ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin koronavirüsle mücadelesinde son 24 saat
Türkiye'nin koronavirüsle mücadelesinde son 24 saat
Termal tesisler yeni döneme hazırlanıyor
Termal tesisler yeni döneme hazırlanıyor
Sabiha Gökçen'de yoğunluk yaşanıyor
Sabiha Gökçen'de yoğunluk yaşanıyor
Bingöl kırsalında terör örgütü PKK'ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
Bingöl kırsalında terör örgütü PKK'ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
e-Devlet'te en çok bu hizmet sorgulandı
e-Devlet'te en çok bu hizmet sorgulandı

R.Bülend KIRMACI

KARPUZ GİBİ 2’YE YARILMAK
20 Mayıs 2020 Çarşamba

İki veriye bakıp, karpuz gibi ortadan ikiye yarılabiliriz. Bardağın boş veya dolu tarafını görmek de diyebiliriz… Birinci veri kümesi; resmi işsiz sayımız 4.228.000 olup, % 13,6’dır. Tarım dışı işsizliği de eklerseniz bu oran % 15,4 gibi çok ciddi bir dramın habercisidir. İkinci veri kümesi Hükümet çevrelerine aittir; Vefa Destek Grupları 5 milyon eve destek götürmüş, “Biz Bize Yeteriz” kampanyasından bugüne kadar 2 milyon TL para toplanmıştır. Türkiye bu iki veri ekseninde ister istemez ayrışacaktır; çünkü bu iki veri bir yerde birbirine zıt anlayışı ortaya koymaktadır. Yoksullara yardım edilmesine hiçbir itirazımız yoktur, tam tersine daha da fazla yardım sağlanması için toplumsal dayanışma, çok olumlu bir edimdir. Ancak öte yandan yoksulluğu en aza indirmek, işsizlerimize iş sağlamakla olur. Sağlanacak işlerin düzenli, adil bir gelir getirmesi ve insanca bir emeklilik süreciyle teçhiz edilmesi esastır. İşte bu iki temel yaklaşım; yani bir yandan yardım bekleyen yoksulluk ile diğer yanda yardıma ihtiyaç kalmaksızın insanlarımızın ayakta kalmasını sağlayacak yaklaşım, aslında ekonomik politikalarda temel tercihleri de çağırmaktadır. Daha sürdürülebilir olanı, daha insanca ve hakça olanı istihdam yaratmaktır. Elbette bardağın boş tarafını yazacağız, ki, sorunlarımızı çözüme kavuşturabilelim. Yapılanları da takdir edeceğiz, ki, daha iyisini yapmaya cesaret bulabilelim. Son yazacağımı şimdiden yazmak istiyor ve kısa-orta vadede alınması gereken kimi önlemlerle, bu tabloya, bu sürece katkıda bulunmayı diliyorum.

Dört öneri

İlk olarak Türkiye fonlarını mutlaka amacına uygun olarak değerlendirmelidir. İşsizlik Fonu örneğin; daha önce büyük oranda borçlanmalarda kullanıldığından ancak onda biri kadar bir verimle bu süreçte yaralarımıza pansuman olmaktadır. Kamudan başlayarak tasarruf oranımız kümülatif anlamda en az % 25’lerde gerçekleşmelidir. Tasarruf açısından önde gelen siyasetçiler ve “rol-modeller” mutlaka topluma örnek olmalıdırlar. Gerçek itibar, bu zor koşullarda halk gibi yaşamaktır. Tasarruf kavramının bir biriktirme, harcamama, israfa kaçmama gibi yönü vardır ama bir de harcamalarda, yatırımlarda öncelikli tercihler anlamında bir boyutu vardır. İşte bu yönüyle de tasarruf, akılcı yatırımlara, çabuk geri ödeyen ve çokça paylaştıran girişimciliğe yönlendirilmelidir. İkinci olarak, sevindirici bir gelişmeyle hatırlıyoruz ki; ülkemizde gümrük duvarları yükselmektedir. Türkiye, yol geçen hanı olamaz. İşimiz için gereken üretim amacıyla kritik ara-malları ve hammaddeleri (hatta kurla destek olarak) ithal edebiliriz ama lüks tüketime veya zaten emsali bizde olan ürünlerin ithaline bir son vermek zorundayız. Bu aynı zamanda dış ticaret açıklarımızın azaltılması ve cari açığın frenlenmesi kadar, bütçe eksik ve gediğinin de yamanmasına yarayacak bir tutum olacaktır. Ancak o arada Türkiye, zorunlu ithal ettiği ürünleri de araştırma-geliştirme ve teknoloji yükseltici faaliyetler eşliğinde bir zaman dilimine bağlı olarak kendisi üretmeye bakmalı bu anlamda dışarıya bağımlılık en aza indirgenmelidir. Örneğin yaşamsal bir sektör olan tarım alanında ilacından gübresine dışarıdan ithalat yükümüzü azaltacak birikime ve deneyime sahip olduğumuza inanıyor ve gümrük duvarlarımızı güçlendirmede en temel tuğla ve harcı tarım girdilerini yerlileştirerek koyacağımıza inanıyorum. Bu gelişmelere koşut olarak ikinci öneri demetimi, Gümrük Birliğinden hızla çıkmalıyız şeklinde tamamlamak isterim. Üçüncü olarak, ülkemiz elbette para basma hakkını kullanmalı ancak piyasaya sürülecek paranın üretim odaklarına intikali ve günü geldiğinde geri çağırılması açısından gereken planlama da mutlaka yapılmalıdır. Günümüzde ABD, Almanya, İtalya, İspanya ihtiyaçlarından fazlası nakit akışını sağlamak için banknot matbaalarını çalıştırmaktadırlar. Biz neden enflasyonla mücadelede fazla bir sapmaya yol açmadan ve mali disiplinden ayrılmadan para basma hakkımızı kullanmayalım? Kullanmayalım da IMF’den borç mu alalım? O tür borçlanmanın elimizden Telekom, Tüpraş ve Tekel’i çıkarmaya yol açan süreçlere katkısını nasıl unuturuz. Bir daha böylesi tuzaklara düşmeden aklın gereğini kararlılıkla icra edelim. Nihayet bu 3. önerime de destek olacak şekilde, 4. önerim olarak; komşularımızla kendi para birimlerimizle ticaret ve doların saltanatına son verilmesi için çaba gösterelim. Türkiye, Rusya, İran, Çin, Suriye, Irak ve daha bir çok ülkenin zaten bir süredir arayışta olduğu bu konuya yönelirse, orta ve uzun vadede kesin olarak kazançlı çıkacaktır. Bu ülkelerin kendi aralarındaki ticarette kullandıkları para birim değişim değerleri, bir yıl için sabit tutulabilir ertesi yıl her bir ülkenin dünya ticaretinden aldığı pay ve GSMH artışlarıyla karşılıklı kur yeniden hesaplanabilir, cari ticaret açısından ise devletler, tahvilleri ile bu ticareti hukuken ve mali olarak garanti altına alabilir ve destekler. Böylece önce ikili olarak sonra da çok taraflı olarak dolar dışındaki, avro dışındaki, paralarla da ticaret mümkün hale gelebilir.

Mahşerin 4 atlısı

Toplumsal dayanışma dönemi içindeyiz. Devlet her türlü önlemi aşamalarla da olsa almaya, vatandaş ise ayakta kalmaya çalışıyor. Bu süreçte benim mahşerin 4 atlısı diye tanımladığım kimi çevreler, söz konusu toplumsal dayanışmaya pek aldırmıyor, kendilerinden beklenilen özveri ve dikkati sunmuyorlar. Bunlardan birincisi özel sermayeli yabancı bankalardır. Bunlar dünyada emsali görülmemiş şekilde öz-kaynaklarının % 33’ü kadar bu memleketten kar elde ederken, son kriz ortamında, bireysel ve işletme kredileri ve faiz yüklerini makul düzeyde rahatlatma çabasından ısrarla kaçınmaktadırlar. İkinci olarak özel okullar, velilerin hukuken kendilerine olan borçlarının ifasında ayrım noktası olan “tamamlayıcı” öğretim ile “telafi” edici eğitimi gargaraya getirmekte, uzaktan öğretim (ki, tamamlayıcı sayılmakta ve borcun ifasını mücbir nedenlerle büyük oranda ortadan kaldırmaktadır) ile süreci idame ettirip ve de okulların çoğunda öğretmen maaş yükleri kısa çalışmaya başvurulduğu için azalmasına, okul kapalı olduğu için elektrik, su hatta görevli giderleri azalmasına, buna karşılık evde zaman geçiren veliler için bu yüklerin artmış olmasına karşılık; yıllık bazda aylık hesaplanan okul ücretlerinden bir indirim yapmaya yanaşmamaktadırlar. Mahşerin üçüncü atlısı kimi özel hastaneler olup bunlardan bazılarının “acil kabulünden” “serviste yatarak bakıma” bu yaman salgınla ilgili vakaları parasız kabulde ciddi engeller çıkarttıkları söylenmektedir. Bunların tutumu, canhıraş bir şekilde salgınla mücadele eden kahraman sağlık ordumuzun varlığıyla karşılaştırıldığında, ne kadar bencil oldukları gerçeği de ortaya çıkmaktadır. Mahşerin dördüncü atlısı ise elektrik tedarik şirketleri olup; bunlardan kimileri “faturalarda bir yıllık ortalamanın üzerine çıkılamaz” kararını hiçe sayıp; iş yerlerinden ve hanelerden (kriz dönenimde kaçınılmaz olarak artan sarfiyat nedeniyle) astronomik bedeller talep edebilmektedir. Tekrar edelim dilerim ki, bu 4 atlının tutumu aşılır.

Sorunlar yumağı

Evet Türkiye sorunlarının köküne inmek ve onları kalıcı olarak çözmek zorundadır. Piyasada dolaşan 3 trilyon dolar kredinin azımsanmayacak kısmını bireysel ihtiyaçlar için tüketiciler kullanmaktadır. Bu şu demektir; kolayda mallar için, hatta gündelik gıda tüketimi için bile kredi kartları devrededir... Demek ki, maaşı, ücreti, emekliliğiyle hakça bir düzen kuramadık. Gelirleri yetmeyen aileler “borçlanmakta”, yoksulluğun yarı çapı 22 milyon insana ulaşmış bulunmaktadır. Yıl sonunda (2020) 433 milyar TL civarında bütçe açığı beklenmektedir. Yurt dışı inşaat, turizm ve işçi döviz gelirlerinin geçen yılın altında kalacağı çok açıktır. İstihdam kaybı artacaktır. Vergi gelirlerinin bütçe açığını karşılama oranı % 48’in altına inmiştir. Vergiyi toplayacak üretim ve kar eden işletme bulmak zorlaşmaktadır. Yine yıl sonuna kadar 168,5 milyar dolar ödenmesi gereken borç varken, Merkez Bankası rezervlerimiz 86 milyar dolar dolayındadır. İthalat ve ihracat birlikte azalsa da, aradaki fark geçen ay (2020-Nisan) 4 milyar dolar olmak üzere halen ithalat lehinedir. Yazımın başında değindiğim işsizlik fonunda biriken 138 milyar TL’den 6 milyon aileye yardım için ancak 10 milyar TL kullanılabilmiştir. Tarımda mevsimlik iş gücünün durumu perişandır, iş aramaktan vazgeçen 3,5 milyondan fazla insanımız mevcuttur. İşte Türkiye, bu tabloyu salgın, yangın, kriz beklemeden aşmak zorundadır.

Yol ayrımı

Türkiye bir yol ayrımındadır. Makas değiştirmek zorundadır. Yeni bir Dünya kurulmaktadır. Üretim ekonomisi esas alınmalı, üretici baş tacı kılınmalıdır. KOBİ’lere, Teknoparklara, Serbest Bölgelere, mesleki teknik eğitime, yazılıma, gıda güvenliğine ve genel olarak tarıma çok büyük önem vermeliyiz. Türkiye, ucuz, temiz, yenilenebilir alternatif enerji kaynakları ve modernize edilecek santralleri ile dışa bağımlılığını en aza indirmeli, % 25 enerji tasarrufu ve % 25 enerji verimi denklemini mutlaka kurmalıdır. Türkiye, tekil ve milli devlet anlayışı temelinde akıllı şehirler oluşturmalı, yönetime katılımı kırdan kente artırmalı, kooperatifçilik ve tanzim satış üniteleriyle çiftçinin ürününü değerinden almalı, tüketicinin sofrasına aracız olarak sunmayı başarmalıdır. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme çalışmalarında ziraat mühendislerinden azami olarak yararlanmalı, atıl arazilerden başlanarak tarım/ toprak reformu gündeme alınmalıdır. Üreticiler bilgi bankalarıyla donatılmalı, ihracatçılar özendirilmeli ve doğru yönlendirilmelidir. Gelir dağılımı adaleti ve hakça bir ücretlendirme politikası uygulanmalı, “az kazanandan az, çok kazanandan çok” vergi alınmalıdır. Nihayet Türkiye, her türlü yatırımını eğitim alanında yoğunlaştırmalı, sağlık ve eğitim hizmetleri kamucu bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır. Sorunlar vardır, çözümler de vardır! Önemli olan karpuz gibi ikiye bölünmek değil, üretimin, zenginliğin sofrasını beraberce kurmak ve tüm nimetleri hakça bölüşerek, toplum olarak dayanışarak, ulusal birliğimize sahip çıkarak, daha fazla üretmektir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
ELEKTRONİK İMZA HAKKINDA NE BİLİYORUZ?
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
BATILILAŞMANIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE TARİHSEL YANSIMALARI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KREDİ ÇÖZÜM MÜ?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
İNSANİ GELİŞMİŞLİK VE TÜRKİYE
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
OYUN ŞİMDİ BAŞLIYOR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
LİBYA VE DOĞU AKDENİZ’DE SON DURUM
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
YÜZYILLARDIR DEĞİŞMEYEN SORUN
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ZAMANIN İÇİNDEN GEÇERKEN
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SÜREKLİ HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN YORGUN DÜŞMEK
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
AVM’SİZ YAŞAYAMAYANLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
SURİYE'DEKİ CİHATÇILAR İLE ESAD MİLİSLERİNİN LİBYA'YA KONUŞLANDIRILMASI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
KONUT FİYAT ENDEKSİ
Esra SARI
Esra SARI
NORMAL HAYATA DÖNÜŞ ÇETREFİLLİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
OPERATÖRLER ACİL DURUMLARA NE KADAR HAZIR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
DİJİTAL DÖNÜŞÜM İLE DEĞİŞİYOR MUYUZ?
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUKLARIN GÜVENLİ İNTERNET KULLANIMI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SAVUNULANI TEMSİL ÇOK ÖNEMLİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
ÖZÜ KAYBEDENLER, HAKİKATİ ŞEKİLDE ARARLAR
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva