ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








'Türkiye eğitimdeki yatırımlarla örnek oluyor'
'Türkiye eğitimdeki yatırımlarla örnek oluyor'
Türk gemisine tacize engelleme
Türk gemisine tacize engelleme
Eski hakime FETÖ üyeliğinden ceza
Eski hakime FETÖ üyeliğinden ceza
Bütçeden en yüksek pay Hazine ve Maliye Bakanlığının
Bütçeden en yüksek pay Hazine ve Maliye Bakanlığının
'İş gücüne katılım oranı en yüksek seviyede'
"İş gücüne katılım oranı en yüksek seviyede"

R Bülend KIRMACI

İKTİSADİ AKIL VE TOPLUMUMUZ
18 Nisan 2018 Çarşamba

Düşünme, anlama, kavrama ve anlatma potansiyeli olarak “akıl”, bireylerin ve toplumların olaylar ve olgular karşısındaki soyutlama ve sentez gücünün de bir belirtisi ve verisidir. Bireysel olanın toplamını aşan şekilde “toplumsal akıl” dan söz edildiğinde ise, bir tür toplumsal belleğe (hafıza) de referans yapmak gerekecektir. “Akıl” bu statik tanımıyla ölçülmesi güç bir kavram olmakla beraber; asıl var’lığını ilk defa karşılaşılan veya tekrar eden durumlarda gösterir. Bilindik söz şudur: “Aynı yanılgıları tekrarlayarak farklı sonuçlar ummak akıl işi değildir”. Bir kavrayış momenti ve bir tavır ve eylem durumu olarak akıl, kuşkusuz rafine bir zekayla kesiştiğinde, kişi ve toplum için en yararlı sonuçları sağlar. Yaşamın her alanında sorunlarını “akıl” yoluyla çözmeye çalışan birey ve kurumlar kazançlı çıkarlar. Elbette insan, aynı zamanda duygularının da ürünüdür ancak, akla eşlik eden duygular yapıcı sonuçlar verirken, ‘aklı baskılayan’ duygusallık, tekrarlayan yanılgılara yol açmaktadır.

Akıl ve iktisadi tercihler
Somuta indirgeyelim: İktisat…birey ve aile olarak gündelik yaşantımızın nirengi noktasıdır. Bir toplum olarak bugünümüzün ve yarınımızın en belirleyici dinamiğidir. Gelir ve gider tablosunda denge artı yakın ve uzak hedefler ile bütçeleme, iktisadi bir aklı gerektirecektir. Gelirinden çok harcayan kişi ve kurumlar açık bütçeler üzerinden borç sarmalına dalarlar. Verili koşullarda bu aritmetiğin başka sonucu yoktur. Buna karşılık bu konuda ısrar etmek; yani gelirler sabitken harcamalara frensiz dalmak; akıl dışı bir duygusallıkla izah edilebilir. Bunun örneklerini kamu bütçesinde ve toplumun kimi kesimlerinde gözlemliyor, belki de bazen kişisel açıdan yaşıyoruz. Örneğin, bunca cari açığa karşın dış ticaret kısıtlarını aşacak siyasi-iktisadi seçenekleri üretememek ve ama israfa varan harcamalardan da vazgeçmemek, kamu aklıyla açıklanabilir bir şey değildir.. Ya da, aile bütçesini borcu kamçılayan yeni borçlarla devam ettirmek de yine aynı şekilde iktisadi aklın işi değildir. Bunlar tamam da; sentez kıvamında akıl bize daha fazlasını dikte etmektedir: Sonuçlar üzerinde odaklanmak kadar “nedenler” sorulmalıdır ki, düzeltici çabaların eşliğinde birey, toplum, kamu yönetimi, ülke ve ulus için daha doğru olan neyse bulunsun ve tekrar eden yanılgılardan kurtulunsun.

Sınıf bilinci ve çıkarlar
İktisadi alan üzerinde nedenleri sorgulamak gerçekte bireysel olan ile toplumsal olanı bir arada düşünmeyi gerektirir. Yaşadığımız dünya üzerinde her şeyin hele ki iktisadi işleyişin mutlaka nedenleri vardır. “Ben neden bu kadar kazanmakta mıyım?”; “Neden bu kadar vergi ödemekteyim?”.. “Biz, ülke olarak neden bu kadar borçluyuz? Niçin tarımı ihmal ettik ve alt yapıda üretken yatırımlara yeterince önem vermedik?”.. Doğru yanıtlar ancak doğru sorularla bulunacaktır ve sorulara doğru yanıtlar bulmak için “aklın” devreye girmesi gereklidir. Hangi aklın? İktisadi aklın! Öncelikle gelir dağılımı siyasal iktisadın bir göstergesidir… Türkiye’miz gibi en alt ve en üst gelir grupları arasında (yakın zamana kadar on katı şimdilerde) sekiz kat farklılık bulunan ülkelerde, vergi adaleti ve ücret hakkaniyeti ile ilintilidir ve yönetimlerin gelirin yeniden dağıtılması politikasında yuvalanmış bir tercih sepetidir. Bu noktada bir ailenin sorumlusu sıfatıyla birey, benzer bir mesleki tecrübesi olan ve aynı çalışma saatleri çerçevesinde çalışan diğer hemşerilerinden daha az kazanıyorsa, bu birinci sorusudur ve o bireyin içinde bulunduğu sektör, iş kolu, diğer alanlara oranla (örneğin, borsa, rant, faiz gelirleri) çok daha az kazanıyorsa, bu da ikinci soru(n) alanıdır. Bu soruları sormak bilinç meselesidir… Üretim zincirinin bir parçası olarak emek veren kişi ve üretim çarkının bir unsuru olarak üreten topluluk, “biz iktisaden hangi sınıftanız?” sorusunu sormak durumunda olmalıdır. Burada siyasi anlamda bir sınıfsallık değil iktisadi üretim süreçleri açısından soyut bir aidiyetin keşfi söz konusudur. Kişi ve topluluk bir kez soruyu doğru sorarsa ve açık yüreklilikle kendisini sistemin konumlandırdığı skalada tanımlarsa, hayatın her aşamasında; iktisadi, siyasi ve sosyal her alanında; doğru tavırları, geçerli tasarrufları ve işe yarar kararları alabilir ve uygulayabilir. Bu edim, yıkıcı değil yapıcı ve rafine bir iktisadi çıkar mantığının da dışavurumu olarak okunmalıdır.

Toplumsal iktisadi aklın yolu
Türkçemizde güzel bir deyiş vardır: “Aklın yolu birdir” denir. İktisadi aklın yolu, aritmetik dengeler kadar içinde bulunulan durumu derinlikleriyle de kavramayı gerektirir. Yaşanılanları bir de geometrik açıdan irdelemek yararlıdır. Bu açıdan, bireysel düşünmek, toplum olarak karar almak ve herkesin üzerine düşeni yapması anlamında bir iş birliğiyle sorunları aşmak esastır. Oyun kurucuların karşısında oyun kurmaktır ve bu oyunun adı takım oyundur! “Bizim ülkemizde üretken yatırımlara niçin daha fazla önem verilmiyor?” sorusu bireysel olsa da yanıtı itibariyle tüm toplumu etkileyen ve sistemin siyasi-iktisadi önceliklerine teğet geçen bir sorudur. Üretken alt yapı yatırımları; istihdam, ücret politikası, fiyatlar genel düzeyi, dış satım ve alımlar ve tüm dengelerimizle ilgili tercihlerin bir tezahürüdür. Karar noktalarındaki anlayışlar, seksen milyona -çok genç bir nüfus yapısıyla- dayanan ülkemizde, üretken yatırımları mutlaka ele almak, artırmak ve yurt genelinde dengeli dağıtmak zorundadır. Toplum bu açıdan ‘yoksunluğunu’ akıl yoluyla tartar ve demokrasi içinde bir sosyal talep olarak dillendirirse, gelecek kuşaklar için en akılcı şekilde davranmış olacaktır. Fakat böyle bir tavrın yeterince aksetmesi ve yerli yerinde karşılık bulması için mutlaka etkili bir “örgütlülük” esastır.

Örgütlü iktisadi ve sosyal “akıl”
İktisadi aklın toplumsal alanda yansıması ve sorunların çözüm talebine doyurucu yanıtlar sağlaması, ancak örgütlenme ile olanaklıdır… Böyle bir örgütlenme, iktisadi karar mekanizmalarını dolaylı olarak etkileyen her sosyal alanda; siyasette, dernekte, vakıfta, spor kulübünde olan birlikteliklerden de oluşur. Ülkemizde 108 bin 748 dernek ve 5 bin 14 vakıfta on milyona yakın üye ve 12 milyona yakın siyasi parti üyesi vardır. Fakat iktisadi sosyal aklın örgütlenmesi açısından bu sayılar çok bel bağlanır bir kümeyi, geçerli bir pratiği ve teskin edici verileri oluşturmaz… Öte yandan, iktisadi alanla daha dolaysız ilinti (sendikalar gibi) alanlara baktığımızda: Türkiye’mizde kimi veriler itibariyle (örneğin kamu görevlilerinin sendikalaşması %70’lerde) olumlu, kimi veriler açısındansa (örneğin işçi sendikalaşma oranlarındaki dramatik düşüşler) olumsuz gelişmeler vardır… Gerçekten, Memur-Sen, Türkiye Kamu-Sen ve KESK’e bağlı- sendikalara üye olan kişi sayısı 1.756.934 kişidir. Ancak, Türkiye’deki toplam 13 milyon 38 bin işçiden, sadece 1 milyon 499 bini sendika üyesidir. İktisadi aklın toplumsal değerlendirilmesi açısından işte bu son veriler çok yetersiz bir noktada olduğumuzu da kanıtlamaktadır. İktisadi sorunlarımızı aşmak için iktisadi aklı devreye koymak, iktisadi aklı devreye almak içinse toplumsal alanda ve iktisadi önceliklerde örgütlenmek gereklidir.

Bilinçli toplumlar rasyonel kararlar alır
Bir çalışan olarak bireyler ve üreten toplum kesitleri, iktisadi sorunlarının ne denli farkında olurlar ve ne kıvamda örgütlenirlerse; o sorunların çözümüne de o denli etkin ve verimli katkılar sunarlar. İktisadi akılın toplumsal örgütlenme düzeyi, belli bir yaşam kalitesinin sağlanması ve sürdürülmesi açısından da son derecede önemlidir ve yalnız iktisadi alana değil demokratik olana da değer katan bir olgudur. Böyle toplumlarda, sendika ağalığına, siyasetin delege yozluğuna, sahnenin kalpazanlığına, akademisyenin yalancısına, ticaretin yağmacısına yer ve yaşama olanağı yoktur. İktisadi akıl ile yürüyen toplumlarda bireyler, yaşamı etkileyen tercihlerini bilgi, tecrübe, hafıza, sentez ve sınama yoluyla yaparlar ve çok az yanılırlar. Kuşkusuz, akıl ile davranan bireyi duygularından tamamen soyutlamaktan söz etmiyoruz. Duygular da elbet olacak ama aklı öteleyen, örseleyen, geri planda bırakan değil; akıl ile tümleşen, aklı destekleyen duygular geçerli olacaktır, olmalıdır. Doğru kararlar, geçerli tavır ve etkinlikler, yararlı düzeltici faaliyetler ve istikrarlı kurumsal gelişmeler, ancak bu duruma bağlıdır. Bu amaçla da daha yetişme çağından başlayarak eğitimiyle özerk, sosyalleşmesiyle özgür, ödüllendirmesiyle hakça, özendirmesiyle tutarlı bir düzeni yapılandırmak gereklidir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
BAŞLARKEN
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YALNIZLIK ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
POLİSİYE TEDBİRLERLE ENFLASYON DÜŞER Mİ?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAYİ ÜRETİMİ VE ÜÇÜNCÜ ÇEYREK BEKLENTİLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ABD-ÇİN MÜCADELESİ VE DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
TAKIM OYUNU
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ALDIĞIMIZ ÜRÜNÜ DENETLEYECEĞİZ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KADIN
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
SONBAHARIN TADINI SİNEMADA ÇIKARMAK İSTEYENLERE…
Halil YATAR
Halil YATAR
ENFLASYONLA MÜCADELE...
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
HAZRETİ MUHAMMED’İN ÜNİVERSİTESİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HAYATINIZI SADELEŞTİRİN
Esra SARI
Esra SARI
BİRTAKIM KÜÇÜK ÖNLEMLER BİZİ GRİPTEN KORUR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva