ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
'Bu hastalık tam bir Rus ruleti'
'Bu hastalık tam bir Rus ruleti'
Turizmin parlayan yıldızı: Karavan
Turizmin parlayan yıldızı: Karavan
Azerbaycanlı gazi Kocaeli'de şifa arıyor
Azerbaycanlı gazi Kocaeli'de şifa arıyor
'Robinson Ziya'dan şiddete karşı yürüyüş
'Robinson Ziya'dan şiddete karşı yürüyüş
Ankara Zabıtası hijyen mesaisinde
Ankara Zabıtası hijyen mesaisinde

R.Bülend KIRMACI

DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE-1
17 Şubat 2021 Çarşamba

Sekiz milyona yakın öğrenci, 77 bine yakın öğretmen

İki bölümden oluşan ve Dünya’da ve Türkiye’de üniversite ve yüksek öğretimi ele aldığım bu yazı dizisinin ilkinde, Türkiye’deki üniversitelerimize değinmek istiyorum…

Türkiye’de 2020 verilerine göre, 129 devlet, 73 vakıf, 5 vakıf meslek yüksek okulu olmak üzere 207 üniversite bulunmaktadır. Ön-lisans, lisans, yüksek-lisans ve doktora dahil edildiğinde devlet üniversitelerinde 4.216.377, özel (vakıf) üniversitelerinde 400.255 olmak üzere 4.616.632 öğrenci öğrenim görmektedir. O arada 4 milyona yakın açık öğretim fakültelerinde okuyan üniversite öğrencimiz vardır. Tüm üniversite sistemimizde 76 bin 615 öğretim üyesi, öğretim elemanı, konuk öğretim üyesi/elemanı, görev yapmaktadır.

Nitelik, Araştırma Kıvamı, Atıf Sayısı

2020 yılında Dünya genelinde 93 ülkedeki 1500 üniversite temelinde yapılan bir araştırmaya göre nitelik olarak üniversitelerimiz ne yazık ki istenilen sıraları alamamıştır. Dünya Ekonomik Forumu yayın organlarından açıklanan ve Bloomberg kaynaklarına dayanan araştırmada üniversiteler; öğretimin niteliği / araştırma etkinliği / akademik atıf sayısı / uluslar arası prestij / üniversitenin gelirleri gibi beş temel kategoride verilen puanlarla sıralanmıştır.

1500 arasında 400.sıradan başlamak

Buna göre;

%1’i yabancı olan 7.492 öğrencisiyle Çankaya Üniversitesi, Türkiye’mizden birinci ancak 1500 dünya üniversite arasında 401. sıradadır. %6’sı yabancı olan 5.440 öğrencisiyle Koç Üniversitesi Dünya genelinde 1500 üniversite arasında hemen Çankaya Üniversitesi’nden sonra gelmektedir. Türkiye’den diğer üniversitelerimizden bazılarının sıralamadaki yeri ise şöyledir: %3’ü yabancı 51.530 öğrencisiyle Hacettepe Üniversitesi 501. sırada, %3’ü yabancı 13.772 öğrencisiyle Boğaziçi Üniversitesi 601. sırada, %7’si yabancı 87.146 öğrencisiyle İstanbul Üniversitesi ve %6’sı yabancı 23.330 öğrencisiyle ODTÜ Boğaziçi’ni izlemekte, %2’si yabancı 43.518 öğrencisiyle Gazi Üniversitesi 1001. sırada yer almaktadır.

Eğitim sistemi genel olarak sorunlu

Dünya genelinde yapılan üniversitelerle ilgili “derecelendirme” çalışmasına bir sonraki makalemde, yazımın 2. bölümünde geri döneceğiz. Söz Türkiye’den ve üniversite öğreniminden açılmışken bazı tespitleri de anımsamakta yarar var. Kuşkusuz üniversite öğrenimi, alt basamakları oluşturan ortaöğretimden bağımsız olarak değerlendirilemez. Bu mantık doğrultusunda ortaöğretimin de ilköğretimden bağımsız olmadığı açıktır. Bu eğitim kademelerinin tümü bir diğerini tamamlar ve öğrenciyi hayata hazırlar. Ne yazık ki ülkemizde eğitim sistemimin genel sorunları günden güne artmakta ve ağırlaşmaktadır. Uzun yıllar izlenilen yeni-liberal ve özelleştirmeci politikalar etkisini eğitim alanında da göstermiş, öte yandan sosyal devletten uzaklaşılması sonucu devlet okulları fiziki donanım, alt yapı, kadro kalitesi açısından giderek gerilemiştir.

Müfredat, Ezbercilik, Elemeci sınavlar

Eğitim sistemimizin bir diğer sorunu ise müfredat yani öğretim programı (izlencesi) açısından belirmektedir. Müfredat yıllar itibariyle sıkça değiştirilmiş, mantık, sosyoloji, felsefe gibi derslere gereken önem ve yer verilmemiş, ülke gereksinimlerine ve dünyanın gerçeklerine uygun bir müfredatın belirlenmesinde uzmanlık alanlarından ve kurullarından yeterince yararlanılmamıştır. Bundan da ötede 2010’lı yıllar sonrasında, önde-gelen çocuk ve ergen gelişim uzmanlarının karşı çıkmasına rağmen 4+4+4 sistemi getirilmiş, bir diğer yandan pedagojik formasyona yeterince özen gösterilmemiştir.

Eğitim kademelerinde öğretmenlerin sorunları bu yazının kapsamını aşmakla birlikte, sistemin en değerli unsurlarından biri olan eğitmenlerin biriken sorunlarının sistemin genelini son derecede olumsuz etkilediğini hatırda tutmak gerekir.

Sonuçta ortaöğretimin ezberciliğe ve “not yarışına “dayalı alt yapısı, Türkiye gerçeğinde yüksek öğrenim kapısında yığılmalara ve elemeci, yarışmacı, test düzeninin başat aparat olduğu koşullarla tümleşmektedir. Bu koşullarda gençlerimizi başarısı rastlantılara bağlı bir hayat beklemektedir.

Yeni bir sınav sistemi önerisi

Bu bağlamda üzerinde sıkça tartışmalar açılan üniversiteye giriş sınavları gözden geçirilebilir. Elbette ihtiyaçların çok olanakların kısıtlı olduğu bir ortamda bir eleme yapılacaktır. Ancak bu elemenin tek oturumlu ve merkezi sınavlardan başka çeşitlendirilmiş seçeneklerle de yapılması düşünülebilir. Örneğin belli üniversitelerin belirli programları aday öğrencisini lisenin ilk sınıfından itibaren notları ve ödevleriyle izleyebilir günü gelince de kendi bünyesinde ve birden çok ve bir günden fazla günlerde tatbik edeceği yazılı ve tamamlayıcı sözlü sınav sonucu öğrenciyi okula kabul edebilir. Bu yöntem ağırlıklı puanlar bazında uygulanabilir. Özcesi aynı aday öğrenci merkezi sınav sisteminde sınava da girer ve buradan aldığı puanlarla, başvurduğu üniversitenin tatbik edeceği puanlar belli bir ağırlıkla hesaplanarak, okula kabulü yapılabilir. Bu önerim, bir “karma sınav” sistemi olarak da okunabilir.

Özerklik, gücü özgürlüğünden almak

Türkiye’de üniversite ve yüksek öğretim yapısı önceki eğitim basamaklarının bir uzantısı ve ezberci sürenin bir tekrarı olma ağırlığındadır. Toplumda zamanla yaşanılan gerilimlerin ve düşünce ve anlatım özgürlüğüne ilişkin istenmeyen kısıtlayıcı ortamların da etkisiyle, yüksek öğrenim yaşamı, öğrenci açısından ufuk açıcı, öğretim görevlisi açısından uluslararası rekabete katılma şansını artırıcı bir iklimi oluşturamamaktadır.

Anayasa ile ilgili “yenileme” tartışmalarının açıldığı bugünlerde (ilk 4 maddenin değiştirilemeyeceğini herkes akılda tutmalı-BK) 1980 Anayasanın eşliğinde gelişen YÖK’ün işlevselliğinin ele alınması yararlı olabilir... 1961 Anayasa’sından bu yana üniversitelerde “özerklik” kavramını hayata aktarmaya çalışan bir ülke olarak, bugün üniversitelerin gerçekten erki yani gücü özgürlüğünden gelen, bu doğrultuda da akademik idari kadrolarını kendileri belirleyen kurumlar olmasına özen göstermek gerekir.

Diplomalar meslek vermeli

Türkiye’de üniversite ve yüksek öğretimin bir başka sorunu öğrenciye geçerli mesleklerin verilmesinde belirmektedir. Çağdaş ve güncel bir öğretim programının eşliğinde öğrenciyi pratik ve stajlarla donatan bir sürecin olgunlaştığı söylenemez. Sonuçta diploma verilmekte ancak meslek kazanılamamaktadır. Yüksek öğretimimizi hızla meslek veren kurumlar haline getirmek zorundayız.

Mesleki-Teknik eğitim

Bu bağlamda hayatın yeni gelişen meslek alanlarına yanıt verecek programların yapılandırılması kadar, giderek daha az talep ve rağbet gören meslek dallarıyla ilgili programların ise öğrenci kapasitesi ve öğretim elemanı havuzu açısından daraltılması uygun olacaktır.

Türkiye’nin gerçekliğinde temel bir sorun olarak kalkınma/ gelişme vardır. Gelişmemizi sağlamak için sanayinin, ticaretin, hizmetler sektörünün ve tarım endüstrisinin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştirmek zorundayız. Bu bağlamda Mesleki-Teknik eğitime ayrıca önem vermek gerekmektedir. Bu gerçeğe karşılık ülkemizde Mesleki-Teknik eğitim yıllara sari şekilde adeta ricat etmiş ve toplam kalite açısından ne yazık ki gerilemiştir.

Oysa gelişmiş ülkelerin hemen tümünde mesleki-teknik eğitim, yaygın tanımlamayla “ara insan gücü” topluma da devlete de büyük katkılar ve katma değerler sağlamıştır. Türkiye bir zamanlar bugünlere göre çok daha fazla önem verdiği mesleki teknik eğitime, öğrenime bugünlerde de aynı derecede hatta daha fazla önem vermek zorundadır.

Üniversite geleceğimizdir

Türkiye’de üniversite eğitiminin öğrenciler, öğretim elemanları, idari kadrolar, kurumlar, kademeler, öğretim programları, okulların fiziki donanım olanakları, staj ve pratik, sınavlar, seçme sınavları ve daha bir dolu sorun alanına karşılık geldiği aşikardır. Bu sorunların aklın bilimin ışığında çözüm yollarını, imparatorluktan başlayarak Cumhuriyet’le taçlanan üniversite ve yüksek öğrenime önem veren geleneğimizden edindiğimiz deneyimlerle birleştirerek, dünyanın gerçekleri ve ülkemizin gereksinimleri doğrultusunda bir yüksek öğrenim sistemini yapılandırmak, evrensel ve ulusal niteliğiyle üniversitelerimizi konumlandırmak, yaşamsal önemde ödevimiz ve görevimizdir…

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
SOSYAL MEDYADAKİ GÜZELLİK ALGISI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KOD ADI: 29
Esra SARI
Esra SARI
GERÇEKTEN MUTLU MUYUZ?
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TOPLUM ÜZERİNE
Murat BALCI
Murat BALCI
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLARI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUĞUNUZA YABANCI DİL ÖĞRETME ÖNERİLERİ
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
VEFA ÖDÜLLERİ
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
MUSUL’DAN FERAGAT VE SULH DİPLOMASİSİ-III
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
DEĞİŞEN TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
EKONOMİ TEZLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
KIRIM VE DONBAS KRİZİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
BİONTECH Mİ SİNOVAC MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
GENÇLER AZ DA OLSA UMUT BEKLİYOR
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
AYDINLIĞA AÇILAN EN BÜYÜK PENCERE
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
24 NİSAN'A DOĞRU, ABD’NİN ERMENİ SOYKIRIM DAYATMASI
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
CORONA SORUNSALI VE EĞİTİMCİLER
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
DÜNYANIN EN MUTLU ÜLKESİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
MODERN İNSAN ALLAH’A AİT ŞEYLERİ KENDİNİN ZANNEDİYOR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GELECEĞE DAİR FİKRİ BİR EGZERSİZ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva