ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Feribot seferlerinde yeni düzenleme
Feribot seferlerinde yeni düzenleme
'Süslü Kadınlar' bisiklet turunu 'Kovid-19' tedbirleri altında gerçekleştirdi
'Süslü Kadınlar' bisiklet turunu 'Kovid-19' tedbirleri altında gerçekleştirdi
Mamak bir mahalle konağı daha kazanıyor
Mamak bir mahalle konağı daha kazanıyor
Okullar eğitime hazır
Okullar eğitime hazır
Mamak’ta pedallar sıfır karbon için çevrildi
Mamak’ta pedallar sıfır karbon için çevrildi

Mustafa YILDIZ

İNSAN DİN İLİŞKİSİ IV
13 Ağustos 2020 Perşembe

Daha önceki yazılarımızda “Din nedir?” sorusuna ait tanım ve tarifleri aktarırken, devamında da yeryüzünde müntesipleri fazlaca olan ve ismi duyulan, tanınan/bilinen dinlerle ilgili teferruata girmeden, teknik boyutta irdeleme yapmadan sade bir düzeyde konuyu da uzatmadan dinler hakkındaki genele ait önem arz eden, bilinmesi gereken konulara dair hususlara da başlıklarla atıfta bulunarak bilgiler vermeye çalışmıştık.

Bu bölüme kadar verilen bilgilerle anlatılanları hatırlayalım isterseniz; Daha önceki bölümlerde verilen bilgiler ışığında şu tespitleri yapmıştık. ‘‘Dünyada dinsiz (inançsız) kimse yoktur, bireylerin yaşam biçimlerini etkileyerek toplumu da etkisi altına alan/alabilen, yönlendiren/yönlendirebilen, önemsenen, aşkın bir değer olarak kabul görüp, insan hayatına yön veren kimi manevi duyguların kişinin dinini oluşturduğu halde, yaşanan bu halin bir nevi inanç olduğunu fark etmeyen/edemeyen insanın, bir bilinç eksikliği ve gafleti yaşamakta olduğunu ifade etmeye çalışmıştık.

Ayrıca, bütün dinlerin adeta müşterek olarak dillendirdikleri, öne çıkardıkları söylemleri de şöyle sıralamıştık, ‘‘Bütün semavi dinlerin teorik bazda söylem olarak haksızlığın, zulmün, kötülüğün olmasını istemediklerini, hatta bu tür olumsuzlukların bir an dahi olsa zuhur etmesini arzu etmediklerini, çatılarını da iyilik ve barış üzerine bina ettikleri”ni özetle izah etmeye çalışmıştık. Devamla, hemen her din ile teorik ortamda birebir muhatap olduğunuzda inananlarına karşı hemen hemen aynı dil’i kullandıklarını, güzel öğütler verdiklerini, insanoğlunu huzur ve barışa davet ettiklerini, yeryüzünü bir barış gezegeni haline getirmek istediklerini dile getirdiklerini görürsünüz.

Ancak, her din bunu da kendisinin yapabileceğini, doğrunun, hakikatın temsilcisi de kendisi olduğunu iddia ettiğini yine kendi söylemlerinden öğrenmiş idik.Yani her din; doğrunun, hakikatın ve güzel olanın temsilcisi yalnız kendisi olduğunu söylediğini yine kendi söylemlerinden öğrenmiş olmuş idik. Ancak, bu kadar güzelliği bünyelerinde bulunduran, böylesine güzel söylemleri olan bu dinlerin, sahi ‘‘Mensupları nerelerde yaşıyorlar acaba?” bir türlü göremedik bugüne kadar. Kağıt üzerinde güya dindar insanların yoğunluklu yaşadığı söylenen çoğrafyanın hangisinde? ya da dünyanın neresinde? anlatılan bu güzel temennilerin uygulandığı, halkın memnun olduğu, güven duyulan, “İşte güven ve emniyet içinde yaşanılacak yer.” denilen ideal bir kıta, ülke veya şehir hatta mahalle var mı? sorusunu sormadan edemiyor insan.

Bu sorulara gönül rahatlığıyla düşünmeden bir çırpıda olumlu cevaplar vermek mümkün mü? doğrusu sanmıyorum.

Kendi vatandaşlarına diğer ülke vatandaşlarına oranla daha adil davranan ülkeler var! denilebilir.Ancak, yine de o ülkeler de dahil olmak üzere şiddetin olmadığı, can korkusunun yaşanmadığı, kadına şiddetin rastlanmadığı, çocuk istismarı ve kaçakçılığının yapılmadığı, soygun ve hırsızlığın olmadığı, bırakın kıta ve ülkeleri, neredeyse mahallenin bile kalmadığını yapılan istatistiklerin sonuçlarından öğrenebiliyoruz artık. Oysa, insanların hoşlanmadığı bu olumsuz davranışların vukuu bulmasını onaylayan bildiğimiz kadarıyla hiç bir din de yoktur. Ama maalesef buna rağmen bu olumsuzluklar dünyanın her köşesinde bir şekilde yaşanıyor ama. Peki o zaman bu dindarlar neredeler, ne yapıyorlar? Neden bu kötülükler önlenmiyor, önlenemiyor? diye sormamız gerekmez mi?

O zaman sonuç olarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz. ‘‘Dünyada dinlere karşı bir samimiyetsizlik var.” demektir. Yani, her din mensubu inandığı dinine karşı samimiyetsiz, iki yüzlü ve lakayt davranıyor diyebiliriz. Ancak, acaba sorun sadece kendini dindar diye vasıflandıranların yeterli oranda dinlerini temsil etmedikleri/edemedikleri için mi dinlerlerden kaçışlar başlıyor? yoksa ”Din adına konuşanların yaptıkları yorumlamalarda eksik bıraktıkları, bizlere söylemedikleri/söyleyemedikleri, gizledikleri bir şeyler mi var? yoksa güncellenmeyen, mevcut cari dil’i konuşmayan/konuşamayan, insan idrakine uygun sunulmayan/sunulamayan, dinlerin önerdikleri bazı kurallarında; insan tabiatına aykırı, bilime ve akla ters, kabul edilemez içerikler mi var? 

Ve yahut da yapılan kısıtlamalar insanlar tarafından özgürlük adına gereksiz ve lüzumsuz mu görülüyorlar?” yoksa kendi arzu ve isteklerine, yaşam biçimlerine uygun cevaplar verebilen kendi üretimleri olan yerli yeni bir dinleri var da, O din’i mi yaşamak istiyorlar? Hususları konunun uzmanları tarafından acilen yara büyümeden sorgulanmalıdır.

Şöyle ki, bazı islam bilimcilerin de dediği gibi; artık “İndirilen din’in alternatifi olarak uydurulmuş bir din” var. İnsanlar bu dine daha rağbet ediyorlar. ‘‘Kendin pişir, kendin ye” misali. Adeta din, insanlarda bir kimlik veya bir marka olarak üzerinde taşınması gerekli sadece bir aksesuar gibi kullanılmaktadır artık.

Yani, “Bir yaratıcı var kabul, ama yaratıcı işimize karışmasın” şeklinde formüle edilmiş bir din’in daha yaygın olduğu gözlemlenmektedir.(Deizm) Şu an yaşanan görüntü büyük oranda budur diyebiliriz.

Bir kısım insanda dini talep ve sorulara muhatab olmamak için “Yaratıcıya da inanmıyorum” (Ateist) diyerek, sorumluluk dahi almak istemediklerini görüyoruz. Bir manken hanım verdiği röportajda şöyle demişti: ‘‘Bana neden inanmıyorsun? diye sormayın! cevabı gayet açık, “Allah yasaklarken, şeytan serbest bırakıyor.” demişti. Burdan şunu anlayabiliriz.

Dinlerin önerdiği, fakat kişilerin yapmak istemediği bazı emirlerin dinlerde yer alıyor olması, dinlerin mensuplarından maddi ve manevi bazı bireysel fedakarlıkların yapılmasını istemeleri insan nefsine ağır geldiğinden yerine getirilmek istenmemesi dinlere karşı bir soğumanın başlamasına, bireysel bazda da bir uzaklaşmanın yaşanmasına neden olmaktadır. Bir başkası için yaşamanın nefse ağır geldiği, uzun vadeli sonuçları beklemenin sabrı gerektirdiği, tahamülün olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Artık insanlar kendi için yaşamayı yeğlerken, (Nihilizm) yarını beklemekten ziyade anı yaşamayı, emek vermeden kazanmayı, sürekli daha fazla kazanmayı ve kendinden yukarıya bakarak doymayan/doyamayan, bölüşmeyi istemeyen tiplerin her geçen gün sayılarının arttığı bir neslin aktığı döneme doğru gidildiği görülmektedir.

Günümüzde de dinlerin kimi yerde aksesuar, kimi yerde de marka olarak kullanıldığı ve içlerinin muhteva olarak boşaltıldığı, artık yaptırım güçlerini kaybettikleri bir dönemi yaşıyoruz galiba. Elbette bu tariflere uymayan dinine bağlı, sadık insanlar var. Biz an itibariyle çoğunluğun ve gidişatın bu yönde olduğunu görüyoruz. An itibariyle toplumu okumalarımız bu yönde.Yanılıyor da olabiliriz. Bitti...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Esra SARI
Esra SARI
KIŞ MEVSİMİ YAKLAŞIYOR AMAN DİKKAT !
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
TÜRKİYE’DE UZAKTAN EĞİTİM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
DOĞU AKDENİZ'İN İLK KURBANLARI: BAYIR-BUCAK TÜRKMENLERİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ÜLKE EKONOMİLERİNDE BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BİRÇOK GENCİN YAŞADIĞI SORUN; MOTİVASYON DÜŞÜKLÜĞÜ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
AŞI ÇALIŞMALARINDA SON AŞAMA, VAKALAR ARTIYOR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
GÜZEL GÜNLERE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
UZAKTAN EĞİTİM SORUNU
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
“HUKUK”, “ DEVLET”, “ SİYASİ REJİM” İLİŞKİLERİ ÜZERİNE KİMİ GÖRÜŞLER
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ V
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
RUSYA İLE TÜRK CUMHURİYETLERİ’NİN ENERJİ ALANINDAKİ İLİŞKİLERİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
TÜKETİMİN DÖRTTE BİRİ İSTANBUL’DA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
NATO VE AB İÇERİSİNDE TÜRKİYE ÇATLAĞI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
ÖZEL OKULA ÇALIŞAN SİSTEM!
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
SORUNLAR YUMAĞI
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ENDİŞE VAR DİKKAT YOK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
EYLÜL
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOSTALJİYE YOLCULUK
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva