ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA SAĞLIK YAŞAM VİDEOLAR
'Kırmızı uyarı' verilen iller için alınan tedbirler
'Kırmızı uyarı' verilen iller için alınan tedbirler
TİSK'ten asgari ücret açıklaması
TİSK'ten asgari ücret açıklaması
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplandı
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplandı
Kırkpınar'ın kültürel meşalesi 661 yıldır yanıyor
Kırkpınar'ın kültürel meşalesi 661 yıldır yanıyor
NASA'dan bir ilk
NASA'dan bir ilk
HABERLER>ÖZEL HABER
16 Mayıs 2022 Pazartesi - 07:00

Bu gündüz bakımevinde her şey ahşap

Çocuk gelişim uzmanı İlkim Süslü, “Tamamen okul öncesi çağındaki çocukların ihtiyaçları gözetilerek tasarlanan gündüz bakım eviyle küçük çocuklu ailelerin dikkatini çekiyoruz. Gündüz bakım evimizin diğer bakım evlerinden çok farklı olduğu düşünüyorum. Okulumuzda hiçbir plastik ürün mevcut değil.

Bu gündüz bakımevinde her şey ahşap

ESRA SARI

İki genç kadın girişimci İlkim Süslü ve Melis Yağmur Doğan,  hayallerini gerçekleştirerek çocuk gündüz bakımevini hizmete açtı. 

İç Deniz Çocuk Gündüz Bakımevinin Kurucularından biri olan İlkim Süslü, Gazi Üniversitesi Ekonometri bölümü mezunu ancak hayalindeki mesleğin öğretmenlik olduğuna karar vererek, Anadolu Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümünü bitirdi. Halen İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 3. sınıf öğrencisi olan Süslü, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra özel okullarda çalışmaya başladı.  

İç Deniz Çocuk Gündüz Bakımevinin Kurucu Müdürü Melis Yağmur Doğan ise Başkent Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun. Üniversite öğrenimlerini tamamladıktan sonra adım attığı eğitimcilik hayatında edindiği tecrübenin ardından hayallerini hayata geçirmeye karar verdiğini  dile getiren Süslü ve Doğan,  ‘kendi işimizi kuralım’ düşüncesiyle büyük bir girişim örneği sergilediklerini söylediler. 

Ticari Hayat gazetesi olarak, İç Deniz Çocuk Gündüz Bakımevinde bir araya geldiğimiz İlkim Süslü ve Melis Yağmur Doğan gündüz bakımevi kurmaya nasıl kadar verdiklerini ve çocuk psikolojine dair en çok merak edilen soruları yanıtladılar. 

İki genç kadının yolları nasıl kesişti ve gündüz bakımevi açmaya nasıl karar verdiniz? 

İ. Süslü: Melis’le aynı iş yerinde çalışıyorduk. ‘Kendi işimizi kuralım’ düşüncesiyle yola çıktık. Kendimize inandık. Bu alanda başarılı olacağımızı düşünüyorum. Melis psikolog, ben çocuk gelişimciyim. Bu arada çocuk gelişimi alanında kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum ve çocuğun gelişime katkı sağlamak için elinden gelen tüm çabayı gösterdiğimi düşünüyorum. Ayrıca çocukları çok seviyorum ve bu alanda kendimizi rakipsiz görüyoruz.  

Okul öncesi çağındaki çocukların ihtiyaçları gözetilerek tasarlandı

Türkiye’de bulunan birçok gündüz bakımevinden sizin açtığınız kurum daha farklı değil mi? 

İ. Süslü:  Evet, tamamen okul öncesi çağındaki çocukların ihtiyaçları gözetilerek tasarlanan gündüz bakım eviyle küçük çocuklu ailelerin dikkatini çekiyoruz. Gündüz bakım evimizin diğer bakım evlerinden çok farklı olduğu düşünüyorum.

 Biz bu yola çıkarken bir hayal kurduk.  Kurduğumuz hayalde çocuklar toprak, çamur ve suyla oynayarak yani yaşayarak öğrensin istedik. Kitaplarla sınırlandırılmış etkinliklerden ziyade çocukların yaşıtlarıyla hayatı deneyimlemesini istedik.  2 ya da 6 yaşında hiç önemli değil, her çocuğun bunu yaşayarak öğrenmesini istedik. Bu yüzden okulumuzda kullandığımız malzemeler doğal olmalıydı. Okulumuzda hiçbir plastik ürün mevcut değil. Oyun alanında her şey ahşap ve doğal malzeme var. Çocuğun dokunduğu tüm yüzeylerde plastik bir yüzey yok. Halı, duvar ve mutfak dahil her yer doğal malzeme.  Her şey ahşap. Çocukların güvenliği konusunda da hassas davrandık. Bakımevinde ileri zamanlarda yaşanabilecek bir kazaya maruz kalmaması için oyun alanlarında özel materyaller kullandık. Çocuğun sağlığına uygun materyal seçimine önem gösterdik.

Gündüz bakımevinde plastik bebek dahil yok

Diğer gündüz bakım evlerinden birçok konuda farklı olduğunuzu düşünüyorsunuz ve özellikle oyun alanında sadece ahşap oyuncak bulunuyor, bu konuya ilişkin neler söylersiniz? 

İ. Süslü: Türkiye’de bizim konseptiminizin başka bir gündüz bakım evinde olmadığını düşünüyoruz. Çünkü gerçekten bu konuda çok hassas davrandık. Plastik bebek bile yok.  Okulda her şey ahşap. Plastik hayatımızın her alanına nüfus etmiş durumda ama biz bunu okula sokmadık.  Ama şunu da belirtmek gerekiyor:   Plastik bir oyuncak 15 lira, ahşap bir oyuncak 300 lira. Ahşap malzeme çok daha pahalı. 

Gündüz bakımevinde her sınıfta farklı bir tema var, bunun nedeni ne?

İ. Süslü: Yaratıcılık alanı,  iletişim, seramik,  bilim - deney sınıfları ve egzersiz sınıfı da mevcut. 25-66 ay arası çocuklara hizmet veriyoruz. Sürdürülebilir bir okul hayal ettiğimiz için planımızda üç boyutlu bir şekilde ilerliyor.  Yaş gruplarına göre etkinlikler yapıyoruz. Çocukların bilişsel,  sosyal ve motor gelişimlerini göz önüne alarak bir program hazırladık. 

“Çocukların doğal ortamda oyun oynamasını istiyoruz”

Peki, teknoloji bağımlılığının özellikle çocuklarda, düşünce süreçlerinde bozulma, sosyal gelişimde gerilik, özgüven düşüklüğü, yüksek sosyal kaygı düzeyi ve saldırganlık eğilimi gibi zararları bulunuyor. Bu konuya ilişkin neler söylerisiniz? 

İ. Süslü: Çocukların oyun oynamayı öğrenebilecekleri, hayat tecrübelerini yaşayarak kazanabilecekleri bir gündüz bakım evi hayal ettik. Çünkü çocuklar özellikle son 2 yıldır evde çok zaman geçirdi ve teknolojik aletlere bağımlılığı arttı.  

Pandemi sürecinde çocuklar çok fazla tablet, telefon,  bilgisayar ve televizyon gibi  ‘ekran’ özelliği gösteren teknolojik aletlerle çok zaman geçirdi. Günümüzde maalesef çocuklar teknolojik ürünlere çok maruz kalıyor.  Bu nedenle ekran karşısında uzun süre zaman geçiren çocuklar,  olumsuz şekilde etkileniyor.  Örneğin postür( duruş)  bozuklukları, bilişsel açıdan da olumsuz sonuçlara neden olabiliyor. 

Çocuk hakları eğitimi konusunda eğitim almışsınız, çocuk hakları nelerdir?

M. Y. Doğan: Evet,  çocuk hakları eğitimi aldım. Çocuğun birçok hakkı var. Yaşama, barınma, eğitim hakkı gibi birçok alanda hakkı var. Eğitimimizin temel noktalarından biri de çocuk hakları. Çocuk haklarına göre çocuğun büyüme ve gelişme sürecinde yetişkinler sadece ‘rol model’ olabilir. 

Ama ebeveynler çocukları sınırlayan, baskılayan, ödül ya da ceza vererek belli bir role sokmaya çalışan figürler olarak yer almamalılar. Biz aslında çocuğun bireyselliğini koruyarak onu sağlıklı ve güvenli bir şekilde yetişmesini amaçlıyoruz. 

Tabii ki en önemli aracımız; oyun. Çocukların bilişsel ve motor gelişimi açısından oyun oynaması çok önemli. Oyun çocuğun temel haklarından ve ihtiyaçlarından birisi. Oyun çocuk için bir simülasyondur yani hayatın deneyimlemesidir. Siz bunu ne kadar deneyimlemesine ve yanılmasına izin verirseniz çocuk o kadar kendi kararlarını alabilen sağlıklı yetişkinler oluşacak. O yüzden biz de bu konuda çok açığız. Biz de çocukların gelişimine çok önem verdiğimiz için bu konuya daha hassas davranıyoruz.

Çocuklar çamurla oynayacak 

Oyun alanı var mı?

M. Y. Doğan:  Okulun bahçesinde çocukların rahatlıkla oynayabileceği bir oyun alanı var.  Çocuk doğaya temas etsin istiyoruz. Bu yüzden bahçede çamur alanı bulunuyor. Bizim çocukluğumuzdaki gibi çocuklar çamurla oynayacak. Gündüz bakım evinin bahçesinde sadece ahşaptan yaptığınız bir salıncak var. 

2 yaş sendromuna ve çocuk psikolojisine ilişkin neler söylersiniz? 

M. Y. Doğan: 2 yaş öncesinde bağlanmanın temeli atılır.  Çocuk birincil bakıcısına belli bir şekilde bağlanır. Güvenli, kaygılı ve kaçıngan bir şekilde bağlanır. İki yaştan sonrada aslında ebeveyniyle de bu bağlanma çeşidi belirliyor. Okul öncesi eğitimin bu konuda yararı aslında çocuğa o güvenli bağı olmadıysa bile onarabilmeyi yoluna gitmesidir. Çünkü okulda bir çocuğun aslında verimli ve keyifli bir vakit geçirmesi için güvenli bir şekilde bağlanması ve yarılmış olması gerekir. 

2 yaş sendromu içerisinde bulunan çocuğa doğru bir şekilde yaklaşmak gerekiyor

Peki, 2 yaş sendromunda çocukların olan ebeveynlere ne gibi önerilerde bulunursunuz?

M. Y. Doğan:  2 yaş sendromu içerisinde bulunan çocuğa doğru bir şekilde yaklaşarak ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak, gerektiğinde hoşgörü gösterebilmek, gerektiğinde ise kesin sınırlar çizebilmek son derece önemlidir.  Çocuk mutlu olduğunda ya da heyecanlandığında ebeveynler bu durumu garip karşılamıyor. 

Ama çocuk ağladığında ya da öfkelendiğinde ise bu durumu garip karşılıyor. 

Hâlbuki bir çocuğun ağladığı ya da öfkelendiği zaman garip karşılıyoruz.  Çünkü olumsuz duygulara karşı yetişkinlerin ön yargısı bulunuyor.  Aslında bu çocuk bu duyguyu da keşfediyor ve öğreniyor.  Burada ebeveynlere büyük bir görev düşüyor.  Böyle anlarda sakin kalmak, çocukların verdiği içgüdüsel tepkilere mantık çerçevesinde yaklaşmak çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimi üzerinde olumlu etkiler bırakacaktır. 2 yaş sendromu içinde bulunan ve bu nedenle her şeye ‘hayır’  diyen, agresif ( saldırgan)  ve öfkeli davranışlar sergileyen çocukla çatışmak doğru değil.  Yaşanan süreçte ebeveynlere büyük sorumluluk düşüyor.  Tabii şunu da belirtmek gerekiyor: Her yaşın belli bir özelliği var.  4 yaşa kadar krizli dönemleri görürüz. 4 yaş sonrasında çocuklar bireyselleşme başlıyor.  Her şeyi kendisini yapmaya çalışıyor.  Çocuğun her duyguyu deneyimlemesine izin verilirse hem bireyselleşme sürecini hem de duyguların keşif sürecinde yanında olmak ve eşlik etmek çok kıymetli. 

Çocuğun hata yapmasına izin vermek gerekiyor 

Ebeveynler küçük çocuklarını yönlendirmeye ya da otorite kurmaya çalışıyor, ebeveynlere  çocuklara nasıl davranmalı, bu konuya ilişkin neler söylersiniz? 

M. Y. Doğan:  Biz yetişkinlerin genelde çocuklar üzerinde otorite arzusu oluyor. ‘Benim söylediğimi dinlesin’ gibi düşünceler çocuğa zarar veriyor. Çocuğa ket vuruyorsunuz. Öfke patlamaları, ağlama krizlerini bu gibi durumlar daha çok tetikliyor. Çocuk aslında kendi yolunu kendisi seçer. Yetişkin olarak yapmamız gereken tek şey tehlikeleri ona anlatmak. Çocuğun hata yapmasına izin vermek gerekiyor.

Çocukları dinlemek gerekiyor 

İ. Süslü:  Çocukları dinlemek gerekiyor. Çocuklar duygularını açtıklarında kabullenilmeye ihtiyaçları var.  Ağladıkları zaman ebeveynler sakin bir şekilde çocuğun yanında kalmalı.  Ebeveynler çocukların neden üzgün olduklarını kabullenmeli.  Çocuğun o duygusuna eşlik etmeli.  Çocuğun sakinleşmesini beklemeli ve konuşmalı.  Ama biz yetişkinler çocuğu anlamak yerine çocuğu sus durmaya çalışıyor. Bu hareket çok yanlış. Çocukların aslında öfke ve hırçınlıklarının bu süreçte keşif süreci olduğunu ebeveynler  bilmeli.  

Çocuklar oyun oynamalı 

Çocuğun sağlıklı bir şekilde büyümesi için sosyal hayatın içine dâhil olması gerekiyor, bu konuya ilişkin neler söylersiniz? 

İ. Süslü: Çocukları oyun oynamaktan koparmayalım. Çocuklar sokakta dileği gibi oynasın.  Çocukların eli yüzü kirlenebilir, elini ağzına götürebilir.  Çocukları oyundan maruz bırakmayalım.  Biz okulumuzda çocukların özgür ve bağımsız bir şekilde hareket edebilmeleri diliyoruz. Bunun için ortam yaratılmasını bekliyoruz.  Çünkü biz bu ortamı okul içinde yaratmak için elimizden geleni yapıyoruz. Çocukların yaratıcılıklarını geliştirmek, özgür bir şekilde kendilerini ifade edebilmelerini sağlamak adına. Çocukların oyun oynama becerileri çocuklarında doğasında var önemli olan çocukları desteklemek ve yardımcı olmak yetişkinlerin en büyük görevi. 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

İ. Süslü:  Sürdürülebilir bir doğa ve yaşam için çocuğun evrilmesi ve büyümesi gerekiyor. 

M. Y. Doğan: Biz okulumuzda çocuğa çok doğru bir şekilde yaklaşabiliriz ama evin içine giremeyiz. Bu yüzden ebeveynlere eğitimlerimler vereceğiz.  Çünkü çocuk eve gittiğinde yanlış bir şey gördüğü zaman bunu düzelmemiz zaman alabilir. Bu yüzden  ebeveynlerle  birlikte paralel hareket  etmek  bu noktada çok önemli. 

 
Sesli kütüphane gönüllülerine sertifika
 
Zara balının coğrafi işaretle tescillenmesi arıcıları sevindirdi
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
'Bir Adam Yaratmak' yeniden sahnede
Büyük bir dava, sanat ve fikir adamı olan Necip Fazıl Kısakürek’in “Bir ...
‘Orta gelirlilerin üst segment sıfır araç alma şansı kalmadı’
Piyasada sıfır araba bulmanın çok zor olduğuna vurgu yapan Otomotiv Satış ...
Kadınlar üretiyor, sosyalleşiyor, meslek ediniyor…
Esat, Umut ve Mimar Sinan Çankaya Evi’nin ortaklaşa düzenlediği yıl sonu ...
 
'En önemli yatırım insana yapılan yatırımdır'
TEV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Şükrü Tekbaş, “En önemli yatırım ...
TÜSİAV’dan Anıtkabir’e anlamlı ziyaret
TÜSİAV Yönetim Kurulu Üyeleri, vakfın 27’nci kuruluş yıl dönümünde, bir ...
‘Kamu diplomasisi bir ülkenin güçlü olmasını sağlıyor’
‘Kamu Diplomasisi ve Yerel-Ulusal Medya’ konulu çalıştayda konuşan İletişim ...
 
Özel gereksinimli bireyler desteklenecek
TÜBİTAK, özel gereksinimli bireylere yönelik “4008 Özel Gereksinimli ...
Sağlıklı gezegen için sürdürülebilir beslenme
Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, sürdürülebilir beslenmenin önemine dikkati ...
Anadolu’nun kayıp kahvelerini kahveseverler ile buluşturuyor
Anadolu’nun birçok bölgesinde farklı şekillerde yapılan ve sunulan kahveleri ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Ebru BALIKÇI
Ebru BALIKÇI
TATİLE GİTMEK LÜKS OLDU
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TİCARİ KREDİDE DÖVİZ ŞARTI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
TATİL Mİ? O DA NE?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
'MİLLET İTTİFAKI'NIN ÖNERİSİ: 'FRANSIZ YARIBAŞKANLIK MODELİ'
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KADINLAR EN ÇOK PSİKOLOJİK ŞİDDETE MARUZ KALMIŞ
Fatmanur ÇOLAK
Fatmanur ÇOLAK
EVLİLİKTE MUTLULUĞUN SIRRI NEDİR?
Esra SARI
Esra SARI
KİTAP ALMAK BİLE ZOR
Murat BALCI
Murat BALCI
ENFLASYON TATİLİ DE VURDU
Nesrin YARIM ÖZOĞLU
Nesrin YARIM ÖZOĞLU
GERÇEKTEN BUĞDAY SORUNU YAŞANIR MI?
Merve ŞAFAK ERGÜN
Merve ŞAFAK ERGÜN
DOĞRU BİLİNEN DİYET EFSANELERİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KRİZ YENİ FIRSATLAR DOĞURUYOR DERKEN
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
TÜRKİYE, HEPİMİZDEN BÜYÜKTÜR! (SİYASETİN PROGRAMINDA NELER OLMALIDIR?)
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
İTTİHAT VE TERAKKİ ÜYELERİNİN YARGILANMALARI-IX
Kadriye CİRİTCİ
Kadriye CİRİTCİ
GÖNÜL ALMAK
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
GIDA İSRAFINA DİKKAT
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İSLÂM'DA İLK ORTAYA ÇIKAN FARKLI SİYASİ EKOLLER
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
İŞ İNSANI FESİH ZEKİ MERT’İN BAŞARISI…
Nimet KÜLTEKİN
Nimet KÜLTEKİN
MEVSİM GEÇİŞLERİNDE BESLENME
Burak BALCI
Burak BALCI
NÜKLEER SAVAŞI ÖNLEDİ, EMEKLİ EDİLDİ, SESSİZCE ÖLDÜ!
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
HEZEYAN
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DİN İLE YOLLARIMIZI YİTİRDİK
Bekir ATACAN
Bekir ATACAN
FRANSA’YA KARŞI ÇOK FRANSIZ MI KALIYORUZ?
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ZITLIKLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOMOFOBİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
DAHA MUTLU HİSSETMENİZ İÇİN
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
FERGANA VADİSİ’NDEN TÜRK BİRLİĞİNE
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
ÜLKENİN KALKINMASINDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Sağlık Yasam
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva