ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
1200 hakim ve savcı alınacak
1200 hakim ve savcı alınacak
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Rusya’da Su-30 savaş uçağı düştü
Rusya’da Su-30 savaş uçağı düştü
Benzinde 19 kuruş indirim
Benzinde 19 kuruş indirim
Erdoğan'dan şehit ailesine başsağlığı
Erdoğan'dan şehit ailesine başsağlığı

Hatice TOPÇU

KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN
10 Aralık 2019 Salı

“Yüreğimin beni götürdüğü yer;

Sözün sesle söylenmediği,

Görmenin bakmakla biçimlenmediği,

Düşüncenin algıyla ketlenmediği

Yaşayan zamanların yıldızlarıyla dolu bir gökyüzü.”

Geçen hafta yazmış olduğum ‘Modern Kölelik’ başlıklı yazımın genişletilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden bu haftaki yazım onun devamı niteliğinde olacak. ‘Modern Kölelik’ ile bir durum tespiti yaptık aslında. Belki kendi yaşantım açısından bir adım daha ötesi ama geç kalınmış olarak. Şimdi insanı kendine yabancılaştıran nedenler üzerinde durmak istiyorum.

Tarım devrimi ile insan avcı-toplayıcı konumdan yerleşik hayata geçer. Yerleşik hayat kendi kurallarını oluşturur. Doğanın kendisinin ürettiklerinin yerini insanın seçerek ürettikleri alır. Yine doğada kendiliğinden yaşayan canlıların yerini insanlar için yararlı olduğu düşünülen evcil hayvanlar alır. Böylece yabani hayvanların ve bitkisel ürünlerin birçok türü yok olur. Yani tarımsal üretimle çevrenin dengesi değişir ve insanların üretimin bir parçası haline getirilmesi süreci başlar.

Sanayi devrimiyle toplumsal süreçler üçüncü aşamaya taşınır. Makineleşme ile fabrikalar açılmaya ve insanlar bu merkezlere göçmeye başlar. Fabrikalarda çalışan insanların hayatları belirli bir rutine bağlanır. Tarım devrimiyle üretimin bir parçası haline gelmeye başlanan insanın hayatı artık makinenin kontrolü altındadır. Bilimsel anlamda sanayileşmenin ilk dönemi klasik dönem olarak bilinir ve insanın makinenin bir parçası gibi görüldüğü bir dönemdir. Her şey verimlilik üzerine biçimlendirilmiştir. Bu süreci en iyi anlatan Charie Chaplin’in ‘Modern Times’ filmidir.

 Sanayi toplumunun ikinci dönemini Neo-Klasik akım oluşturur. İnsanın duygularının olduğu, onun makinenin bir parçası olması anlayışının yumuşatılması, duygularının da işin içine katılması gerektiği öne sürülür ama bu süreçte de her şey verimlilik üzerine kurgulanmıştır. Çünkü amaç kazanmaktır, daha çok, daha çok kazanmak! Yani insan üretimin vazgeçilmez bir parçasıdır artık…

Nihayet işin içine teknoloji girer. Yeni keşifler, yeni buluşlar baş döndürücü bir hızla varlığını sürdürür. Teknoloji hep vardı aslında ama o kadar hızlanır ki insanlar neye uğradığını şaşırır ve farkında olmadan teknolojinin kölesi olurlar. Çalışma zamanları dışında bütün zamanlarını onunla doldurmaya başlarlar ve insan kendine yabancıdır artık. En çok kullanılan duyu organı gözdür. İkinci sırayı parmaklar alır. İnsan çevresinden kopuk, daha az konuşan bir robota dönüşme yolunda ilerlemesini sürdürür…

İnsanın yolculuğunda en çok kullandığı araç cep telefonu olur. Kitap çok gerilerde kalır. İkinci sırayı televizyon ve filmler alır. Dünyayı yönetenler insanların bağımlı oldukları araçları onların algılarını yönetmek üzere kullanmaya başlar. Nasıl mı? Örneğin tarihi bir filmle tarihin bir dönemi hakkında bilgileneceğinizi düşünürsünüz değil mi?  Oysa o filmlerle tarihi bile değiştirip sunarlar size. Neden mi? Bugün yaptıklarını halkalaştırabilmek için. Yarın yapacaklarının alt yapısını oluşturabilmek için. Bu noktada George Orwell’in ‘1984’ romanı geldi aklıma. Bu durumu çok iyi anlatan ve yaşatan bir roman olduğunu düşünüyorum. Yukarıda verdiğim bir örnekti sadece. Elbette ki, insanları kullanabilmenin, algılarını değiştirebilmenin başka araçları da vardır. Örneğin inançları, ırkları, duyguları…

Yaklaşık olarak 2,5 milyar yıl önce modern insanlara benzeyen hayvanlar ortaya çıkmıştı. Bu canlıların serüveni kendi varlıklarını sürdürebilmekle başlamıştı. Daha sonra yaşadıkları doğayla baş etmek için olayları, olguları anlamaya, anlamlandırmaya çabalamışlardı... İşte o günden günümüze insanlığın yolculuğunda gelinen nokta.

Hiç unutmam, çocuktum tüpte çikolatalar yeni çıkmıştı. Bir gün okul çıkışı aldım. Çantama koyup eve geldim. Eve geldikten bir süre sonra tüpü açtım ve ağzımla içindeki çikolatayı emmeye başladım. Babaannem beni gördü ve bağırarak bana doğru koşmaya başladı. “Kızım Merhem yiyorsun”  Neye uğradığımı anlamadan elimden çikolata tüpümü kaptığı gibi tarlaya fırlattı. Ben de peşinden koştum, onu geri aldım. “Babaanne bu merhem değil, içinde çikolata var, istersen sana tattırabilirim.” dedim ve devamında bir süre dil döktüm. Nihayet onu ikna edebildim ama kafasını umutsuzca sallayıp şöyle dedi: “Dünya’nın çivisi çıktı.” Acaba babaannem bugünü yaşasaydı ne derdi?

Artık bana ayrılan alan bitmek üzere. Başlangıçta aldığım ‘Zamanda’ adlı şiirim şöyle biter:

“Yüreğimin beni götürdüğü yer;

Diri zamanların üretken anaları

Canlılığın akarsuları,

Doğanın beni şefkatle saran cömert kolları

Ve çocukluğumun gülüşlerinde saklı özgür sokakları…”

Yürek hep güzel şeyler ister. Önemli olan bunu sadece kendiniz için değil, bütün insanlık için isteyebilmektir. Hepimiz doğal yaşamı özler olduk ve hepimiz kendimize yabancılaşmaya devam ediyoruz. Yolculuğumuz devam edecek. Sağlık ve mutlulukla kalın…

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 8 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Ayşe Tosun 10 Aralık 2019 Salı  12:59

Bugüne kadar insan denilen teknoloji üretilemedi. Umarım yok da edilmez.

Yorumu oyla      0      0  
Süsü KARATAŞ 10 Aralık 2019 Salı  12:04

Evet çok haklısınız. İnsanoğlu gittikçe kendine yabancılaşıyor ve özünden uzaklaşıyor. Öyle bir zaman gelecek ki, er ya da geç insanlar, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan hakiki insanlık yolunda birleşecek. Bu da evrim ve tekamül ede ede, özüne dönerek gerçekleşecek. Ben buna gönülden inanıyorum.??????????

Yorumu oyla      0      0  
Süsü KARATAŞ 10 Aralık 2019 Salı  12:04

Evet çok haklısınız. İnsanoğlu gittikçe kendine yabancılaşıyor ve özünden uzaklaşıyor. Öyle bir zaman gelecek ki, er ya da geç insanlar, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmadan hakiki insanlık yolunda birleşecek. Bu da evrim ve tekamül ede ede, özüne dönerek gerçekleşecek. Ben buna gönülden inanıyorum.??????????

Yorumu oyla      0      0  
Yakup Şap 10 Aralık 2019 Salı  11:20

Ellerine sağlık

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
YENİLENEBİLİR ENERJİ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
BİTSİN BU KAVGA
Esra SARI
Esra SARI
KIŞ MEVSİMİ YAKLAŞIYOR AMAN DİKKAT !
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
TÜRKİYE’DE UZAKTAN EĞİTİM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
DOĞU AKDENİZ'İN İLK KURBANLARI: BAYIR-BUCAK TÜRKMENLERİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ÜLKE EKONOMİLERİNDE BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
AŞI ÇALIŞMALARINDA SON AŞAMA, VAKALAR ARTIYOR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
GÜZEL GÜNLERE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
UZAKTAN EĞİTİM SORUNU
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
“HUKUK”, “ DEVLET”, “ SİYASİ REJİM” İLİŞKİLERİ ÜZERİNE KİMİ GÖRÜŞLER
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ V
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
RUSYA İLE TÜRK CUMHURİYETLERİ’NİN ENERJİ ALANINDAKİ İLİŞKİLERİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
TÜKETİMİN DÖRTTE BİRİ İSTANBUL’DA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
NATO VE AB İÇERİSİNDE TÜRKİYE ÇATLAĞI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
ÖZEL OKULA ÇALIŞAN SİSTEM!
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ENDİŞE VAR DİKKAT YOK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
EYLÜL
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOSTALJİYE YOLCULUK
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva