ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA SAĞLIK YAŞAM VİDEOLAR
'Kırmızı uyarı' verilen iller için alınan tedbirler
'Kırmızı uyarı' verilen iller için alınan tedbirler
TİSK'ten asgari ücret açıklaması
TİSK'ten asgari ücret açıklaması
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplandı
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplandı
Kırkpınar'ın kültürel meşalesi 661 yıldır yanıyor
Kırkpınar'ın kültürel meşalesi 661 yıldır yanıyor
NASA'dan bir ilk
NASA'dan bir ilk

Prof.Dr. Esat ARSLAN

FİNLANDİYA VE İSVEÇ'İN OLASI NATO ÜYELİĞİ
16 Mayıs 2022 Pazartesi

Haydi gel de şimdi, Türkiye Cumhuriyeti olarak, Finlandiya ve İsveç’in NATO Üyeliğini veto etmeden, destekle ve onay ver. İnanın, sevgili okurlar, Finlandiya’nın NATO üyeliği ortak açıklamasından beri bu durumu ve tüm olasılıkları düşünüyorum. Bilmiyorum sizler de bu durumu içinize sindirilebiliyor musunuz? Doğrusu ben bu durumu bir türlü kabullenemiyorum. İsterseniz, Finlandiya ve İsveç’in olası NATO üyeliklerini şöyle sesli düşünelim ve irdeleyelim. Bu iki ülke, Türkiye’nin onlarca yıldır canını dişine takarak mücadele ettiği hem PeKaKa’yı hem de uzantısı Suriye PeKaKa’sını özgürlük savaşçıları olarak kabul etmekte ve destek vermektedirler. Ancak Finlandiya, PKK’yı doğrudan terör örgütü olarak tanımasa da AB kararlarından dolayı terör örgütü olarak tanıyan ülkeler arasında bulunmaktadır. Bireysel bazı Suriye PeKaKası destekleri dışında ülke doğrudan açık destek vermemektedir. Ezcümle, Finlandiya örtülü bir şekilde desteğini sürdürürken, İsveç başta finans olmak üzere açık desteğine tüm zeminlerde devam etmektedir. Örneğin, şimdiye kadar 210 milyon dolar destek veren İsveç’in bu desteği 2023’e kadar 376 milyon dolara çıkarması planlanmaktadır. Her iki ülke ABD’ye ilaveten Suriye PeKaKasına savunma desteği de vermektedir. PeKaKa’nın STK yapılanmaları başta olmak üzere Türkiye, Irak ve Suriye’de bulunan örgüt uzantılarına maddi kaynak bulmakla görevlendirilen sözde Kürdistan Kızılayı İsveç’te de faaliyet göstermekte ve Avrupa ülkelerinde bağış adı altında yıllık 30 milyon Avro para topladığı hesaplanmaktadır. (2) Ancak, sadece bununla kalsalar ama, ne gezer. Bununla yetinmeyerek, Türkiye Cumhuriyeti’nin ayrılıkçı terör örgütüne karşı mücadelesine de sekte vurmaya çalışarak Türk savunma sanayine yaptırımlar uygulamakta, Türkiye’nin müttefiklerinden ithal ettiği ürünlere bile kısıtlamalar getirmektedirler. Peki durum şöyleden böyle iken bizden ne yapmamız isteniliyor, ne yapalım?  Bu durumda Türkiye’den bu iki ülkenin NATO Üyeliğine veto kartını kullanmadan hiçbir şey olmamışçasına onay vermesi beklenebilir mi? Kuşkusuz, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın olası NATO üyeliklerini veto edeceğini ilan etmesi için vaktin henüz erken olduğunu düşünüyorum.  Ancak mevcut durum da ortada. Peki Türkiye’nin yıllardır PeKaKa teröründen etkilendiğini, bölgedeki masum sivillerin hedef alınarak, yaş ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin on binlerce insanın örgüt tarafından şehit edildiğinin, görmezden mi gelinmesi istenilmektedir. Evet tam da Türkiye’den fedakârlık göstermesi istenilen durum budur. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, “Türkiye nasıl olsa yine kabul eder mantığı NATO’nun tüm katmanlarına egemen olmuştur.” Mantık tam da budur, Türkiye onlarca yıldır NATO’nun güvenilir ve sadık bir ortağıdır, NATO’nun genişleme sürecinde hiçbir ülkeye sorun olmamış, köstek olmamış, her zaman destek olmuştur. Ne diyelim, bir nevi “Ağır Abi”modeli bu olsa gerek. Anımsayın Türkiye, bundan üç yıl önce, canına tak etmiş, Suriye’de ABD destekli sözde Suriye Demokratik Güçleri’nin önemli bir bölümünü oluşturan Suriye PeKaKa’sının NATO tarafından terör örgütü olarak nitelenmesini talep etmiş, bu talebi yerine gelmedikçe de Baltık ülkeleri ve Polonya için hazırlanan güvenlik planına onay vermeyeceğini belirtmişti. Aslında Türkiye Cumhuriyeti “NATO’nun Baltık Ülkeleri Planı”nda veto hakkını kullanacağını ilan etmesine karşın 2019 Londra NATO Zirvesi’nde büyük devlete özgü bir tutum sergileyerek veto hakkını kullanmamıştır. Ancak arkasından NATO Genel Sekreteri Stoltenberg Londra’daki zirvede “NATO’nun YPG’yi nasıl nitelemesi gerektiği konusunu görüşmediklerini de belirtmesi” yüreği her gün Türkiye ile birlikte atan Türk insanını rencide etmiştir. Üzülerek ifade etmek gerekir ki, bu durum gündeme bile gelmemiştir.  Unutmayalım, bu durum bugüne özgü değil, Osmanlı Devletinden beri gelişerek devam eden bir konudur. Çıkış noktası da Kürt Teâvün (Yardımlaşma) ve Terakkî (İlerleme) Cemiyeti kurucularından, Sadrazam Said Halim Paşa’nın kız kardeşiyle evlenen Mehmet Şerif Paşa’nın Ferikliğe yükseltilip 1898 yılında Stockholm ortaelçiliğine atanmasıdır. Ayrılıkçı hareketin İsveç’te taban oluşturması onun zamanında başlamıştır. Fransızca “Beau Şerif” (Güzel Şerif) lakabını Süleyman Nazif’in ifadesiyle “boş herif”e çeviren Şerif Paşa’nın Birinci Dünya Savaşı sırasında Mezopotamya (El Cezire)’da Kürtleri kazanmaları yolunda İngilizlere hizmet dahi teklif etmiştir.  1971 ve 1980 askeri darbelerinin İsveç’te yaratmış olduğu demokrasi karşıtı durum nedeniyle siyasi oturum son derece kolay bir biçimde ‘Ben Komünist Partisinin üyesiyim veya aranıyorum’ demek yeterli olmuştur. Resmi olmayan istatistiklere göre 1971-1984 yılları arasında 6000 kişinin İsveç’e geldiği ifade edilmektedir. Bu arada ifade etmek gerekirse İsveç’te Kürtler üzerine yayınlanan veya Kürtçe ’ye tercüme edilen kitapların sayısı devasa boyutlardadır. Burada sadece bir Kürt yazarın İsveççe 32 kitap yazdığını söylemekle yetinelim. (3)

Sadece İsveç ve Finlandiya değil tüm İskandinav ülkeleri terör örgütlerine sadece yardım ve yataklık etmiyor, adeta misafirhanesi gibi hizmet vermekte olduklarını da belirtelim. PeKaKa’sı, THKP-C’si İsveç’te, Hollanda’da yuvalanmış durumda olduklarını Mısır’daki sağır sultan bile bilmektedir. Sadece bu kadar değil tabii ki, Meclislerinde yer almaktadırlar Türkiye’deki kanlı teröre alenen destek vermekte oldukları da bilinmektedir. Ha, aklıma gelmişken, bu arada bir NATO ülkesi olan Norveç’i de unutmayalım.  NATO’nun Norveç’teki “Trident Javelin”(Üç Oklu Cirit)  Türk insanının belleklerinde yer etmiştir. Simülasyonların kullanıldığı tatbikat, Norveç’te başkent Oslo’ya yaklaşık 300 kilometre mesafedeki Ortak Harp Merkezi’nde (Joint Warfare Center) yapılmıştır. Bu tatbikat sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün heykelinin fotoğrafını tatbikat kapsamındaki kurgusal hasım ülkelerin liderleri arasında göstermişlerdir. (4) Ayrıca bununla da yetinilmeyip Cumhurbaşkanı Erdoğan adına sahte hesaplar açarak NATO düşmanıymış gibi göstermeye de özellikle çalışmışlardır. Türkiye bunun üzerine derhal karşı bir hareket göstererek NATO tatbikatında görevli 40 askerini geri çekmiştir. Bu aks-ül amel üzerine NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye’nin Norveç’teki NATO tatbikatında görevli 40 askerini geri çekmesine neden olan olaydan dolayı özür dilemiş, arkasından bir özür de Norveç Savunma Bakanı’ndan gelmiştir.

Peki, Türkiye’nin “Veto hakkı” nereden kaynaklanmaktadır? 1949 NATO Kuruluş antlaşmasından. 1949 NATO Kuruluş antlaşmasının 10’uncu maddesi, “Kuzey Atlantik Bölgesinin güvenliğine katkı yapacak durumda olan herhangi bir Avrupa devletini bu Antlaşma ‘ya katılmaya oy birliği ile davet edebilirler.” şeklinde bağıtlanmıştır. (1)  Bu bir başka ifadeyle NATO’nun bir açık kapı politikasıdır ve Türkiye üye olmasından bu yana örneğin NATO’nun askeri kanadından çekilen Yunanistan’ın üyeliğine karşı olduğu dönemde bile tekrardan askeri kanadına dönüşünün önünü açmıştır. Malum, Yunanistan, Türkiye’nin 1974’te gerçekleştirdiği Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra tepki olarak NATO’nun askeri kanadından çekilmiştir. Yunanistan’da Cunta Hükümeti devrildikten sonra, işbaşına gelen Yunan hükümetleri aynı koşullarla NATO askeri kanadına dönmesi talebi Türkiye’nin vetosu nedeniyle mümkün olmuyordu. Unutulmaması gereken ise Türkiye’de siyasi istikrarsızlığa karşın işbaşına gelen hiçbir hükümet tarafından, Türkiye’ye karşı devamlı olarak tehditkâr taleplerine devam eden Yunanistan’ın askeri kanada dönmesine onay verilmiyordu. ABD tarafından desteklenen Yunanistan’ın askeri kanada dönüşü için en uygun ortam 12 Eylül 1980 sonrası darbe lideri Orgeneral Kenan Evren’in NATO Avrupa Yüksek Müttefik Komutanına 6 Ekim 1980 tarihinde vermiş olduğu şifahi bir söz ile sağlanmış, NATO’daki Türk vetosunun kalkması üzerine Yunanistan resmi olarak iki hafta sonra 20 Ekim 1980 tarihinde ‘de NATO’nun askeri kanadına dönmüştür. Gerçekten de bunun getirisi büyük olmuş, AB müktesabatındaki yükümlülükleri yerine getirmesine bakılmaksızın Yunanistan 1 Ocak 1981 tarihinden itibaren AB tam üyeliğine kabul edilmiştir.  Şimdi eğri oturup doğru konuşalım, Türkiye’nin vetosunun kalkmasından sonra hem Yunanistan’ın hem de Yunanistan’ın büyük çabalarıyla AB’ye üye yapılan Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin AB zeminini kullanarak Türkiye’ye yönelik saldırgan tutumlarına dur durak bilmeksizin devam etmektedirler.

Rusya Federasyonu’nun Kırım’ı ilhak ettiği 2014 yılından bu yana NATO ile yakın iş birliğine giren ve halkın sadece yüzde 25’inin NATO üyeliğini desteklediği 5,5 milyon nüfuslu Finlandiya’da çoğunluk tarafsız kalınması gerektiğini savunmakta idi. Ukrayna savaşından sonra bu durum tümüyle tersine dönmüş, bu hafta başında yapılan son anket halkın yüzde 76’sının ve parlamentodaki 200 milletvekilinin çok büyük bir çoğunluğun NATO üyeliğine destek verdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum sonrası 10 Mayıs 2022 tarihinde Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve Başbakan Sanna Marin ortak bir açıklama yayınlayarak, katılma gerekçelerini, “NATO üyesi olmak Finlandiya’nın güvenliğini güçlendirecektir, bir NATO üyesi olarak Finlandiya ittifakı bir bütün olarak güçlendirecek” sözleriyle açıklamışlardır. Ancak bununla beraber, 10 kadar Fin milletvekili NATO’ya katılmanın “tehlikeli sonuçlar doğuracağını” ve Finlandiya’nın “tarafsız kalması” gerektiğini savunmaktadır. Malum uzun bir süre İsveç egemenliği altında kalan Finlandiya, 1809’dan itibaren Rus egemenliği altına geçmiş, Rus Devrimi’yle birlikte, 1917’de bağımsız olmuştur. 1939 yılındaki Sovyet saldırısı ülke kaderinde son derece etkili olmuş, onlar da Rus dış politikasına ilişkin önemli ödünleri kabul ederek Rus komşusu ile iyi geçinen, tarafsız bir ülke olmayı yeğlemiştir. İkinci dünya savaşının başlarında Sovyetler Birliğinin genişleme çabaları sonunda üs ve toprak taleplerinin Baltık ülkelerine kabul ettirttikten sonra, Finlandiya’dan da hak iddia ettiği toprak ve üsleri istemesi ve Finler’ in reddetmesi sonucu nedeniyle çıkmıştır. Ruslar kendisinin 5’te biri büyüklüğündeki Fin ordusuna karşı 3 ay Mannerheim hattını geçemeyerek bir şey yapamamış, zor kış şartlarında kayaklı Fin birliklerine karşı ağır kayıplar vermiştir. O sıralar üç maymunu oynayan Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam), şimdiki BM gibi ortalıkta görünmemeye dikkat etmiş, Finlandiya’ya yapılan saldırı karşısında kendisinden beklenenden çok daha kısa sürede tepki vermiştir. Sovyetler Birliği (SB)’ni saldırgan ilan etmiş ve cemiyetten çıkarmıştır. Bir İskandinav ülkesi olarak Norveç ve İsveç de zor bir dönem geçirdiklerini bahane edip yardım edemeyeceklerini açıklamışlar, Fransa ve İngiltere de Finlandiya’yı kendi kaderine terk etmişlerdir. Bunun üzerine durumu değerlendiren SB topçu ve uçak destekli milyona yakın askeri cepheye sürünce Fin cephesi çökmüş ve Finler tüm Rus taleplerini kabul ederek barış imzalamak zorunda kalmışlardır. Bu durumun kazanımı da komünist rejim tüm dünyada tepki toplamış, Finlilere karşı sempati duyulmuştur.

İsveç henüz resmî açıklama yapmamakla birlikte İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist de ülkesinin devlet radyosu SR’ye yaptığı açıklamada, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılması halinde İskandinavya’nın savunma gücünün artacağını kaydetmiştir. Finlandiya’nın resmî açıklamasının ardından gecikmeksizin Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Finlandiya’nın NATO üyeliğine kabul edilmesinin Rusya’nın güvenliği için tehdit oluşturacağını iddia etmiş ve açıklamasını şöyle sürdürmüştür:

“Finlandiya’nın NATO’ya girmesi Rusya için tehdittir. NATO’nun genişlemesi Avrupa’yı daha güvenli bir yer yapmaz.”(5)

Evet sevgili okurlar, iki ülkenin bir şekilde NATO’ya girmesi hiç şüphe yok ki, Baltık Denizini, Roma İmparatorluğu zamanının deyimiyle bir “Mare Nostrum” (Bizim Deniz) ya da bugünkü deyişiyle bir NATO gölü haline getirebileceği ancak bu durumun Avrupa’yı daha güvenli bir yer yapmayacağı da açık bir gerçek olarak görülmektedir. Üstelik RF’nın Baltık kıyısında bir karasal bağlantısı olmayan Prusya Devletinin eski başkenti Koningsberg’i, bir savaş ganimeti olarak şimdi RF ‘nın elinde bulunan Kaliningrad ile Kuzey Akım-2 boru hattını akil duruma getirebileceği değerlendirilmektedir. Ancak görülmektedir ki, her iki ülkenin NATO’ya kabul süreci zaman alacağından resmi üyelik statüsüne kavuşulmasının aylar ve hatta bir yıllık bir zaman alacağı kıymetlendirilmektedir. Öyle görülmektedir ki, NATO üyeliği gerçekleşene kadar geçecek süre zarfında Finlandiya ve İsveç’e ABD ve Birleşik Krallık tarafından NATO dışında çeşitli güvenlik taahhütleri sunulabileceği planlanmaktadır. Bu durumda Rusya’nın Finlandiya ve I?sveç’in NATO’ya üyelik bas?vurularını engellemede yetersiz kalacag?ından hareketle Ukrayna’daki savaşın uzayabileceği RF’nın küçük kilotonda da olsa nükleer silah kullanmaya yeltenebileceği düşünülmektedir. 

Dipnotlar

(1) Kuzey Atlantik Antlaşma Örgütü Kuruluş Antlaşması, 4 Nisan 1949, Md. 10.  

(2) İsveç 40 yıldır PKK’yı destekliyor, Yeni Şafak gazetesi, 14 Mayıs 2022;  https://www.yenisafak.com/gundem/isvec-40-yildir-pkkyi-destekliyor-3819746/Erişim Tarihi 15.05.2022/

(3) Şoreş Reşî,  İsveç’te Kürt yayın ve çeviri dünyasından bir görünüm ,PKAN , 6 Temmuz 2019; https://www.kurdenanatolien.com/isvecte-kurt-yayin-ve-ceviri-dunyasindan-bir-gorunum/Erişim Tarihi 15.05.2022/

(4) “NATO ve Norveç Türkiye’den özür diledi”, Deutsche Welle, 17 Kasım 2017; https://www.dw.com/tr/nato-ve-norve%C3%A7-t%C3%BCrkiyeden-%C3%B6z%C3%BCr-diledi/a-41429775/Erişim Tarihi 15.05.2022/

(5) https://www.haber7.com/dunya/haber/3221792-rusyadan-tepki-natodan-destek-finlandiya-natoya-girmek-istedigini-acikladi/Erişim Tarihi 15.05.2022/

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Ebru BALIKÇI
Ebru BALIKÇI
TATİLE GİTMEK LÜKS OLDU
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TİCARİ KREDİDE DÖVİZ ŞARTI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
TATİL Mİ? O DA NE?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
'MİLLET İTTİFAKI'NIN ÖNERİSİ: 'FRANSIZ YARIBAŞKANLIK MODELİ'
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KADINLAR EN ÇOK PSİKOLOJİK ŞİDDETE MARUZ KALMIŞ
Fatmanur ÇOLAK
Fatmanur ÇOLAK
EVLİLİKTE MUTLULUĞUN SIRRI NEDİR?
Esra SARI
Esra SARI
KİTAP ALMAK BİLE ZOR
Murat BALCI
Murat BALCI
ENFLASYON TATİLİ DE VURDU
Nesrin YARIM ÖZOĞLU
Nesrin YARIM ÖZOĞLU
GERÇEKTEN BUĞDAY SORUNU YAŞANIR MI?
Merve ŞAFAK ERGÜN
Merve ŞAFAK ERGÜN
DOĞRU BİLİNEN DİYET EFSANELERİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KRİZ YENİ FIRSATLAR DOĞURUYOR DERKEN
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
TÜRKİYE, HEPİMİZDEN BÜYÜKTÜR! (SİYASETİN PROGRAMINDA NELER OLMALIDIR?)
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
İTTİHAT VE TERAKKİ ÜYELERİNİN YARGILANMALARI-IX
Kadriye CİRİTCİ
Kadriye CİRİTCİ
GÖNÜL ALMAK
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
GIDA İSRAFINA DİKKAT
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İSLÂM'DA İLK ORTAYA ÇIKAN FARKLI SİYASİ EKOLLER
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
İŞ İNSANI FESİH ZEKİ MERT’İN BAŞARISI…
Nimet KÜLTEKİN
Nimet KÜLTEKİN
MEVSİM GEÇİŞLERİNDE BESLENME
Burak BALCI
Burak BALCI
NÜKLEER SAVAŞI ÖNLEDİ, EMEKLİ EDİLDİ, SESSİZCE ÖLDÜ!
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
HEZEYAN
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DİN İLE YOLLARIMIZI YİTİRDİK
Bekir ATACAN
Bekir ATACAN
FRANSA’YA KARŞI ÇOK FRANSIZ MI KALIYORUZ?
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ZITLIKLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOMOFOBİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
DAHA MUTLU HİSSETMENİZ İÇİN
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
FERGANA VADİSİ’NDEN TÜRK BİRLİĞİNE
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
ÜLKENİN KALKINMASINDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Sağlık Yasam
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva