2021 Cumartesi  12:54

Yorum çok güzel anlayana ???? Selam ve sevgiler

Yorumu oyla      0      0  
Zekeriya Erdoğan 26 Şubat 2021 Cuma  18:29

Enteresan ama güzel bir hikaye elinize emeğinize sağlık hocam.. Saygılarımla.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
TALAT PAŞA’NIN KATİLİ TEİLERİAN’IN HEYKELİ, BİR İTİRAF VE GERÇEKLER
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
ÇAY TİRYAKİSİYİZ AMA
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ZOOM YORGUNLUĞU
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
SOSYAL MEDYADAKİ GÜZELLİK ALGISI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KOD ADI: 29
Esra SARI
Esra SARI
GERÇEKTEN MUTLU MUYUZ?
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TOPLUM ÜZERİNE
Murat BALCI
Murat BALCI
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLARI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUĞUNUZA YABANCI DİL ÖĞRETME ÖNERİLERİ
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
VEFA ÖDÜLLERİ
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
MUSUL’DAN FERAGAT VE SULH DİPLOMASİSİ-III
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
DEĞİŞEN TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
EKONOMİ TEZLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
KIRIM VE DONBAS KRİZİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
BİONTECH Mİ SİNOVAC MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
GENÇLER AZ DA OLSA UMUT BEKLİYOR
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
AYDINLIĞA AÇILAN EN BÜYÜK PENCERE
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
MODERN İNSAN ALLAH’A AİT ŞEYLERİ KENDİNİN ZANNEDİYOR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GELECEĞE DAİR FİKRİ BİR EGZERSİZ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva