ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Ağrı'da 3 terörist etkisiz hale getirildi
Ağrı'da 3 terörist etkisiz hale getirildi
3 PKK'lı terörist teslim oldu
3 PKK'lı terörist teslim oldu
Sağlık Bakanlığı ve Diyanet 26 personel alıyor
Sağlık Bakanlığı ve Diyanet 26 personel alıyor
Gaziantep'teki darbe girişimi davasında cezalar onandı
Gaziantep'teki darbe girişimi davasında cezalar onandı
Yunanistan Libya'nın büyükelçisini sınır dışı ediyor
Yunanistan Libya'nın büyükelçisini sınır dışı ediyor

İsmail CİNGÖZ

İNGİLTERE VE AMERİKA ARŞİVLERİ “SOYKIRIM YOKTUR” DİYOR
6 Kasım 2019 Çarşamba

Suriye’de yaşanan olayların süreci incelendiğinde ilk günden itibaren tarafların da aktörlerin de sürekli saf değiştirdikleri görülmektedir. Bu aktörelerden PKK terör örgütünün Suriye yapılanması olan ve Salih Müslim idaresindeki PYD (Suriye Demokratik Birlik Partisi/Partiya Yekîtiya Demokrat) ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin yeri kuşkusuz ki farklıdır.

PYD/PKK, Mart 2016’da Suriye’nin kuzeyinde kontrolü altındaki bölgede tek taraflı olarak federasyon ilan ettiği zaman başta Suriye rejimi olmak üzere Suriye’nin Arap ve Türkmen grupları ile Türkiye ve ABD bu federasyonu tanımayacaklarını ilan etmişlerdi. Buna mukabil Batı Koalisyonu olarak tanımlanan kesim ise IŞİD/DEAŞ, El-Nusra ve El-Kaide gibi radikal gruplara karşı mücadele ettiği gerekçesiyle PYD/PKK’yı desteklemeyi tercih etmişlerdi.

İlerleyen zamanda ABD’de PYD/PKK’yı desteklemeye başlamış hatta en büyük destekçisi konumuna gelmiştir. Binlerce TIR dolusu silah ve mühimmat ile donatılan PYD/PKK terör örgütünün Türkiye’nin güneyinde kalan ve Fırat’ın doğusundan Irak sınırına kadar olan Suriye sınır hattında adeta devletleşmeye doğru giden bir sürecin yaşandığını gören Türkiye, 9 Ekim 2019’da kara harekâtı başlatmıştır. Harekât öncesinde ABD yönetiminin açıktan tehditlerine rağmen Türkiye geri adım atmamıştır. Donattığı PYD/PKK unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) karşısında direnemediğini gören ABD, 17 Ekim 2019 günü Başkan Yardımcısı Mike Pence ile bir heyeti Türkiye’ye gönderdi. Türk yetkililerle görüşen ve Türkiye’nin Suriye harekâtını müzakere eden ABD heyeti, ABD askerlerinin ve PYD/PKK’nın Türkiye’nin talep ettiği 30 km derinlikteki “Güvenli Bölge” dışına çekilmesini kabul etmek durumunda kalmıştı fakat Suriye sahasında geri çekilmek zorunda kalan ABD, bu defa “Sözde Ermeni Soykırım Tasarısı” ile Türkiye’ye karşı farklı bir hamle ile cevap vermiştir.

Askeri manada fiilen sahada savaşarak direnmeyi göze alamayan ABD, yaptırımlarla tehdit ettiği Türkiye’yi engelleyememiş olmasının ezikliğini kendi kirli tarihini[1] ve insanlığa karşı işlediği onlarca suç dosyasını[2] görmezden gelerek; Temsilciler Meclisi’nde, sözde “Ermeni Soykırımını resmi olarak tanıyan” yasa tasarısını onaylayarak kapatmaya çalışmıştır. 29 Ekim 2019 günü gerçekleşen ve Türkiye tarafından yok hükmünde kabul edildiği açıklanan oylama ile sözde soykırım tasarısını 11’e karşı 405 oyla, yaptırım yasa tasarısını ise 16’ya karşı 403 oyla kabul eden ABD Temsilciler Meclisi’nin tasarıları yakın bir zamanda ABD Senatosu’na sunulacak. Mevcut sonuçlar dikkate alındığında Senato’da da benzer bir durum yaşanması ihtimali nedeniyle Türkiye tarafından dikkatle takip edileceği muhakkaktır.

Temsilciler Meclisi’nde alınan kararın siyasi olduğu ABD’li Demokrat Vekil Steve Cohen’in oylamanın ardından “evet” oyu kullanmasına ilişkin olarak “Türkiye ABD’ye saygı duymuyor gibi görünüyordu” sözleriyle açıklamaya çalışması[3], kararın tarihi verilere göre değil, siyasi olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Halbuki ABD karar alıcı mekanizmaları, Temsilciler Meclisi ile Senato üyeleri de çok iyi biliyorlar[4] ki sözde Ermeni Soykırım iddiaları koskoca bir yalandan ibarettir.

Birinci Dünya Savaşı’nın olağanüstü şartları yaşanırken cephe gerisinde masum sivil Müslüman ahaliye saldıran ve tebaası olduğu Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanarak düşmanla işbirliği yapan Ermeni komitacıların 06 Şubat 1915’te başlattıkları katliam ve saldırıların[5] durdurulabilmesi amacıyla dönemin şartları gereği uygulanmak zorunda kalınan tehcir nedeniyle soykırımla Türkleri suçlayan Ermenistan ile Batı’nın emperyalist devletlerinin, 1915 olayları ile ilgili ellerinde bulunan arşivlerini açmaya yanaşmadıkları bilinmektedir. Temsilciler Meclisi’nde yapılan oylamada alınan karar ile ABD’de bu kervana takılan devletler arasında yer almıştır.

Sözde Ermeni Soykırımı olduğu yılları kısaca hatırlamakta yarar olacaktır;

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi ile savaştan yenik olarak ayrılan Osmanlı Devleti toprakları İngiltere, Fransa, İtalya, Rusya ve Yunanistan tarafından işgal edildiği dönemde bir grup Osmanlı asker, siyasi ve bürokrat “Malta Sürgünleri” olarak bilinen ama gerçekte o dönemdeki tanımla “Ermeni Kırımı” suçlamasıyla göz altına alınmışlar ve Malta Adası’na götürülerek yargılanmak istenmişlerdir.

Osmanlı Hükümeti’nin Tehcir Uygulama Emirleri ve tehcir işlemleriyle ilgili bütün resmî belgeler İngiliz işgal kuvvetleri tarafından Londra’ya götürülmüştür. Belgeleri inceleyen İngiliz Yüksek Komiserliği, Malta Yargılamalarında kullanmak üzere delil araştırmaları yapmışlar ama suç niteliğinde somut delil bulamamıştır. Halen İngiliz arşivlerinde olan bu belgelerde aradığını bulamayan İngiliz Yüksek Komiserliği, sözde soykırım yalanları için önemli kanıtlar arasında gösterilen Arnold Toynbee’nin “Mavi Kitap” isimli kitapta bahsedilen iddiaları ciddiye alınmamıştır. Kaldı ki, ilerleyen yıllarda Toynbee kitabı kurgulayarak yazdığını itiraf edecektir[6].

İngilizlerin sözde soykırım için delil bulamamaları ve Türklerin yargılanabilmeleri için hukuki zeminin olmadığının anlaşılmaya başlaması üzerine İngiltere Savaş Bakanı Winston S. Churchill’in “Malta’da tutuklu Türklerin ilk uygun fırsatta serbest bırakılmaları” önerisini[7] kabul etmeyen İngiltere Başbakanı David Lloyd George ve İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un “Ermeni Kırımı” suçlamasıyla Türkler hakkında dava açılmasında özellikle ısrarcı oldukları görülmektedir.

Bütün araştırmalara rağmen aradıkları delilerin bulunamaması üzerine İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon tarafından 31 Mart 1921 tarihinde Washington Büyükelçisi Sir Auckland Campbell Geddes’e çekilen telgraf ile Amerikan arşivlerinde sözde Ermeni soykırımı için Türkleri suçlayabilecek ve kovuşturmaya yarayacak deliller bulunup bulunmadığı konusunda bilgi talep edilmiştir. Gelen 13 Temmuz 1921 tarihli cevapta “Amerikan arşivlerinde suç kanıtı belgelerin olmadığı, kaleme alınan bazı beyanların ise kişisel görüşlere ve dolaylı duyumlara dayalı olduğu” bildirilmiştir. Cevabın en önemli kısmı ise “Amerikan Dışişleri yetkililerinin verecekleri kanıtların hiçbir hukuk mahkemesi için yeterli delil niteliği taşımadığı için mahkeme önünde kullanılmasını arzu etmedikleri” özellikle belirtilmesi[8] çok önemlidir. İngiltere Hükümeti’nin bütün gayretlerine rağmen 1917 Ermeni tehciri konusunda Türkler sözde Ermeni soykırım yalanıyla suçlanamamış, aradıkları delil bulunamamış ve İngiliz Kraliyet Başsavcılığı tarafından “kanıt yetersizliğinden dava düşürülmüş” ve Türkler aklanmıştır.

Tarihi gerçekler böyleyken hukuki geçerliliği olmayan ama sözde soykırımın resmî törenlerle anılması, ABD hükümetinin sözde soykırımı inkara yönelik çabalarını reddetmesi ve en önemlisi de sözde soykırım gerçeklerinin(!) okul müfredatlarına alınması[9] uzun vadeli iki ülke ilişkilerini olumsuz etkileyeceği, gelecek nesillerin Türk düşmanlığı ile yetişecekleri düşünüldüğünde menfi etkilerinin daha fazla olacağı muhakkaktır. Dolayısı ile ABD Temsilciler Meclisi bütün gerçekleri, arşiv belgelerini bir tarafa iterek sırf siyasi ve hamasi olarak Barış Pınarı Harekâtı ile S-400 füze sistemleri alımı başta olmak üzere son yıllarda yaşanan olumsuz ilişkilerden hareketle tarihi bir yanlışlığa ve sorumluluğa imza atmıştır.

Ancak bir şey var ki bu vesileyle sormadan geçilmemelidir: Son olarak ABD’de oylanan ve Ermenistan’ın yıllardır durmaksızın her platformda ileri sürdüğü sözde Ermeni soykırımı yalanını kabul eden ülkelere karşı Türkiye ne yaptı? Ne yapmalıydı?

Genelleyerek birinci soru cevaplanacak olursa; Bir ülkede sözde Ermeni soykırımı konusu gündeme geldiğinde ve kabul edildiğinde Türkiye’den yetkililer tarafından; “Siz önce kendi karanlık tarihinize bakın” denildiği ve “bir süreliğine Türkiye büyükelçilerinin çağrıldığı, çağrılma nedeni ortadan kalkmadan sessiz sedasız tekrar gönderildiği”[10] görülmektedir. Türkiye ne yapılmalıydı? Öncelikle Türkiye proaktif davranmalıydı. Yıllardır böyle haksız bir ithamla karşı karşıya olan Türkiye, iç kamuoyuyla ve dış politikalarıyla hazırlıklı olmalıydı.

Birinci Dünya Savaşı’nda Balkanlar, Galiçya, Kanal, Filistin, Yemen, Hicaz, Kafkaslar, Çanakkale gibi birçok cephede savaşan Türk askeri dehşetengiz bir savaşın içerisindeyken, cephe gerisinde de aynı dehşet verici olayları Ermeni ve Rum çetelerinin masum halka, kadın-çocuk-yaşlı demeden saldırıları ile tecavüz ve katliamlarıyla da yaşattığı ders kitaplarında yeterince yer almadığı gibi dışişleri tarafından da uluslararası kamuoyuna yeteri kadar duyurul(a)madığı görülmektedir.

Ermeniler, Avrupalılar, Amerikalılar okullarında “1915 Ermeni soykırımı” diye ders görmektedirler[11]. Türkiye tarafından; Ermeni komitacılarının Zeytun’da katliamlara başladığı 6 Şubat 1915 tarihi “Ermenilerin Anadolu’da Müslüman halka yaptığı katliamların yıl dönümü etkinleri” düzenlenerek, Ermenilerin yaptıkları katliamların hafızalardan silinmemesi sağlanabilirdi örneğin. 22 Ekim 1975 günü, makineli tüfekli üç Ermeni ASALA üyesi terörist Viyana Büyükelçiliğine girerek, Büyükelçi Daniş Tunalıgil’i şehit ettiler. Ermeni ASALA terör örgütünün bu saldırısıyla 1980’lerin ortalarına kadar Türk diplomatlarına karşı silahlı ve bombalı saldırılar devam etmiştir. Çok sayıda Türk diplomat ve görevlinin şehit olduğu ASALA saldırılarında 21 farklı ülkede, Türk büyükelçiliklerine ve temsilciliklerine 100’den fazla silahlı saldırı düzenlenmesi unutturulmamalıydı. Olayların yaşandığı ülkelerde her yıl anma etkinlikleri uluslararası panellerle anılabilirdi.

Türk Hava Yollarının Paris Orly Havalimanı bürosuna 15 Temmuz 1983’te Ermeni ASALA örgütünün bombalı saldırısında katledilen siviller her yıl Paris’te anılabilirdi. 26 Şubat 1992 Hocalı Katliamı da Türk Dünyası başta olmak üzere uluslararası etkinliklerle dünyanın hafızasında diri tutulmalıdır. Dolayısı ile her 24 Nisan yaklaştığında “ABD Başkanı ne diyecek?” diye beklemek yerine yılın her günü, her vesileyle Türkiye karar alıcı mekanizmaları, Dışişleri ve Milli Eğitim Bakanlıkları, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) başta olmak üzere her kurum ve kuruluşuyla Ermeni Diasporasının yaptığı gibi çalışılarak uluslararası kamuoyu etkilenmeye çalışılmalı ve tarihi doğrular anlatılmalıdır.

Sonuç Olarak;

İngiltere, Malta Yargılamalarında; el koyarak Londra’ya götürdüğü Osmanlı belgelerinde, kendi arşivlerinde ve Amerikan arşivlerinde aradığı suçlayıcı deliller elde edemediği için sözde soykırımla suçladığı Türkler hakkında dava açılamadığı için yargılama yapamamış ve dava düşmüştür. Dolayısı ile uluslararası hukuka göre Türkiye aynı suçlamayla tekrar itham edilemez. Kaldı ki 12 Ocak 1951’de yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler’in “Soykırım Suçunun Önlenmesine ve Cezalandırılmasına Dair Sözleşme” sinde tanımlanan hükümler, sözde Ermeni soykırım iddialarını kapsamamaktadır.

ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen tasarı, Türklerin sözde soykırımı yapmadığı gerçeğini elbette değiştirmeyecektir. Bilakis soykırıma uğrayan bizatihi Türkler, Anadolu’nun masum Müslüman halkıdır. Zira tarihi vesikalar Türkiye’yi suçlamamaktadır fakat alınan kararın iki ülke ilişkilerine büyük zarar vereceği kesindir. Türkiye, ABD’nin kirli tarihini, onlarca ülkede binlerce masum insanın katledilmesini ve en son Irak’ı işgali öncesinde kimyasal silah iddiasının yalan çıkmasını uluslararası kamuoyunda gündeme getirmeli ve hatta soykırımlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oylamaya sunarak misliyle karşılık vermelidir.

Türkiye karar alıcı mekanizmaları ABD’nin Suriye özelinde Ortadoğu politika ve planlarını çok iyi analiz etmelidir. Dolayısı ile doğru teşhis ile karşı hamlelerini yapmalıdır. Türkiye-Suriye sınırının 30 km derinliğine çekilen ABD ve PYD/PKK unsurlarının bu hat üzerinden Akdeniz’e ulaşabilme planını yakın bir zamanda uygulamaya koyacağı unutulmamalıdır. ABD’nin bu hamlesini Rusya’nın desteği olmadan engellemenin mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır.

Akdeniz’den Dicle-Fırat arasına uzanan sahanın denetim altına alınmadan İsrail’in kalıcı güvenliğinin sağlanmasının ve Büyük İsrail’e giden yolun mümkün olmadığından hareketle, ABD’nin bu minvalde hareket ettiği ayan beyan ortaya çıkmıştır. ABD, bu hamlesinin maliyetini de Irak ve Suriye petrolleriyle karşılarken Türkiye’yi sözde soykırım ile suçlayarak kendini kamufle etmeye çalışmaktadır fakat mızrak çuvala sığmamıştır.

Son Söz; Sözde Ermeni soykırımı iddialarını çürüten çok kıymetli eserler elbette ortaya konulmuştur. Ama kıymetli bilim adamı ve siyasetçi (1991-2002 yıllarında 3 dönem Milletvekili) Sayın Uluç Gürkan’ın, sözde Ermeni soykırımı yalanlarını İngiliz belgeleriyle çürüttüğü “Malta Yargılaması –Özgün İngiliz Belgeleriyle-” isimli kitabı Türkiye karar alıcı mekanizmaları, Büyükelçileri, Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ve dahi bütün ilgililerce (eğer okunmamışsa) mutlaka okunmalı, başucu kitabı olarak el altında bulundurulmalıdır. Bu yazımızda biz de ziyadesiyle yararlandık. Teşekkürler Sayın Uluç Gürkan Bey, emeğinize ve yüreğinize sağlık.

------------------------------------------

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.

[1] İsmail CİNGÖZ; “Amerika’nın Kirli Tarihi”, Ticari Hayat Gazetesi, 17.04.2019.

[2] Haber 7; “Türkiye’yi Suçlayan ABD’nin Kanlı Tarihi: Siz Öldürmeyi İyi Bilirsiniz”, 02.11.2019.

[3] Sputnik; “ABD’li Demokrat Vekil Cohen: Türkiye ABD’ye Saygı Duymuyor Gibi Durduğu İçin Ermeni Tasarısına ‘Evet’ Dedim”, 01.11.2019.

[4] Arslan BULUT; “ABD Türkiye’ye Karşı Neden Saldırganlaştı?”, Yeni Çağ, 01.11.2019.

[5] Samuel A. WEEMS; “Ermenistan -Terörist Hıristiyan Ülkenin Sırları-“, İleri Yayınları, 2006.

[6] Uluç GÜRKAN; “Malta Yargılaması – Özgün İngiliz Belgeleriyle-”, ss.78, 83-84, Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014.

[7] Uluç GÜRKAN; “Malta Yargılaması – Özgün İngiliz Belgeleriyle-”, ss.73.

]8] Uluç GÜRKAN; “Malta Yargılaması – Özgün İngiliz Belgeleriyle-”, ss.84-89.

[9] Deutsche Welle Türkçe; “Erdoğan’dan Soykırım Kararına Tepki: Tanımıyoruz”, 30.10.2019.

[10] Selcan TAŞÇI HAMŞİOĞLU;İzninizle Birazcık Acıtacağım”, Yeni Çağ, 31.10.2019.

[11] Yalçın BAYER; “Yalçın Bayer: Neden susuyoruz?”, Hürriyet, 27.04.1999.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Esra SARI
Esra SARI
BİZ, ACABA 'YÜZEN ÖRDEK SENDROMU'NA MI YAKALANDIK?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
AB(D)’NİN ''LİBYA'' ISRARI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ASGARİ ÜCRETTE BEKLENTİ AÇ KALMAMAK
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
SURİYELİLER İLE YAŞAMAYA ALIŞMAK
Hatice Karataş
Hatice Karataş
ENGELLER ENGEL DEĞİL
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TÜRK KADINI
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYA 'ŞİRKİSTAN'A DÖNDÜ...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
KADIN CİNAYETLERİ VE KADINA SAYGI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
DÜŞÜNCE ÜRETMEYE FIRSAT VERİLMELİ
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
DOĞRU BESLENME DEPRESYONU AZALTABİLİR
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
GIDA GÜVENLİĞİ YAŞAMSALDIR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
BÜYÜME TARAFINA GEÇİŞ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
DOĞU AKDENİZ ÜZERİNE YAPILAN GİZLİ HESAPLAR BOZULDU
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
EFSANE CUMA
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
MODERN KÖLELİK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
HER GÜN MÜCADELE ETMEK GEREKİYOR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
GURURLANDIRDIN HALUK BİLGİNER
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
AMAN DİKKAT!
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva