ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Ağır hasarlı ve yıkılacak evler için 41 bin lira destek
Ağır hasarlı ve yıkılacak evler için 41 bin lira destek
Libya hükümeti ateşkesi gözden geçirecek
Libya hükümeti ateşkesi gözden geçirecek
Depremzedelere 30 bin ton kömür dağıtılacak
Depremzedelere 30 bin ton kömür dağıtılacak
Esed rejimi ve Rusya sivilleri vurdu
Esed rejimi ve Rusya sivilleri vurdu
İdlib'den göç tüm hızıyla devam ediyor
İdlib'den göç tüm hızıyla devam ediyor

Seda TOLMAÇ

İNSAN RUHUNUN GENİ YOKTUR
1 Temmuz 2019 Pazartesi

Hep deriz ya; “Geleceğin meslekleri değişiyor, bugünden şekillenmeye başladı, gelecekte insan hayatında var olan meslekler, bugünden çok farkı olacak” diye… İşte o mesleklerden biri olan ‘genetik mühendisliği’ ile ilgili en önemli örneği geçen gün izlediğim ‘Gattaca’ filmde gördüm. 
Andrew Niccol’un yazıp yönettiği Gattaca filmi, kadrosunda Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law gibi muhteşem oyuncuları barındırıyordu. Film, genetik mühendisliğin gelişmesiyle ‘kusursuz’ insanlar yaratma dönemini ele alıyor ve aslında yakın geleceğin bir manzarasını bizlere sunuyor. 
“En gerçekçi bilim kurgu” filmleri arasında yerini alan Gattaca, 1997 yapımı bir film. Film, az önce de bahsettiğim gibi 21.yüzyılda dünyada genetik mühendisliğinin çok ilerlediği ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaya çalışıldığı bir evrende geçiyor. Bu evrenin yakın gelecekte yaşanılması oldukça mümkün, bana göre.
Filmde, teknolojinin hızla ilerlediği bir zaman var ve o zamanda herkes ‘kusursuz’ çocuklara sahip olabiliyor. Genetik mühendisliği sayesinde, çocuğun doğmadan önce sahip olacağı fiziksel özellikleri, yetenekleri belirleniyor ve dünyaya gelen çocuklar kusursuz özelliklerle dünyaya geliyor. Genetiğine müdahale edilmeyenlerin ise, yine ilerleyen teknolojiyle birlikte yüzde kaç hangi hastalığa sahip olduğu, kaç yıl yaşayacağı gibi ‘olasılıklar’ belirleniyor. Ama filmde özellikle şu ayrım oldukça dikkati çekiyor ve benim de dikkati çekmeye çalıştığım konu aslında tam bu;
Doğumdan önce genetiğine müdahale edilen ve kusursuz özelliklerle dünyaya gelen çocuklar, toplumda ‘üst sınıf’ olarak yerini alıyor. Çünkü kusursuz insanların hiçbir şekilde bir hastalığa yakalanma risklerinin olmadığı, yeteneklerinin ve bu yeteneklerine bağlı gelişen performanslarının hiçbir şekilde azalmayacağı kabul görülüyor. Genetiğine müdahale edilmeyen ve tamamen doğal yollarla dünyaya gelen çocuklar ise, toplumda ‘alt sınıf’ olarak görülüyor ve ilerleyen yıllarda bu kişilerin ‘vasıfsız’ işlerde çalışmaları isteniyor. Çünkü o insanların yeteneklerinin bir sınırı olduğu ve o sınırı aşamayacakları kabul görülüyor. 
Yakın gelecekte olması muhtemel kabul edilen bu düşünce ışığında, filmde genetiği değiştirilmemiş, kalp hastası, toplumdan dışlanan bir birey olarak kabul gören Vincet’in uzaya olan sevgisiyle, uzaya gitmek için, uzay alanında çalışmalar yapan Gattaca Şirketi’ne girme çabasını görüyoruz. Film aynı zamanda, ‘kusurlu’ kabul edilen insanların hayalleri için yeteneklerini nasıl zorlayabileceklerini de ortaya koyuyor aslında.
İşte! Filmde beni en çok etkileyen de buydu; ‘kusurlu’ kabul edilerek toplumdan soyutlanan insanların, hayalleri için sınırlarını zorlayabildiğini ve zorladıkları sınırlara ulaşabildikleri anı görmek… Zaten filmde de bana bu düşünceyi hissettiren en iyi replik “İnsan ruhunun geni yoktur” oldu. 
Evet! Yakın gelecekte genetiği değiştirilen ‘kusursuz’ insanların varlığı mümkün olabilir. Kusursuz insanların yetenekleriyle her şeyi kolaylıkla yapabilmesi de mümkün. Ama böyle bir gelecekte  ‘kusurlu’ tabir edilen insanların toplumdan soyutlanması veya ‘alt sınıf’ olarak kabul görmesi mümkün değil. 
Bana göre, hayalleri ve inancı uğruna yeteneklerinin sınırlarını zorlayan ve mücadele eden her insan ‘kusursuz’ insandır. Öyle ya; mücadele olmadıkça yeteneklerin ne anlamı kalır?Hep deriz ya; “Geleceğin meslekleri değişiyor, bugünden şekillenmeye başladı, gelecekte insan hayatında var olan meslekler, bugünden çok farkı olacak” diye… İşte o mesleklerden biri olan ‘genetik mühendisliği’ ile ilgili en önemli örneği geçen gün izlediğim ‘Gattaca’ filmde gördüm. 
Andrew Niccol’un yazıp yönettiği Gattaca filmi, kadrosunda Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law gibi muhteşem oyuncuları barındırıyordu. Film, genetik mühendisliğin gelişmesiyle ‘kusursuz’ insanlar yaratma dönemini ele alıyor ve aslında yakın geleceğin bir manzarasını bizlere sunuyor. 
“En gerçekçi bilim kurgu” filmleri arasında yerini alan Gattaca, 1997 yapımı bir film. Film, az önce de bahsettiğim gibi 21.yüzyılda dünyada genetik mühendisliğinin çok ilerlediği ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaya çalışıldığı bir evrende geçiyor. Bu evrenin yakın gelecekte yaşanılması oldukça mümkün, bana göre.
Filmde, teknolojinin hızla ilerlediği bir zaman var ve o zamanda herkes ‘kusursuz’ çocuklara sahip olabiliyor. Genetik mühendisliği sayesinde, çocuğun doğmadan önce sahip olacağı fiziksel özellikleri, yetenekleri belirleniyor ve dünyaya gelen çocuklar kusursuz özelliklerle dünyaya geliyor. Genetiğine müdahale edilmeyenlerin ise, yine ilerleyen teknolojiyle birlikte yüzde kaç hangi hastalığa sahip olduğu, kaç yıl yaşayacağı gibi ‘olasılıklar’ belirleniyor. Ama filmde özellikle şu ayrım oldukça dikkati çekiyor ve benim de dikkati çekmeye çalıştığım konu aslında tam bu;
Doğumdan önce genetiğine müdahale edilen ve kusursuz özelliklerle dünyaya gelen çocuklar, toplumda ‘üst sınıf’ olarak yerini alıyor. Çünkü kusursuz insanların hiçbir şekilde bir hastalığa yakalanma risklerinin olmadığı, yeteneklerinin ve bu yeteneklerine bağlı gelişen performanslarının hiçbir şekilde azalmayacağı kabul görülüyor. Genetiğine müdahale edilmeyen ve tamamen doğal yollarla dünyaya gelen çocuklar ise, toplumda ‘alt sınıf’ olarak görülüyor ve ilerleyen yıllarda bu kişilerin ‘vasıfsız’ işlerde çalışmaları isteniyor. Çünkü o insanların yeteneklerinin bir sınırı olduğu ve o sınırı aşamayacakları kabul görülüyor. 
Yakın gelecekte olması muhtemel kabul edilen bu düşünce ışığında, filmde genetiği değiştirilmemiş, kalp hastası, toplumdan dışlanan bir birey olarak kabul gören Vincet’in uzaya olan sevgisiyle, uzaya gitmek için, uzay alanında çalışmalar yapan Gattaca Şirketi’ne girme çabasını görüyoruz. Film aynı zamanda, ‘kusurlu’ kabul edilen insanların hayalleri için yeteneklerini nasıl zorlayabileceklerini de ortaya koyuyor aslında.
İşte! Filmde beni en çok etkileyen de buydu; ‘kusurlu’ kabul edilerek toplumdan soyutlanan insanların, hayalleri için sınırlarını zorlayabildiğini ve zorladıkları sınırlara ulaşabildikleri anı görmek… Zaten filmde de bana bu düşünceyi hissettiren en iyi replik “İnsan ruhunun geni yoktur” oldu. 
Evet! Yakın gelecekte genetiği değiştirilen ‘kusursuz’ insanların varlığı mümkün olabilir. Kusursuz insanların yetenekleriyle her şeyi kolaylıkla yapabilmesi de mümkün. Ama böyle bir gelecekte  ‘kusurlu’ tabir edilen insanların toplumdan soyutlanması veya ‘alt sınıf’ olarak kabul görmesi mümkün değil. 
Bana göre, hayalleri ve inancı uğruna yeteneklerinin sınırlarını zorlayan ve mücadele eden her insan ‘kusursuz’ insandır. Öyle ya; mücadele olmadıkça yeteneklerin ne anlamı kalır?Hep deriz ya; “Geleceğin meslekleri değişiyor, bugünden şekillenmeye başladı, gelecekte insan hayatında var olan meslekler, bugünden çok farkı olacak” diye… İşte o mesleklerden biri olan ‘genetik mühendisliği’ ile ilgili en önemli örneği geçen gün izlediğim ‘Gattaca’ filmde gördüm. 
Andrew Niccol’un yazıp yönettiği Gattaca filmi, kadrosunda Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law gibi muhteşem oyuncuları barındırıyordu. Film, genetik mühendisliğin gelişmesiyle ‘kusursuz’ insanlar yaratma dönemini ele alıyor ve aslında yakın geleceğin bir manzarasını bizlere sunuyor. 
“En gerçekçi bilim kurgu” filmleri arasında yerini alan Gattaca, 1997 yapımı bir film. Film, az önce de bahsettiğim gibi 21.yüzyılda dünyada genetik mühendisliğinin çok ilerlediği ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaya çalışıldığı bir evrende geçiyor. Bu evrenin yakın gelecekte yaşanılması oldukça mümkün, bana göre.
Filmde, teknolojinin hızla ilerlediği bir zaman var ve o zamanda herkes ‘kusursuz’ çocuklara sahip olabiliyor. Genetik mühendisliği sayesinde, çocuğun doğmadan önce sahip olacağı fiziksel özellikleri, yetenekleri belirleniyor ve dünyaya gelen çocuklar kusursuz özelliklerle dünyaya geliyor. Genetiğine müdahale edilmeyenlerin ise, yine ilerleyen teknolojiyle birlikte yüzde kaç hangi hastalığa sahip olduğu, kaç yıl yaşayacağı gibi ‘olasılıklar’ belirleniyor. Ama filmde özellikle şu ayrım oldukça dikkati çekiyor ve benim de dikkati çekmeye çalıştığım konu aslında tam bu;
Doğumdan önce genetiğine müdahale edilen ve kusursuz özelliklerle dünyaya gelen çocuklar, toplumda ‘üst sınıf’ olarak yerini alıyor. Çünkü kusursuz insanların hiçbir şekilde bir hastalığa yakalanma risklerinin olmadığı, yeteneklerinin ve bu yeteneklerine bağlı gelişen performanslarının hiçbir şekilde azalmayacağı kabul görülüyor. Genetiğine müdahale edilmeyen ve tamamen doğal yollarla dünyaya gelen çocuklar ise, toplumda ‘alt sınıf’ olarak görülüyor ve ilerleyen yıllarda bu kişilerin ‘vasıfsız’ işlerde çalışmaları isteniyor. Çünkü o insanların yeteneklerinin bir sınırı olduğu ve o sınırı aşamayacakları kabul görülüyor. 
Yakın gelecekte olması muhtemel kabul edilen bu düşünce ışığında, filmde genetiği değiştirilmemiş, kalp hastası, toplumdan dışlanan bir birey olarak kabul gören Vincet’in uzaya olan sevgisiyle, uzaya gitmek için, uzay alanında çalışmalar yapan Gattaca Şirketi’ne girme çabasını görüyoruz. Film aynı zamanda, ‘kusurlu’ kabul edilen insanların hayalleri için yeteneklerini nasıl zorlayabileceklerini de ortaya koyuyor aslında.
İşte! Filmde beni en çok etkileyen de buydu; ‘kusurlu’ kabul edilerek toplumdan soyutlanan insanların, hayalleri için sınırlarını zorlayabildiğini ve zorladıkları sınırlara ulaşabildikleri anı görmek… Zaten filmde de bana bu düşünceyi hissettiren en iyi replik “İnsan ruhunun geni yoktur” oldu. 
Evet! Yakın gelecekte genetiği değiştirilen ‘kusursuz’ insanların varlığı mümkün olabilir. Kusursuz insanların yetenekleriyle her şeyi kolaylıkla yapabilmesi de mümkün. Ama böyle bir gelecekte  ‘kusurlu’ tabir edilen insanların toplumdan soyutlanması veya ‘alt sınıf’ olarak kabul görmesi mümkün değil. 
Bana göre, hayalleri ve inancı uğruna yeteneklerinin sınırlarını zorlayan ve mücadele eden her insan ‘kusursuz’ insandır. Öyle ya; mücadele olmadıkça yeteneklerin ne anlamı kalır?Hep deriz ya; “Geleceğin meslekleri değişiyor, bugünden şekillenmeye başladı, gelecekte insan hayatında var olan meslekler, bugünden çok farkı olacak” diye… İşte o mesleklerden biri olan ‘genetik mühendisliği’ ile ilgili en önemli örneği geçen gün izlediğim ‘Gattaca’ filmde gördüm. 
Andrew Niccol’un yazıp yönettiği Gattaca filmi, kadrosunda Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law gibi muhteşem oyuncuları barındırıyordu. Film, genetik mühendisliğin gelişmesiyle ‘kusursuz’ insanlar yaratma dönemini ele alıyor ve aslında yakın geleceğin bir manzarasını bizlere sunuyor. 
“En gerçekçi bilim kurgu” filmleri arasında yerini alan Gattaca, 1997 yapımı bir film. Film, az önce de bahsettiğim gibi 21.yüzyılda dünyada genetik mühendisliğinin çok ilerlediği ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaya çalışıldığı bir evrende geçiyor. Bu evrenin yakın gelecekte yaşanılması oldukça mümkün, bana göre.
Filmde, teknolojinin hızla ilerlediği bir zaman var ve o zamanda herkes ‘kusursuz’ çocuklara sahip olabiliyor. Genetik mühendisliği sayesinde, çocuğun doğmadan önce sahip olacağı fiziksel özellikleri, yetenekleri belirleniyor ve dünyaya gelen çocuklar kusursuz özelliklerle dünyaya geliyor. Genetiğine müdahale edilmeyenlerin ise, yine ilerleyen teknolojiyle birlikte yüzde kaç hangi hastalığa sahip olduğu, kaç yıl yaşayacağı gibi ‘olasılıklar’ belirleniyor. Ama filmde özellikle şu ayrım oldukça dikkati çekiyor ve benim de dikkati çekmeye çalıştığım konu aslında tam bu;
Doğumdan önce genetiğine müdahale edilen ve kusursuz özelliklerle dünyaya gelen çocuklar, toplumda ‘üst sınıf’ olarak yerini alıyor. Çünkü kusursuz insanların hiçbir şekilde bir hastalığa yakalanma risklerinin olmadığı, yeteneklerinin ve bu yeteneklerine bağlı gelişen performanslarının hiçbir şekilde azalmayacağı kabul görülüyor. Genetiğine müdahale edilmeyen ve tamamen doğal yollarla dünyaya gelen çocuklar ise, toplumda ‘alt sınıf’ olarak görülüyor ve ilerleyen yıllarda bu kişilerin ‘vasıfsız’ işlerde çalışmaları isteniyor. Çünkü o insanların yeteneklerinin bir sınırı olduğu ve o sınırı aşamayacakları kabul görülüyor. 
Yakın gelecekte olması muhtemel kabul edilen bu düşünce ışığında, filmde genetiği değiştirilmemiş, kalp hastası, toplumdan dışlanan bir birey olarak kabul gören Vincet’in uzaya olan sevgisiyle, uzaya gitmek için, uzay alanında çalışmalar yapan Gattaca Şirketi’ne girme çabasını görüyoruz. Film aynı zamanda, ‘kusurlu’ kabul edilen insanların hayalleri için yeteneklerini nasıl zorlayabileceklerini de ortaya koyuyor aslında.
İşte! Filmde beni en çok etkileyen de buydu; ‘kusurlu’ kabul edilerek toplumdan soyutlanan insanların, hayalleri için sınırlarını zorlayabildiğini ve zorladıkları sınırlara ulaşabildikleri anı görmek… Zaten filmde de bana bu düşünceyi hissettiren en iyi replik “İnsan ruhunun geni yoktur” oldu. 
Evet! Yakın gelecekte genetiği değiştirilen ‘kusursuz’ insanların varlığı mümkün olabilir. Kusursuz insanların yetenekleriyle her şeyi kolaylıkla yapabilmesi de mümkün. Ama böyle bir gelecekte  ‘kusurlu’ tabir edilen insanların toplumdan soyutlanması veya ‘alt sınıf’ olarak kabul görmesi mümkün değil. 
Bana göre, hayalleri ve inancı uğruna yeteneklerinin sınırlarını zorlayan ve mücadele eden her insan ‘kusursuz’ insandır. Öyle ya; mücadele olmadıkça yeteneklerin ne anlamı kalır?Hep deriz ya; “Geleceğin meslekleri değişiyor, bugünden şekillenmeye başladı, gelecekte insan hayatında var olan meslekler, bugünden çok farkı olacak” diye… İşte o mesleklerden biri olan ‘genetik mühendisliği’ ile ilgili en önemli örneği geçen gün izlediğim ‘Gattaca’ filmde gördüm. 
Andrew Niccol’un yazıp yönettiği Gattaca filmi, kadrosunda Ethan Hawke, Uma Thurman ve Jude Law gibi muhteşem oyuncuları barındırıyordu. Film, genetik mühendisliğin gelişmesiyle ‘kusursuz’ insanlar yaratma dönemini ele alıyor ve aslında yakın geleceğin bir manzarasını bizlere sunuyor. 
“En gerçekçi bilim kurgu” filmleri arasında yerini alan Gattaca, 1997 yapımı bir film. Film, az önce de bahsettiğim gibi 21.yüzyılda dünyada genetik mühendisliğinin çok ilerlediği ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaya çalışıldığı bir evrende geçiyor. Bu evrenin yakın gelecekte yaşanılması oldukça mümkün, bana göre.
Filmde, teknolojinin hızla ilerlediği bir zaman var ve o zamanda herkes ‘kusursuz’ çocuklara sahip olabiliyor. Genetik mühendisliği sayesinde, çocuğun doğmadan önce sahip olacağı fiziksel özellikleri, yetenekleri belirleniyor ve dünyaya gelen çocuklar kusursuz özelliklerle dünyaya geliyor. Genetiğine müdahale edilmeyenlerin ise, yine ilerleyen teknolojiyle birlikte yüzde kaç hangi hastalığa sahip olduğu, kaç yıl yaşayacağı gibi ‘olasılıklar’ belirleniyor. Ama filmde özellikle şu ayrım oldukça dikkati çekiyor ve benim de dikkati çekmeye çalıştığım konu aslında tam bu;
Doğumdan önce genetiğine müdahale edilen ve kusursuz özelliklerle dünyaya gelen çocuklar, toplumda ‘üst sınıf’ olarak yerini alıyor. Çünkü kusursuz insanların hiçbir şekilde bir hastalığa yakalanma risklerinin olmadığı, yeteneklerinin ve bu yeteneklerine bağlı gelişen performanslarının hiçbir şekilde azalmayacağı kabul görülüyor. Genetiğine müdahale edilmeyen ve tamamen doğal yollarla dünyaya gelen çocuklar ise, toplumda ‘alt sınıf’ olarak görülüyor ve ilerleyen yıllarda bu kişilerin ‘vasıfsız’ işlerde çalışmaları isteniyor. Çünkü o insanların yeteneklerinin bir sınırı olduğu ve o sınırı aşamayacakları kabul görülüyor. 
Yakın gelecekte olması muhtemel kabul edilen bu düşünce ışığında, filmde genetiği değiştirilmemiş, kalp hastası, toplumdan dışlanan bir birey olarak kabul gören Vincet’in uzaya olan sevgisiyle, uzaya gitmek için, uzay alanında çalışmalar yapan Gattaca Şirketi’ne girme çabasını görüyoruz. Film aynı zamanda, ‘kusurlu’ kabul edilen insanların hayalleri için yeteneklerini nasıl zorlayabileceklerini de ortaya koyuyor aslında.
İşte! Filmde beni en çok etkileyen de buydu; ‘kusurlu’ kabul edilerek toplumdan soyutlanan insanların, hayalleri için sınırlarını zorlayabildiğini ve zorladıkları sınırlara ulaşabildikleri anı görmek… Zaten filmde de bana bu düşünceyi hissettiren en iyi replik “İnsan ruhunun geni yoktur” oldu. 
Evet! Yakın gelecekte genetiği değiştirilen ‘kusursuz’ insanların varlığı mümkün olabilir. Kusursuz insanların yetenekleriyle her şeyi kolaylıkla yapabilmesi de mümkün. Ama böyle bir gelecekte  ‘kusurlu’ tabir edilen insanların toplumdan soyutlanması veya ‘alt sınıf’ olarak kabul görmesi mümkün değil. 
Bana göre, hayalleri ve inancı uğruna yeteneklerinin sınırlarını zorlayan ve mücadele eden her insan ‘kusursuz’ insandır. Öyle ya; mücadele olmadıkça yeteneklerin ne anlamı kalır?

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
LİNYİT
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
DEPREM VE KENTSEL DÖNÜŞÜM
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
EĞİTİM POLİTİKALARI
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
GÜNDEM BELİRLEME
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE YİYİP NE İÇİYORUZ BİZ?
Esra SARI
Esra SARI
TEKNOLOJİ İLERLEDİ BİZ YALNIZLAŞTIK
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE NE KADAR KAYITSIZ KALINACAK
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİ TRUMP DOKTRİNİ 'SUİKASTLA ÖN ALMA'
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
İZ BIRAKANLAR
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
E-TİCARET NEDİR? NASIL YAPILIR?
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HAYATA UMUTLU VE MUTLU BAKABİLİRİZ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
KENDİNE VE TOPLUMA YABANCILAŞMA
Büşra Çinkaya
Büşra Çinkaya
‘‘CAM ADASI’’ MURANO
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
GELİR EŞİTSİZLİĞİ İÇİN YENİ BİR REÇETE GEREK
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
BERLİN KONFERANSI
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ORTADOĞU’DA ESKİ PROBLEMLERE YENİ KARTLAR DAĞITILIYOR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
SEVGİ VE PAYLAŞMAK ÜZERİNE...
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Hatice Karataş
Hatice Karataş
HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva