ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
'Askıda poşet'le ödev takibi
'Askıda poşet'le ödev takibi
Balık Gölü güzelliğiyle ilgi odağı oldu
Balık Gölü güzelliğiyle ilgi odağı oldu
Bisiklet, ulaşımın yeni gözdesi oldu
Bisiklet, ulaşımın yeni gözdesi oldu
'Bu ülkenin kahramanı bitmez'
'Bu ülkenin kahramanı bitmez'
Hatay'ın 'tuzlu yoğurdu' tescillendi
Hatay'ın 'tuzlu yoğurdu' tescillendi

Mustafa YILDIZ

İNSAN DİN İLİŞKİSİ V
17 Eylül 2020 Perşembe

Tarih boyu “Din”i anlama ve yorumlama hususunda farklı düşünen, farklı anlayan ve farklı din yorumlamaları yapanların her dönemde var olduklarını daha önceki yazılarımızda da defaaten dile getirmiş idik.Farklı anlama ve farklı düşünmeler hem bireysel olarak insan için, genelde de islam toplumları için daima problem teşkil ettiği ve bir olgu olarak sürekli problem oluşturduğu, hatta, bu düşünce farklılıkları kimi zaman bölünme ve ayrılmaların nedeni bile olabilmiştir.

İnsanlar arasında farklı düşünenlerin olması, Aklı-Selim düşünenler tarafından bir zenginlik olarak görülürken, müşterek mevzularda bile aykırı düşünenlerin olmasını da sosyolojik ve psikolojik bir sorun olarak kabul edenler olmuştur. Eleştirme ve muhalif olmayı adeta bir sanaat gibi görüp, meslek haline getiren, işi hastalık derecesinde ifrat ve tefrit olarak ele alan ya da sorunları siyah-beyaz şeklinde oldukça dar çerçeveden bakarak yorumlayanların durumu ise artık bir hastalık olarak sayılmalıdır diye değerlendirenler bile vardır.

Entelektüel insanımız bu sorunlara çözüm üretmeyi ele alırken ‘bu sorunlar hangi nedenlere dayalı olarak ortaya çıkarlar/çıkabilirler’ tarafını merak edip araştırmaları gerekirken, işin bu tarafı yorucu ve emek isteyen bir iş olduğu biliniyor olunacak ki, fazla ilgi çekmemiş, işin mağazin yönünü teşkil eden ‘kim ne demiş, niye demiş?’ tarafı daha bir ciddiye alınarak, söylendiği farz edilen sözler ve serdedilen görüşler daha fazla merak edilmiş, işin bu magazinsel tarafını tartışmak daha cazip görülmüş ve gündem yapılmıştır. Ekseriyetle lüzumsuzca yapılmış bu münazara ve münakaşalar da, genellikle sebepler üzerinden değil de, sonuçlar üzerinden yapıldıklarından, bir türlü çözüme kavuşturulamayan bu sorunlar günümüze miras olarak devredilmiş ve halen de aynı minval üzere devam ettiğini de görüyoruz.

Her insan zihninde depoladığı bilgi birikimini evvela mutlak doğrularla karşılaştırıp, kendince doğru düşünceyi bulduğuna/yakaladığına kanaat getirdikten sonra “Din” ile ilgili yorum yapma cihetine girer.İnsan, değişmez doğru olarak kabul ettiği metinleri baz alarak dini bir kanaat sahibi olmaya çalışır.Kişinin zihin dünyasının arka planında din ile igili oluşan/oluşmuş kanaatleri de büyük oranda inandığı “Tanrı” tasavvurunun etkisiyle oluşarak şekillenirler. 

Bu nedenledir ki, insan “Din” veya dinle ilgili herhangi bir mevzuu hakkında yorum yaparken, zihin dünyasında kurgulayarak tasavvur ettiği ve sanal dünyasında canlandırdığı “Tanrı” profilinin etkisinde kalarak, kendi “Tanrı”sı ile örtüşen, O’na yakıştırdığı ve O’na uygun düşecek şekilde “Din” tanımı ve “Din” tarifleri yapma gereği duyar ki bu da gayet normal karşılanmalıdır.

 “Tanrı” inancı gayb-i bir meseledir. “Gayb’a” inanmada imanın olmazsa olmaz bir gereği olduğundan, inanan insanlar için inanma sözkonusu edildiğinde veya inanç esasları ile karşı karşıya kalmaları halinde onlar için tartişmasız teslimiyeti gerektiren bir husus olur. Ancak, bu teslimiyetle beraber “Ya Rab’bi ölüleri nasıl diriltirsin.” diye kalbini mütmain etmek için soru soran peygamberini, bu vesveselerden kurtarma adına, parçalanak ölmüş kuşları tekrar dirilterek elçisine kuvvet ve kudretini apaçık bir şekilde göstermesi, insanoğlunun da zihninde gayba karşı birtakım endişelerin oluşacağı/oluşabileceği şeklinde de anlaşılması da doğal karşılanmalıdır. Peygamberlerin varisleri sayılan alimler de insanlardaki bu merakı giderme ve zihinlerde oluşacak olası bu türden vesveselere cevaplar bulma ve insan kalbini teskin etme adına İlahiyat ve Teoloji (Tanrı Bilimi) bilimiyle hemhal olanlar inandıkları “Tanrı”yı insanların idraklerine uygun düşecek şekilde tarif etme ve tanımlama yapma gereği duymuşlardır.

Rab’bimiz inanan insanlarda doğabilecek bu merakı önceden bildiğinden, doğru yolu gösterme ve doğru bir düzlemde tartışma yapılması için; “Beni en güzel isimlerle anın.” demiştir.Buna istinaden insan da, kendi idrakine uygun olacak şekilde en güzel isimlerle “Tanrı”ya yakışan isimler ve sıfatlarla O’nu anmıştır.

 Bunların yapılıyor olmasını da bir nakise olarak gören Rab’bimiz, “Ben, yapacağınız tarif ve tanımlamalardan beriyim.” diyerek “Beni istesenizde tam manasıyla tanım ve tarif edemezsiniz.” diyerek insana; ”Mükemmeli yakaladım” iddiasında bulunmamayı ikaz ederek uyarıda bulunmuştur.

Bilim insanları, öğretmenin metodlarından biri olan, “Bilinenden bilinmeyeni tanımlama” kuralından yola çıkarak bu görevi ifa etme babından en güzel isimleri kullanarak “Tanrı” tarifleri yapmaya gayret etmişlerdir. Kimi İslam Alimleri daha iyi anlaşılsın diye herkesce bilinen bir varlık olan insanı baz alırken, kimi de evreni merkeze alarak kıyaslamalar yaparak “Tanrı” tarifleri yapmışlardır.

Örneğin; ”Tanrı” tanımını evren üzerinden kıyaslayarak insan aklına sunmaya çalışan özellikle batılı ilahiyatçılarda, “Tanrı” çok güçlü olduğu için acımasız olacağı/olabileceği kanaati daha ağır basmıştır. Çünkü, evrende işleyen mevcut kural ve kanunlar değişmeyip kendi mecralarında taviz vermeden sürekli işlerler. 

Onun için batılı din adamlarının “Tanrı” yorumları çok acımasızdır.Af edilmeler dahi bedeli ödenerek gerçekleşir. Dışlanma (Afaroz) din adamların yetkisindedir. Kişi dini kurallara sadece inanır, konulmuş kurallar tartışılmaya açılmazlar ve sorgulanmaları yapılmaz. Akıl devre dışıdır. Din adamları “Tanrı” adına yetki kullanarak kararlar dahi alabilirler vs.

İslam ilahiyatçıları ise Allah’ın sıfatlarını sayarlarken insanın kendini daha iyi anlayabileceği farzedilerek, insanı merkeze alarak ve insan üzerinden kıyaslamalar yaparak tanımlamaya çalışmışlardır. ”Tanrı”ya atfen sayılan özelliklerden birkaçı hariç, çoğunlukla insanın bilinen özelliklerine atıfta bulunup bina edilerek kıyaslamalar yapmışlardır. Kutsal kitabımız Kur’an’da Rab’bimizin Rahman ve Rahim sıfatıyla kendini takdim ederek başlaması, İslam Alimlerinde O’nun şefkatli ve merhametli olduğu/olacağı fikrinin daha ağır basmasının delili sayılarak “Tanrı”nın bu yönü öne çıkarılarak tarifler yapmışlardır.

Mesela, “İnsan da şefkatli ve merhametlidir” ancak, “Bütün insanlar Allah’ın şefkat ve merhametinden ancak bir cüzüne sahiptir.” diye kıyaslanarak “Tanrı”nın büyüklüğünün boyutu vurgulanmıştır. Diğer özellikleri de bu minval üzere izaha çalışılmıştır. Alim oluşu, Affediciliği, İşitmesi, Günahları örtmesi, Rezzak’lığı,Kudreti, İşitmesi, Görmesi, Kuvveti, Yaratması ve diğerleri….Bu özelliklerinden kendi ruhundan üflediği insanda da mevcut olması, insanın bir numune olarak görülerek kıyaslanması için yeterli görülmüştür.

Bu kıyaslamalar insanın hafızasında bir “Tanrı” inancı oluşturacağı muhakkak. 

Ancak görünen bir şey ile görünmeyen, bilinmeyen bir şeyi tanımlamanın tam karşılığı olmayabilir. Mesela; yumurtanın içindeki civcive: “Dünya senin bulunduğun ortamdan daha geniştir.” dense, Anne karnındaki bebeğe: “Dışarısı senin bulunduğun yerden daha büyüktür.” dense, gerek civciv ve gerekse bebek doğal olarak bulundukları ortamla kıyaslama yapacaklarından, gerçekle karşılaştıklarında “Bizim kıyasladığımız ve hayal ettiğimizle bir ilgisi bile yok.” demezler mi?

Keza, görmemizi sağlayan gözlerimizin yeryüzü canlılarını kolayca tasnif edebilmesi için yaratılmış varlıklara renkler ve tonları verilmiştir. Bu gördüklerimize “Mutlak gerçek renkler bunlardır” diyebilir miyiz? Sizin gibi görme görevini eksiksiz yapan bir başka insandaki gözü de veren Allah değil mi? Bize göre “Renk körü” olan, O’na göre de senin “Renk körü” olduğun için renkleri farklı görmen durumuyla karşı karşıya kalındığında, gerçek rengi senin mi, yoksa onun mu daha iyi gördüğünü nasıl ispatlayacağız? Sayının çokluğuyla mı karar vereceğiz acaba? Sayı çokluğuyla verilen kararlar her zaman doğru kararlar mıdır yoksa, “Gördükleriniz sizi aldatabilir, benim tabiat ayetlerimi de bir inceleyin” demek istemiş de olamaz mı?

İlmin son derece çeşitlendiği ve branşlaşmanın zaruri hale geldiği günümüzde, mutlak doğruyu bulmak artık tek başına bir insanın yapacağı bir görev olmaktan çıkmıştır.Sadece bir branşta uzmanlaşabilen bilim insanı. İnsanlık adına nihai bir karar vereceği zaman alacağı kararla ilgili konusunda uzmanlaşmış bilim insanlarına danışarak kararlar vermesi gerektiği kaçınılmaz olmuştur. 

Tek başına “Alim olma” dönemi bitmiştir artık. İlim de artık ekip desteği alınarak yapılmaktadır. Bir ilahiyatçı fen ilmi yapmış bir fizikçi ile, bir tıp ilmi yapmış biriyle veya ziraatçı ile istişare etmeden, bütün Kur’an’ı sağlıklı ve noksansız tefsir edeceği/edebileceğini beklemek doğru değildir. 

Aynen bunun gibi, diğer ilimlerde de kişi, karar aşamalarında diğer ilgili branşlardaki bilim insanlarına danışmadan karar alması halinde alınan kararların daima eksik kalacağı da bilinmelidir.

Netice olarak; bu metodları kullanmayı egolarına yediremeyen bilim insanları bu nedenle olacak ki öne sürdükleri, iddia ettikleri gerek “Din”i ve gerekse “Bilimsel” teorileri kısa süre sonra kadük kaldığı/kalacağı ve kullanılmaz/kullanılamaz hale geldiğini kendileri bile kabul etmektedir. Oysa istişare aynı zamanda meşruluğun da kaynağıdır.Tek başına verilen kararlar ise her zaman tartışılmaya açıktır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BİRÇOK GENCİN YAŞADIĞI SORUN; MOTİVASYON DÜŞÜKLÜĞÜ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
AŞI ÇALIŞMALARINDA SON AŞAMA, VAKALAR ARTIYOR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
GÜZEL GÜNLERE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
UZAKTAN EĞİTİM SORUNU
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
NEFESİMİZ ORMANLAR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
“HUKUK”, “ DEVLET”, “ SİYASİ REJİM” İLİŞKİLERİ ÜZERİNE KİMİ GÖRÜŞLER
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ V
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
RUSYA İLE TÜRK CUMHURİYETLERİ’NİN ENERJİ ALANINDAKİ İLİŞKİLERİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
TÜKETİMİN DÖRTTE BİRİ İSTANBUL’DA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
NATO VE AB İÇERİSİNDE TÜRKİYE ÇATLAĞI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
ÖZEL OKULA ÇALIŞAN SİSTEM!
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
SORUNLAR YUMAĞI
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
SON ÇARE AŞI MI?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
SİYASAL SELEFİLİK
Esra SARI
Esra SARI
KORONA KÜÇÜK ESNAFI VURDU
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ENDİŞE VAR DİKKAT YOK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
EYLÜL
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOSTALJİYE YOLCULUK
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva