ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
ÖSYM'nin 2020 sınav takvimi açıklandı
ÖSYM'nin 2020 sınav takvimi açıklandı
AB'den Hong Kong'ta itidal çağrısı
AB'den Hong Kong'ta itidal çağrısı
İnşaattan düşerek ölen işçinin patronlarına hapis cezası
İnşaattan düşerek ölen işçinin patronlarına hapis cezası
MSB'den KKTC bayrağının yakılmasına kınama
MSB'den KKTC bayrağının yakılmasına kınama
İzmir Karaburun'da sit alanına yapılan inşaat yıkılacak
İzmir Karaburun'da sit alanına yapılan inşaat yıkılacak

Şira Yıldız ASAN

BOL BOL TÜKETİYORUM, ÖYLEYSE VARIM!
18 Ocak 2019 Cuma

Tükettikçe var oluyoruz, tükettikçe kendimizi iyi hissediyoruz ve etrafa kendimizi kanıtlamış oluyoruz sanki. Sistem tarafından bize empoze edilen “eskimiş” kavramı karşısında sürekli sahip olduklarımızı yenileme ihtiyacı duyarak israfın eşiğine geliyoruz. Boş zamanlarımızda ve hafta sonları gezmek denilince aklımıza artık sadece alışveriş merkezleri veya semt merkezleri geliyor. Halk için çoluk çocuk eğlenmek demek; bir AVM’nin yeme içme katında bir menü yemek, oyun alanlarında takılmak ve mağazaları dolaşmak oluyor. Özellikle büyük şehirlerimizde gidilecek ve faaliyet gösterilecek parklar ve yeşil alanlar kalmadığı için Türk halkı istemeyerek de olsa AVM’lere tıkıldı kaldı. Her yerde mağaza, her yerde yeni ürünler ve kampanyalar sizi yoldan çıkarmak için bekliyor. Eğer modaya ve son trendlere uymazsanız sanki cezalandırılacaksınız gibi his yaratılan bir sistemde tüm bu dayatmalara “Hayır” demekte kolay olmuyor tabii ki.

Peki, bu tüketim çılgınlığının sebebi ne? Sebebi şu ki, tüketim çılgınlığının arkasında üretim çılgınlığı yatıyor. Son dönemin kapitalizmi sınırsız ve sürekli bir büyüme dinamiğine dayalı ve durmak diye bir şey yok. Fakat sürekli büyüyen ölçeklerle üretmek yeterli olmuyor, üretilenin de satılması gerekiyor. Burada da pazarlama taktikleri, reklamlar, kampanyalar devreye giriyor ki; bizleri daha çok satın almaya ikna etsinler, kandırsınlar, aldatsınlar ve sonuç olarak bizler ihtiyacımızdan daha fazlasını, hatta ihtiyacımız olmayan şeyleri de satın alalım. Reklamlar aslında insani değerlerimizi yok ediyor. Bizleri insanlıktan çıkarıyor ve toplumu gün geçtikçe kirleterek yıkıyor. Hangimiz aldığımız paketli gıda ürünlerinin detayına bakıyoruz veya araştırarak tüketiyoruz? Hangimiz mobilya alacağımız zaman materyaline, menşeine veya sağlamlığına bakıyoruz? Farkında mısınız bilmem ama eski elektronik ürünler tık demeden 30-40 yıl çalışırmış, şimdilerde ise aldığınız bir çamaşır, bulaşık makinesi, buzdolabı veya cep telefonu üç dört yıl sonra bozuluyor veya tamir işi çıkartıyor. Bazen tamir ettirmek bile işe yaramıyor, çünkü üretimleri ona göre yapılıyor ki daha fazla satış olsun.

Aslında moda ve marka da bir israf yöntemi, modayı “çok çabuk yok olmak üzere üretilen şey” olarak görebiliriz. Bir sonra üretilen moda ürünü, bir öncekini hızlı bir şekilde yok ediyor. Dolayısıyla moda demode olmak içindir diyebiliriz. Pek tabii ki modanın bir sosyal işlevi de söz konusu; bir kesime ait olma, farklı olma, kendini farklı konumlandırma gibi.. Yeniliklere ayak uydurma çabamız da çoğunlukla dışlanmama kaygısı ile “diğerleri gibi olmaya itiyor” bizi. Burada gene hedef aynı, daha hızlı ve çok tüketim olsun. Şimdi tüketim çılgınlığı saçmalığının boyutunu görebiliyor musunuz? Artık bu çılgınlığa bir son vermek gerekiyor bence. Daha doğrusu bu saçma üretim ve tüketim zincirini durdurmak gerekiyor. Araştırmalar diyor ki “aslında dünyayı üretimleri ve tüketimleriyle zenginler yok ediyor. Süper zenginleri zenginler, bunları orta sınıf taklit ediyor. Kısacası şımarık küçük bir kısım dünyayı yok ediyor. Buna bağlı olarak da dünyanın birçok ülkesinde refah seviyesi gün geçtikçe düşüyor.”

Mesela Norveç’te, Finlandiya’da, İsveç’te refah seviyesi çok yüksektir, bu İsveçlilerin çok para kazanmasından değil aşırı tutumlu olmalarından ve hesaplarını bilmelerinden kaynaklanmaktadır. Bizden bir örnek vermek gerekirse, ülkemizde son yıllarda “dışarıda serpme veya açık büfe kahvaltı yapma” modası başladı ve birçok kişi hafta sonları manzaralı yerlere gidip üç dört günlük maaşını tek öğünlük yemeğe hiç düşünmeden veriyor. Bunu bir İsveçliye söyleseniz kalpten gider. Yöneticilik yapan müdürlerin bile evden sandviç yapıp getirdiği İsveç’te insanların dışarıda yemek yemesi için özel bir durum olması gerekiyor. Birinin doğum günü, evlilik yıldönümü gibi özel günler dışında neredeyse dışarıda hiç yemek yemiyorlar. İşe bisikletle veya toplu taşımayla gidip geliyorlar. Ailenin tek bir arabası oluyor ve bunu mutfak alışverişi gibi işlerde kullanıyorlar. Bir evde sadece oturulan odada ışıklar açık oluyor. Bizdeki gibi evde yalnız otururken “ses gelsin de yalnızlık hissetmeyeyim” diye televizyonu açık bırakmıyorlar mesela. Aldıkları bir paltoyu 8-10 sene boyunca giyiyorlar. Ortalama bir İsveçlinin kıyafet dolabı içerik olarak ortalama bir Türk’ün dolabının beşte biri kadardır. Biz bir giydiğimizi sürekli giymeyiz ama İsveçliler bu konuda gocunmaz, gerekirse üç günde bir aynı gömleği giyerler. Bizdeki gibi her sene cep telefonlarını yenilemez ve yenilediklerinde de ucuz bir model alırlar. Bizdeki gibi her üç beş senede bir araba yenilemiyorlar. Oturdukları evlerin çoğu tarihi yapılardan oluşuyor ve kimse yüz yıllık bir binada oturmaktan gocunmuyor. Biz de yirmi senelik binalara bile eski denip burun kıvrılıyor. Adamlar çöplerini bile geri dönüşümden geçirip elektrik üretiyorlar. Evlerine temizlikçi tutmuyorlar. Bulaşıklarını elde yıkıyorlar. Evde bir şey bozulursa kendileri tamir ediyorlar. Volvo, İkea ve H&M gibi kendi ülkelerinin ürünlerini saymazsak marka takıntıları yok. Karı koca demeden çalışıyorlar. Çocuklar bile genç yaşta iş bulup harçlığını çıkartmaya başlıyor. Evlerdeki mobilyalarda minimalizm ön planda ve ihtiyaç duyulmayan mobilya da asla alınmıyor. Bir İsveçli aldığı mobilyalarla ortalama yirmi, yirmi beş yıl idare edebiliyor. İsveç ve tüm kuzey Avrupa’daki diğer ülkelerde refah kültürü var, bunun sebebi ise para içinde yüzdükleri için değil tutumlu oldukları için..

Fakat bizde inanılmaz bir savurganlık var, çünkü herkes gösteriş peşinde ve rahatına aşırı düşkün. Herkes en yeni evlerde oturup, en iyi arabalara binip, çeşit çeşit kıyafet alıp, sürekli dışarıda yemek yiyip, en yeni telefon modellerini kullanıp en lüks şekilde yaşamak istiyor. Kimse konforundan taviz vermek istemiyor. Halbuki savurgan olmadan ve gösteriş yapmadan da yaşayabiliriz. Satın almak için satın alma halinden çıkmamız gerekiyor bence.

Londra merkezli Legatum Enstitüsünün 2018 “Dünyanın En Zengin ve Mutlu Ülkeleri listesinde” sadece mali zenginliğin değil, sağlık, eğitim, teknoloji erişimi, güvenlik, istihdam gibi faktörlerin de değerlendirildiği listedeki ilk 10 ülke: Norveç, Yeni Zelanda, Finlandiya, İsviçre, Danimarka, İsveç, İngiltere, Kanada, Hollanda, İrlanda oldu. Türkiye ise araştırmada 149 ülke arasında 93. oldu. Aynı listede 2017 de ise Türkiye 88. sırayı almıştı.. Kısacası az tüketerek de var olabiliriz.. Haftaya kadar sevgiyle kalın #iyiol

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mahmut BAŞTUĞ 18 Ocak 2019 Cuma  14:35

Yıldızcım kalemine sağlık görüşlerine aynen katılıyorum

Yorumu oyla      0      0  
Zekeriya Erdoğan 18 Ocak 2019 Cuma  12:27

Elinize emeğinize sağlık varol güzel insan selamlarımla.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ÜZÜM ÜRETİCİSİ HAVA KARGO İSTİYOR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
BİR ÜLKENİN GELİŞMESİ İÇİN AHLAK LAZIM
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
ENGEL OLMA YETER!
Esra SARI
Esra SARI
KÜÇÜK ESNAFI DESTEKLEMEK LAZIM
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
GARİP BİR SÖMÜRGE: HONG KONG
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YUNANİSTAN ACABA NEREDEN KAÇIYOR?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
E-PARA DÖNEMİ BAŞLIYOR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
GELECEK VE GENÇLİK
Hatice Karataş
Hatice Karataş
SAYGI, ÖZLEM VE MİNNETLE
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HALKI CİDDİ ANLAMDA YANILTACAK MARKALAR TESCİL EDİLEMEZLER
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
FALCILIK VE ASTROLOJİ
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
ISPANAK SUÇSUZ ÜRETİCİ MAĞDUR
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
MERKÜR GEÇİŞİYLE BAŞIMIZ DERTTE
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE HAREKET
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
10 KASIM
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YÜZ YILLIK ENERJİ KORİDORU PLANI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
SONSUZLUĞUNDA
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEFİSLER YASASI (KUL DÜZELMEDEN, ALLAH DÜZELTMEZ.)
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ 2
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva