ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
TÜBİTAK 20 personel alacak
TÜBİTAK 20 personel alacak
Türkiye ve Katar ortak tatbikat yapacak
Türkiye ve Katar ortak tatbikat yapacak
Sarkozy 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Sarkozy 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Bosna Hersek Bağımsızlık Günü'nü kutluyor
Bosna Hersek Bağımsızlık Günü'nü kutluyor

Mustafa YILDIZ

İNSAN DİN İLİŞKİSİ X (İNSANIN İLAH’LIK İDDİASI)
31 Aralık 2020 Perşembe

Yaratılmış canlı varlıklar içinde hiçbirinin sahip olmadığı/olamadığı birtakım yetenek ve hasletlere insanın sahip olması, ona bazı avantajlar kazandırırken, aynı zamanda bu hasletler insana “En şerefli yaratılmış, en üstün varlık” olma vasfı da kazandırmıştır. Kendisine verilen/verilmiş tüm bu ni’metler sonuç itibarıyla insanı aynı zamanda mesuliyet sahibi, hesaba çekilen, hesap veren yegane bir varlık yapmıştır.

Bundan dolayıdır ki, dinlerin merkeze aldığı, Rab’bin de muhatap kabul ettiği varlık da insandır. Kainatı da onun emrine vererek yeryüzünün imarını ona emanet etmiş ve yeryüzü halifesi olarak da onu tayin etmiştir.

Zira, kainatta mevcut her şeyin gerçek bilgisi insana öğretildiğinden, yaratılmış her varlığın değer ölçüsü de, büyük tablodaki konumu ve yeri de yine ancak insanla yerli yerini bulabilmiştir. Yani, canlı varlıklar içinde en donanımlı ve çok yönlü yaratık da yine insandır.

Yaratılmış varlıklardan insanı üstün kılan hasletlerin belki de en önemlisi; yaratılışında Rab’binin ona üflediği kendi ruhudur diyebiliriz. Ruh: Ekseri tefsirciler tarafından ”Allah’tan gelen bilgi/bilgiler” olarak anlaşıldığı gibi, “Elde edilen/edinilmiş bilgileri kavrayıp değerlendirme yapan/yapabilen ve hayat tarzını tanzim ve değiştirmeye imkan veren/verebilen yetenekler” olarak da anlaşılmıştır.

Bu yetenek ve kabiliyetlerin tamamına bir değer olarak sadece insan uyum sağlamış/sağlayabilmiş ve kendisine tevdi edilen emaneti sorgulamadan kabul etmiştir.Çünkü insan aynı zamanda çok zalim ve çok bilgisiz bir varlıktır.

Ayrıca, bunun dışında Cebrail’e de ruh dendiği gibi, Meleklere ve Kur’an’a da ruh denmiştir. Söz konusu edilen insan olduğundan, insana üflenen ruhun insan hayat tarzına dair yaptığı olası etkiler ile insanda yaşanması muhtemel olası değişimler hususuna kısaca değinmeye çalışacağız.

Allah’ın insanı seçerek yalnız ona ruhundan üflemesi, bir yönüyle seçtiğini hem onore etmek hem de kendi vasıflarından yalnızca onu haberdar etmektir. Varlıkların isimlerini bilmeyen/bilemeyen meleklere, Adem’in (Adem: İnsan ve insan ırkının öncüsü) vakıf olduğu bu meziyetleri onlara göstermesi, Adem’in diğer varlıklardan her zaman donanım bakımından önde olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

Bunun yanı sıra Allah, insanı kendi vasıflarından bazıları olan bilme, işitme, görme, duyma, şefkat, kuvvet, kudret, sabır vs. gibi vasıflarla donatması, insanın da kendine verilmiş, bahşedilmiş ni’meti görmesi ve gereğini yapması hatırlatılmıştır.

Bu bilinçte olan inanmış insanlar bunu bir paye olarak görmüş, ancak insanın işitmesinin Allah’ın işitmesi gibi olmadığını, duymasının da insan duyması gibi olmadığını, Allah’ın bilmesinin de insanın bilmesi gibi olmadığının da farkında olmuşlardır.

Daha doğrusu Allah’a ait olan bazı vasıfların insan üzerinde de zuhur etmesini Allah’la insanı kıyaslanabilir anlamına gelmediğini/gelmeyeceğini bilmiş ve kabul etmişlerdir.

Zira insan, ancak Allah’ın şahsında noksansız ve mükemmel duran bu vasıfların nüvelerinden ancak cüzi bir kısmını üzerinde taşır. Ki o da insanın Rab’bini tanıması, bilmesi ve kulluk yaptığı zatın kendinden ne derecede üstün olduğunu bilmesi, görmesi ve anlamasını kolaylaştırmak içindir.

Zira, insandaki bütün vasıfların muhtevaları zaten kendisine sınırlı verilmiştir. Mesela; insandaki görme işlevi belli bir uzaklığı kapsarken, halbuki Allah’ın görmesi ise bütün kainatı kapsar. Keza insanın işitmesi de sınırlıdır. Zira insan kendi ölçeğinde ve sınırlı mesafedeki sesleri ancak işitebilir.

Oysa Rab’bi taşın üstündeki Karıncanın ayak seslerini bile işitir/duyar. İnsanın bilmesi de aynı minvalde belli bir hacmi kapsar. Hatta insan, eğitimini gördüğü branşı bile tümüyle kavrayamazken, Rab’bi ise bütün ilimlere vakıftır.

Zira ilmin sahibi de O’dur. İnsan en ufak olumsuzluk karşısında bile sabır edemezken, yeryüzünde görmediğimiz, bilmediğimiz nice zulümlere bile şahit olan Rab’bimiz sabır gösterir. Hatta kendisine inanmayanı, dinine hakaret edeni bile rızıklandırır. Gücü yettiği halde affedilmeyi talep edene af kapısını daima açık tutar, tutuyor da.

Rab’bin (Rab:Besleyen, büyüten, terbiye eden, rızıklandıran) bu vasıflarının bilincinde olanlar tabii olarak; kulluk çağrısına uyarak acziyetlerinin göstergesi ve teşekkürün nişanesi ve “Kul” olmanın gereği olarak ibadet etmeleri, büyüklüğü karşısında tazimde bulunmaları doğal olanı iken, aksine bu yorumlardan gafil olanlar ise bu hasletleri kendilerine verilmiş bir ni’met olmaktan ziyade, bu vasıfları kendi emekleri karşılığında elde edilmiş kazanımlar olarak görerek, farkında olmadan adeta kendilerini “Rab”bin yerine koyarak, “İlah’lık” taslamaya yönelmişlerdir.

İlah; “Diri olan, yaratan, kendisine tapınılan, başkasına ihtiyacı olmayan, rızık veren, ilmiyle bütün varlıkları kuşatan, kendisine itaat edilen, kendisine asla isyan edilmeyen, umutla bağlanılan” vs. gibi anlamlara gelen “İlâh”ın bütün bu vasıfları da ancak Allah tarafından temsil edildiğini bilmeden, insanın da kendini bu konumda görmesi ve bu beklentiler içine girmesi zımnen Allâh’a karşı İlâh’lık ve Rab’lık yapma iddiasında bulunma anlamına geldiği/gelebileceği de bilinmelidir. İşte bu iddiada bulunan ve bu vasıflara kendini layık gören, bu tür vasıfları uygulama yetkisini kendinde gören/görebilen yegane varlıkta maalesef bilinçsiz insandır.

Mesela; Her şeyi ben bilirim, maddi gücüm var bana tazim edilmeli, çalışanlarımın rızkını ben veriyorum, makamım var, öyleyse ancak ben emrederim, insanların sağlığını tavsiye ettiğim ilaçlarla ben sağlıyorum, bana saygı duyulmalı vs. gibi beklentiler “Rab” ve “İlah”ın yetkisinde olduğundan, ancak Allah’ın kullarından istedikleri olabilirler. Şayet sizde gücünüzü kullanarak ayni minval üzere insanlar üzerinde tatbik ederseniz, sizde kendinizi birisinin yerine koymuş olursunuz.

Kimi zaman bu davranış biçimini bilmeden ve farkında olmadan sergileyen de insanın kendisidir. Çünkü, insanın belki de en az tanıdığı, yabancı olduğu ve hala anlamaya çalıştığı varlıkta yine kendisidir. ‘‘Nefsini bilen Rab’bini de bilir” sözü de kendisinde var olan bu meziyetlerin, ona birisi tarafından niçin verildiğinin farkına varması, Rab’bi ile olan bu dengeyi ayarlaması, sınanması ve denenmesi nedeniyle verildiği bilinmelidir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
SİLAH TEDARİKÇİSİ VE TERÖR İHRACATÇISI: ABD
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
KABUL EDELİM DİJİTAL BAĞIMLIYIZ
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
MÜZİK SEKTÖRÜ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
SIKI PARA…
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SUYU VERİMLİ KULLANMAK
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
ANADOLU’NUN A’SI
Murat BALCI
Murat BALCI
YENİ REFORM PAKETİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SENİ BESLEMEYENDEN UZAKLAŞ
Esra SARI
Esra SARI
PANDEMİ SÜRECİNDE KAHVE TÜKETİMİ ARTTI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ XII (İYİNİN VE KÖTÜNÜN TESPİTİ)
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
SÖMÜRGECİLİK TARİHİ-II: HOLLANDA SÖMÜRGECİLİĞİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
MUTLULUĞU İNŞA ETMEK GEREK
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE-2
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ÇOK ZOR AMA İMKÂNSIZ DEĞİL
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ÇOK ÖNEMSİYORUM
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
MOBBİNG
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
SANATA VE SANATÇIYA YETERİNCE DEĞER VERİLMİYOR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İSLAM, AKLIN ÖNÜNDEKİ PERDELERİ KALDIRMAK İSTİYOR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva