ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA SAĞLIK YAŞAM VİDEOLAR
Japonya, Omicron varyantına karşı karantina koşullarını artırdı
Japonya, Omicron varyantına karşı karantina koşullarını artırdı
Kovid-19 mutasyonlarını  'tam doz aşı' bitirebilir
Kovid-19 mutasyonlarını 'tam doz aşı' bitirebilir
Türkiye, dünyanın en az aşı zayiatı veren ülkesi
Türkiye, dünyanın en az aşı zayiatı veren ülkesi
Türkiye'de 53 milyon 763 bin kişi afet eğitimi aldı
Türkiye'de 53 milyon 763 bin kişi afet eğitimi aldı
Semeru Yanardağı'ndaki patlamada ölü sayısı 13'e çıktı
Semeru Yanardağı'ndaki patlamada ölü sayısı 13'e çıktı
HABERLER>ÖZEL HABER
21 Nisan 2017 Cuma - 00:01

REFERANDUM

Analitik Araştırma Danışmanlık Şirketi Genel Koordinatörü Sayın Haluk Sağkaya ile bu haftaki Sohbet Tadında köşemizin konusu Referandum.

REFERANDUM

Sayın Sağkaya, bu konuya şöyle yaklaşıyor;  
“Bir partinin mensubu olduğu halde, o partinin istekleri doğrultusunda oy vermemiş olmak, ihanet değil, aksine asaletli bir davranış, demokrat bir duruştur. Birey için kendi hür iradesini kullanma yolunda ciddi ve uzun bir adım demektir. En önemlisi beynini kimseye ipotek etmemiş demektir.”

S- Siz nasıl bir analiz getirdiniz bu referanduma?
16 Nisan referandumunun analizini herkes yaptı. Her yapan kendi düşüncelerini dile getirerek yaptı. Bakalım bizim analizimiz ortadan ve tarafsız olacak mı?
Bu bir seçim sonucu değil, o sebepledir ki, siyasi partilerin üzerinden bir analiz yapmak, yanlış olur. Zira iki tarafta da ciddi ittifaklar var.
İttifakların içindeki parti mensuplarının oylarını teker teker tespit etmediğiniz sürece, kimin iradesinin “hangi yönde seyrettiğinin” analizini yapmak da, falcılık olur.
Öyle olunca da bu ittifakların içinde yer alan bir kısım vatandaşın ihanetinin de söz konusu olamayacağı açıktır. Bunu hem evet, hem de hayır tarafı, için söylüyorum.
Bir partinin mensubu olduğu halde, o partinin istekleri doğrultusunda oy vermemiş olmak, ihanet değil, aksine asaletli bir davranış, demokrat bir duruştur. Kendi hür iradesinin kullanılması yolunda, “ciddi ve uzun bir adım” demektir, “beynini kimseye ipotek etmemiş” demektir.
Bu sebeptendir ki; kimsenin, başka bir kimseyi ihanet ile suçlamaya hakkı yoktu. Bu “benim için ne yaptın” demektir ve daha kötüsü demokrasinin bütün kurallarına aykırıdır.
Hayır, tarafı da, evet tarafı da, oturup insanları neden ikna edemediklerini sorgulamalı, eksik yönlerini tamamlamalı, fazla yönlerini ise törpülemelidir.
Bu referandumun değişim için daha ilk basmak olduğu kesinlikle ve de kesinlikle unutulmamalıdır. Referandumun finalinin 2019 Kasım ayında olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir.

S- Kim kazandı, kim kaybetti?
Duran bey, referandumların sonucu ülkeyi ilgilendirir, bu sebeptendir ki kazananı da kaybedeni de millet olur.
Sorular sorarak kimin kazandığını bulabiliriz, örneğin milli gelire katkısı oldu mu? Ülkenin en büyük sorunu olan terör belasının bertaraf edilmesine  yardımcı oldu mu?  Demokratikleşme adına, ne gibi gelişmeler oldu? Gibi, sorulara verilecek cevaplarla bulabiliriz. Ancak bu soruların cevaplarının bu günlerde alınması mümkün değildir. Şu anda yapılacak analizler, niyet okuyuculuk olur, falcılık olur. Bu soruların cevapları zaman içinde görülecektir.
Burada kabul edilmesi gereken tek şey MİLLİ İRADENİN tecelli etmiş olmasıdır.

S- Haluk bey beklentiler zaman içinde de karşılanamamış olursa ne olur?
Duran bey, burada bahsettiğimiz Kuranı-ı Kerim değil ki, anayasa ve hatta anayasanın 18 maddesi, dolayısıyla tekrar değişemeyecek bir şey de değil! Tabii vatandaş da haklı, bugüne kadar anayasamızı hep askerler yaptı. O yüzden “darbe olmasa yeni anayasa olmaz” algısını da normal karşılamak lazım. Türkiye’de darbeler 15 Temmuz gecesi itibarıyla geri dönmeyecek şekilde tarihe gömülmüştür, bundan sonra artık tüm anayasalar siviller tarafından yapılacaktır.
Yine bir başka konu var. Sistemler, insanlar üzerinden değerlendirilemez, bu memleket 80 sene kötü idare edildi. En fazla 5 yıl daha kötü idare edilir. Artık millet verdiği oyun karşılığını görmek istiyor. Geldiği makamda değişime, yenileşmeye, kalkınmaya katkı sağlamayan, görevini kötüye kullanan, kim olursa olsun, daha fazla görev yapamaz. 16 Nisan referandumundan çıkan sonuçta, bunun en güzel kanıtıdır.
Anayasa değişiklikleri güncellenebilir, içtihat edilebilir, günün şartlarına uydurulur. Bu değişiklik için veryansın eden AB ülkeleri kendi değerlerini hiçe saymak pahasına ortak anayasa yaptı. İngiltere’de ise yazılı bir anayasa bile yok, çok büyütmemek gerek bu işi ve korkularla yaşayan bir ülke olmaktan kurtulmalıyız. Milli İrade diyoruz emin olun suç ve ceza, hizmet ve ödül sandıkta tecelli ediyor, yine edecek.
 
S- Biraz açalım ne dedi milli irade bu oranlarda oy verirken?
Bence şunu dedi; Bugüne kadar yaptığınız hizmetlerden dolayı bu yetkileri size veriyoruz, güveniyoruz, güvenmek istiyoruz. Ancak bu güvenimizi boşa çıkarmayın, 7 Haziran’ı unutmayın, güç zehirlenmesine uğramayın.

S- Peki hayır oyu verilmesini isteyenlere bir mesaj yok mu?
Olmaz mı? Esas mesaj onlara verilmiştir. Tabii anlayabilirlerse!
Bakın neler yaptılar? Niçin kaybettiler demiyorum, daha düşük oy almak için neler yaparak bu oyu aldılar? 
En önemlisi milli irade ile aralarına sürekli mesafe koydular. Başlangıçta, masadan, sonrasında da halka gitmekten sürekli kaçtıkları imajını verdiler.
Şimdi açalım biraz. Genel beklenti, biraz geriye gidersek, tüm partiler tarafından onaylanmış, birlikte hazırlanmış, kurulan komisyonlar da uzun tartışmalar sonucu oluşturulmuş 60 maddelik anayasa değişikliğini daha sonra red etmiş, yapılmasına müsaade etmemiştir.
Bu 60 madde geçse idi, bu referanduma gerek kalmayabilirdi. 
Savundular neden istemediklerini, taslakta olmamasına karşın “efendim bunlar başkanlık sistemini getirmek istiyor” dediler. İyi de, insana sormazlar mı Duran Bey? ‘Önce 367 diye tutturan, böylelikle de Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayan sonra da halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanının külliyede muhtarları toplamasını, onlara genel değerlendirmeler yapmasını, sivil toplum kuruluşlarına ve kanaat önderlerine memleket meseleleri ve çözümleri konusunda bilgi vermesini niye bu kadar çok eleştirdiniz?’ diye. İyi de bu adam, bir dahaki seçimde, halkın karşısına geçip oy isteyecek, orada da ona soracaklar “ne yaptın geçmiş dönemde” diye. Sözün kısası; günlük politikalar ile sonucu düşünülmeden yapılanların bedeli de, bir şekilde ödenir.
Referanduma gelince; dediler ki, bak senin fikirlerine de % 48.5 oy verdik, bu yeni sisteme çok da karşı çıkma, biraz daha gayret edersen, yalan ve halktan kopuk politikalarından vazgeçersen, dersine iyi çalışırsan, bu yeni sistemde sizin bile iktidar olma şansınız var.
Halkına güven, “iktidar” kimseye baki değildir.
Bir başka konu da “peşin red”. Daha anlamadan, sindirmeden, yapım aşamasında olan bir şeye, “karşı olursanız” inandırıcılığınızı kaybedersiniz.
Nasıl mı? Bakın, bir örnek verelim. Diyelim ki; bir bina yapılacak, projeyi görmediniz ve/veya gördüğünüz projeyi anlamadan, projeye karşı çıkmak gibi bir şey bu. Orada karşı olduğunuz şey, yatak odasının yeri ise, oturur proje üzerinde mimarlar ile birlikte yatak odasının yerini değiştirirsiniz. Anlatmak istediğim şu; anayasa değişikliğinin yapılması kararlaştırıldığında, davet edildiniz mi? Evet. Katılıp değişmesi gereken yerlerine müdahale ettiniz mi? Hayır.
Oysa halkın beklentisi, bir mutabakattı. Siz, halkın isteklerini yok saydınız, baştan reddettiniz.

S- Neydi genel beklentiler orayı da biraz açalım.
Duran bey, bir partiyi ilgilendiren konuya bile “dışarıdan müdahale etmekten” geri kalmıyorsunuz, o partinin genel başkanının yürüyüşü bile sizi ilgilendiriyor. Ki bunu tüm partiler için söylüyorum. Ancak bütün ülkeyi ilgilendiren bir konuda, anayasa değişikliği gibi ciddi bir konuya müdahil olmuyorlar.
Beklenti şu idi. Anayasanın yapım aşamasında, orada olacak. İstediğiniz, çekindiğiniz konuları dile getirerek (tabii bunu kimseyi ısırmadan yapacak) fikirlerinizi kabul ettirmeye çalışacaktınız.
Hadi olmadı. İstediğiniz hiçbir şeyi kabul etmediniz. İşte o zaman, halkın karşısına çıkıp bu anayasanın şuraları yanlış, biz şuralarına itiraz ettik, bunun doğru şekli şöyle olmalıydı ancak bu değişiklikler yapılmadı o yüzden de bu değişiklikler yapılmadan kabul etmiyoruz hayır diyoruz deme hakkınız olurdu. Halkın beklentisi işte tam da bu yöndeydi. 
Tam tersi olup, müdahil olmadığınız zaman, söyleyecek bir şeyiniz olamaz. Neden katılmadınız? sorusuna da cevap veremezsiniz. Halka gitmemek için mecliste direnirseniz, nedenini halka anlatamazsınız!
Daha önce kabul ettiğiniz, sonra da red ettiğiniz, Anayasa’daki 60 maddenin sebebini de açıklayamazsınız.
Milletin muhalefet partilerinden bir diğer beklentisi de, kaybedilen her oylama ve seçim sonrası soluğu AB’nin yetkisiz ve etkisiz kurumlarında arama alışkanlığıdır. Millet, muhalif partilerin Avrupalıların kapısına hak aramak üzere gitmekten vazgeçmesini istiyor.
Bu gemide birlikte olduğumuzu, geminin kaptanını şikayet ederken halkı karşınıza almamanız gerektiğini de unuttuklarını düşünüyor.

S- Peki “Evet” tarafı zafer sarhoşluğu mu yaşamalı, yoksa daha mı dikkatli olmalı?
Elbette ki daha dikkatli olmalı, çok az oy farkıyla verilmiş bir yetki var ortada, biraz geriye gidersek, 7 Haziran var, gözümüzün önünde.
Bakın, halkın evet tarafından da beklentileri var;  Fetö ile mücadelede üst düzey bürokratların, korunan siyasilerin, bir an önce deşifre edilmesi ve gerekli cezayı almasının önündeki koruma perdesinin kaldırılmasını çok istiyor. Aksi halde bu konuda yapılan mücadelenin inandırıcılığını kaybedeceğini düşünüyor.
FETÖ’nün siyasi ve bürokratik kanadı yerine alınan simitçi-kahveci ve düşük dereceli memurlar operasyonlarının halkı tatmin etmediğini herkes konuşuyor.
Fetö konusunda millet oldukça hassas. Çünkü bedelini bizzat kanıyla ödemiştir.
Alınamayan üst düzey bürokratlar ve siyasiler, hem cezaevinde yatanlar, hem de kripto FETÖ’cülere moral olmaktadır. Üsteilk, bu referandumda da var güçleri ile çalıştılar.
PKK ile mücadele aralıksız devam etmeli, zira referandum sonucu gösterdi ki, hala bölgede bir tabana sahiptirler.
PKK’nın yaptığı silahlı eylem türünün bölge halkına fayda yerine zarar getireceği, hendek siyasetinin bölgeye açtığı yaraları daha iyi anlatmak gerekiyor. 
MHP tabanının temel hassasiyetlerine dikkat edilmeli, referandumun son birkaç gününde dile getirilen, üniter devlet yapısının bozulmayacağı gerçeği, yapılacak icraatlar ile gösterilmeli.
“Hayır” tarafının en etkin silahı olan tek adam söyleminin, aksine katılımcı demokrasiye atılmış bir adım olduğu da gösterilecek tutum, davranış ve icraatlar ile halka gösterilmelidir. Tekrar ediyorum, Kasım 2019 bu işin finalidir. Bu hassasiyetlere dikkat edilmez ise, sonuç hiç de beklenildiği gibi olmaz.
Teşekkürler Haluk bey

 
Türkiye’de 10 milyon kişinin kötü kolesterol (LDL) oranı yüksek
 
Atık yağ depoları zorunlu hale gelecek
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Taksici esnafı zor durumda
Ankara’da toplu ulaşımın gelişmesi, metro hatlarının kurulması ulaşımdan ...
Yerli sermaye için yerli akü
Küçük bir atölyede başlayan ve bugün yüzlerce kişiye ekmek kapısı olan ...
Çiğköftenin kazancı şaşırtıyor
Son yıllarda sayıları hızla artan çiğköftecilerin aylık kazancı şaşırtıyor. ...
 
Sokağın tehlikelerini biliyor musunuz?
Çocuklarda madde bağımlılığı üzerine araştırmalar yapan, kitaplar yazan ...
Ticari Hayat sorun çözüyor
12 yıldır aralıksız olarak yayın hayatına devam eden Ticari Hayat gazetesi, ...
Havaalanı Yolu (Protokol Yolu)
Samsun yolu, Eskişehir yolu, Konya yolu ve İstanbul yoluyla birlikte Sakıp ...
 
IDEF 2017 için geri sayım başladı
Savunma sanayisine milyarlarca dolar kaynak aktaran Türkiye, 9-12 Mayıs ...
“Sadece taraftar derneği değiliz”
Ankara Fenerbahçeli İşadamları ve Yöneticileri Derneği (AFİDER) Başkanı ...
Osmanlı Halk Pazarı eski günlerini arıyor
Geçtiğimiz yıl Aralık ayında çıkan yangında kül olan Osmanlı Halk Pazarı, ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TÜRKİYE’DE ENGELLİ OLMAK
Esra SARI
Esra SARI
SMA TARAMASI ZORUNLU HALE GELECEK
Murat BALCI
Murat BALCI
YENİ VİRÜS BELAMIZ OMICRON
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
TEKRAR GÜZEL GÜNLERE MERHABA DİYEBİLMEK
Burak BALCI
Burak BALCI
SANAL YATA 650 BİN DOLAR ÖDEDİ!
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
TRABZON TEHCİRİ YARGILAMASI-III
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
EKONOMİDE ANORMALLİKLER
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
COVİD-22?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
TOPLUMSAL CİNSİYET, KADINA YÖNELEN ŞİDDET…
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
GERİ DÖNÜŞÜMDE ÖNEMLİ ADIM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
SOÇİ'DE ÜÇLÜ ZİRVE
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TUTSAK BİRİKİM
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
SÖZÜ MERT DEVLET SERT
Nimet KÜLTEKİN
Nimet KÜLTEKİN
KANSERDEN KORUNMAK İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
ELEŞTİRİ VE TENKİTTE USUL
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İNSANLIK ALEMİNE MERTEBELER HAKİMDİR
Bekir ATACAN
Bekir ATACAN
FRANSA’YA KARŞI ÇOK FRANSIZ MI KALIYORUZ?
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ZITLIKLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOMOFOBİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
DAHA MUTLU HİSSETMENİZ İÇİN
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
FERGANA VADİSİ’NDEN TÜRK BİRLİĞİNE
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
ÜLKENİN KALKINMASINDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Sağlık Yasam
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva