ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








'Türkiye eğitimdeki yatırımlarla örnek oluyor'
'Türkiye eğitimdeki yatırımlarla örnek oluyor'
Türk gemisine tacize engelleme
Türk gemisine tacize engelleme
Eski hakime FETÖ üyeliğinden ceza
Eski hakime FETÖ üyeliğinden ceza
Bütçeden en yüksek pay Hazine ve Maliye Bakanlığının
Bütçeden en yüksek pay Hazine ve Maliye Bakanlığının
'İş gücüne katılım oranı en yüksek seviyede'
"İş gücüne katılım oranı en yüksek seviyede"

R Bülend KIRMACI

İHRACAT DEVLERİ, DÖVİZ ZENGİNLERİ
10 Ekim 2018 Çarşamba

Dış satım yani ihracat niteliğini ve niceliğini yüksek tutmak hemen her ülkenin hedefidir. Yeryüzündeki her ekonomi ihracattan daha çok pay kapmanın peşindedir. Öyle ki dış satım parametresi iktisadi alanda neredeyse başlı başına bağımsız bir hedef olarak telaffuz edilir… Bir ülkenin, bir ekonominin “ihracat verileri” giderek bir prestij olgusu haline dönüşmektedir. Bu olgu, iç pazarın doygunluk limitleri veya ithal ikamesi barajlarından aşkın bir olgudur. Daha fazla ihraç etmek, kaliteli üretim, etkin pazarlama, finansal destek, teknoloji gerektirir.

İhracatın kompozisyonu
Elbette iktisatta da gerçek hayatta olan bir deyiş karşılığını bulur: “Vermeden almak olmaz!”. Tıpkı üretmeden tüketmenin mümkün olmadığı gibi hiç alım yapmadan satmak da olamaz! İhracat artarsa bir ölçüde ithalat da artacaktır; ya da tersi de doğrudur: Ticaret hacmi, budur. Fakat artı değeri elde etmek tasarrufa ve satın aldığından fazlasını dışarıya satmaya bağlıdır. Bir başka açıdan da; ihracat lafzında iki kavram önemlidir: “katma değer” ve “teknoloji”… Tıpkı “büyümenin” niteliği gibi (ara mal ithaline veya üretim zinciri ikmal edilmiş nihai ürün satımına dayanması gibi) ihracatın kompozisyonu da (katma değer ve teknoloji) önemlidir.

İleri teknoloji ve üretim süreçleri
Bu açıdan ihracat figürü ya da rakamsal büyüklüğünün temelinde katma değer sağlayan ve teknolojiye dayanan nihai malların dışa satımının ağırlıklı olması tercih edilir. Zaten ülkeler ve şirketler de katma değer ve teknolojiye dayalı bir ihracatı önemsedikçe kazanırlar… Ne yazık ki Türkiye’mizin “büyümesinde” ithal ara malları payı istenilmeyen düzeydedir ve öte yanda ihracat kompozisyonumuz içinde yüksek teknolojiye dayalı ve tüm üretim süreçlerinin yerelde ikmal edildiği mal ve ürün niceliği yeterli düzeyde değildir. Dış ticaret dengemizin verileri, kur dalgalanmalarına karşı savunma mekanizmamızın zayıflığı büyük ölçüde bu durumdan kaynaklıdır. Daha da ötede, döviz stokları itibariyle esneklikten yoksunluğumuzun veya satın alma gücü paritesindeki yetmezliğimizin en önemli nedenleri ihracat niteliğimizdir.

Kısıtlamalar, ambargolar, vergiler
Tabii dünyanın momenti de önemlidir, bir süredir kriz çevrimleri ve daralma döngüleri yaşana-gelmektedir. Mevzi ambargolar ve tedrici vergiler serdedilmekte bir uç örnek olarak Trump yönetimi Çin’den gerçekleşecek ithalatına serbest ticaret kurallarını zorlayan duvarlar çekmektedir. Yakınlarda gerçekleştirilen G 7 zirvesinde de -uluslararası alanda serbest ticareti kısıtlama anlamına gelebilecek- ABD’nin çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği vergiler ciddi tartışma konusu olmuştur… Gerçekten ülkemiz de bu ülkeyle benzer sorunlar yaşamıştır, yaşamaktadır... Bizim için bir başka gerçeklik Gümrük Birliği dolayısıyla açıkça ve zımnen karşı karşıya kaldığımız ve üçüncü ülkelerle ticaretimizi örseleyen manzumelerdir. İşte gerek dünyanın gerek ülkemizin bu koşullarında yine de dış ticaret hacmini ve ihracatı artırmanın dayanılmaz cazibesi orta yerde durmaktadır…

Milli gelir ve satın alma gücü açısından ihracat
Yine de dünya dönmekte ve yaşam sürmektedir… Dünya Ticaret Örgütünün 2017 verilerine göre trilyon dolar temelinde ülkeler ve yaptıkları ihracata göre sıralamaları şöyledir: 1. Çin (2,26); 2. ABD (1,54); 3. Almanya (1,44); 4. Japonya (698 milyar dolar); 5. Hollanda (652 milyar dolar)… Diğer “ihracat verilerini” milyar dolar olarak yazmaya devam edersek: Fransa (535); İtalya (506); Singapur (373); Rusya (353); Hindistan (298); Brezilya (218) … Ve nihayet Türkiye’miz 157 milyar dolarlık bir ihracat potansiyeli ve devinimi sağlayan bir ülkedir. Elbette ihracatın milli gelir ve satın alma gücü paritesine (PPP) yansıması söz konusu olduğunda ihracatla sağlanan parasal büyüklüğü nüfusla birlikte değerlendirmek gerekecektir. Bir ülke diğerinden rakamsal olarak fazla ihracat yapsa da bunun gerçek hayata yansıması farklı olabilir… 
Bu açıdan 83 milyon nüfuslu Almanya’nın sağladığı ihracatının kişi başına 18 bin dolara denk geldiği, buna karşılık çok daha kalabalık olan ve de parasal büyüklük açısından Almanya’ya göre daha fazla ihracat yapan ABD’nin sağladığı ihracatın kişi başına 4,8 bin dolar olduğu unutulmamalıdır.

İhracat niteliği ve niceliği esneklik ve denge için önemlidir
Rakamlar nasıl belirlenirse belirlensin ihracat düzeyini korumak ve geliştirmek isteyen ülkeler ve şirketler; üretken yatırımlara, ar-ge’ye, ürün desenine ve çeşitliliğe, tasarıma, bilgi teknolojisine ve modern pazarlama yöntemlerine önem veren ülke ve şirketlerdir. Bir ülkenin ve şirketlerin ihracat kalitesi; niteliği ve niceliği; o ülkeye ve ekonomiye, döviz birikimi, hareket kabiliyeti, likidite esnekliği, dış yükümlülüklerini karşılama imkanları, yurt dışında projeler taahhüt etme kapasitesi, iç piyasada dengeleme gibi kazanımları getirecek, temel unsurlardır… O nedenle ihracata salt döviz birikimi olarak bakmamak, ihracatı, salt döviz kazandırıcı bir faaliyetten öte ekonomideki dengeler ve hareket kabiliyeti olarak da okumak, yorumlamak ve değerlendirmek gerekmektedir. İhracatın “yaratacağı zenginlik” salt ihracatın tarafları için değil ekonominin hatta sosyal hayatın tüm unsurları için geçerlidir.

Dünya’nın döviz zenginleri
Elbette dış satımda, ihracatta iddialı ülkeler, geçerli döviz rezervine de daha çok sahip olan ülkelerdir. Dünya’da dış ticarette en geçerli para birimlerinin merkez bankaları verilerine göre yüzdesel dağılımı şöyledir: USD % 63,5; Euro % 20; Japon-Yeni % 4,5; Kanada doları % 2; Çin-Yuanı % 1,1… Bu tablonun okunmasına bir örnek verirsek, dünyada tüm merkez bankalarının elindeki rezervlerinin % 20’si Euro’dur. Doların ise halen (aslında giderek tartışılacak olan-RBK) üstünlüğü vardır… Öte yandan Japon parası da uluslararası alanda dış ticarette nicedir geçer akçe ve bu ülke ciddi bir ihracatçı olduğu halde, elinde 605 milyar Amerikan dolar sıcak rezerv tutmaktadır… Yine milyar ABD doları bazında ve 2018 IMF verileriyle, ülkelerin sahip oldukları parasal stokların dağılımı ise şöyledir: Çin 3,161; İsviçre 785; Hong Kong 437; Hindistan 397; Brezilya 358; Rusya 356; Singapur 279… Bu tablonun okunmasına örnek olarak da, Çin’in elinde 3 trilyon Amerikan doları vardır denilebilir. Öte yandan bir başka uçta bir de Suudiler var ki onların da elinde 486 milyar Amerikan doları olduğu biliniyor, fakat bu birikimin, diğer ülkelerdeki gibi yatırıma değil “satın almaya” harcanması beklendiğinden statik bir birikim olarak tanımlanması ve bilanço itibariyle yine ve önünde sonunda, Batılı bankaların -hatta şirketlerin- alacak hanesine yazılması gerekir.

Türkiye’miz ne kadar ihracatçı?
28 Eylül’de basına yansıyan ve TÜİK’e dayanan verilere göre; 2018 Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracatımız % 6,5 azalarak 12 milyar 383 milyon dolara, ithalatımızsa % 22,7 azalarak 14 milyar 805 milyon dolara gerilemiştir. Böylece dış ticaret açığımız da % 59 azalarak 2 milyar 805 milyon dolara karşılık gelmiştir. Kısmen ve zımnen ihracatın azalmasından ve ithalatı da frenleyen kur sorunlarından kaynaklanan bu azalmaya fazla bel bağlamamak uygundur. Öte yandan, ihracatın ithalatı karşılama oranı 2017’de % 69,1 iken, 2018 Ağustos’unda % 83,6’ya yükselmiştir. Ancak bu durum artan ihracattan değil görece azalan ithalattan kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak dünya ihracat pastasından daha fazla pay almak için dış satımımızı artırmak bu amaçla da iktisadi organizasyonlarımızın kalitesini yükseltmek zorundayız. Elimizde geçerli daha çok döviz birikimi olması iç pazarda dengeleyici ve dış pazarda gelişmeci hamleleri yapmamıza ve kişi başına düşen gelirin ve satın alma gücünün artmasına olanak sağlayacaktır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
BAŞLARKEN
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YALNIZLIK ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
POLİSİYE TEDBİRLERLE ENFLASYON DÜŞER Mİ?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAYİ ÜRETİMİ VE ÜÇÜNCÜ ÇEYREK BEKLENTİLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ABD-ÇİN MÜCADELESİ VE DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
TAKIM OYUNU
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ALDIĞIMIZ ÜRÜNÜ DENETLEYECEĞİZ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KADIN
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
SONBAHARIN TADINI SİNEMADA ÇIKARMAK İSTEYENLERE…
Halil YATAR
Halil YATAR
ENFLASYONLA MÜCADELE...
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
HAZRETİ MUHAMMED’İN ÜNİVERSİTESİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HAYATINIZI SADELEŞTİRİN
Esra SARI
Esra SARI
BİRTAKIM KÜÇÜK ÖNLEMLER BİZİ GRİPTEN KORUR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva