ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Feribot seferlerinde yeni düzenleme
Feribot seferlerinde yeni düzenleme
'Süslü Kadınlar' bisiklet turunu 'Kovid-19' tedbirleri altında gerçekleştirdi
'Süslü Kadınlar' bisiklet turunu 'Kovid-19' tedbirleri altında gerçekleştirdi
Mamak bir mahalle konağı daha kazanıyor
Mamak bir mahalle konağı daha kazanıyor
Okullar eğitime hazır
Okullar eğitime hazır
Mamak’ta pedallar sıfır karbon için çevrildi
Mamak’ta pedallar sıfır karbon için çevrildi
HABERLER>ÖZEL HABER
14 Ağustos 2020 Cuma - 07:34

Abdurrahman Sağkaya; Ormancı kitabını okuyucuyla buluşturdu

Hayatını orman sevgisine adayan ve ormancılık teşkilatının çeşitli kademelerinde uzun yıllar görev yapmış olan Orman Mühendisi Abdurrahman Sağkaya, kendi hayat hikayesini ve meslek yaşamını anlattığı “Ormancı” kitabını okuyucuyla buluşturdu.

Abdurrahman Sağkaya; Ormancı kitabını okuyucuyla buluşturdu

SEDA TOLMAÇ 

Ormancılık teşkilatının çeşitli kademelerinde uzun yıllardır görev almış ve hayatını orman sevgisine adamış olan Orman Mühendisi Abdurrahman Sağkaya, kendi hayat hikayesini, meslek hayatında yaşadığı tecrübeleri anlattığı “Ormancı” kitabını okuyucuyla buluşturdu.

Sağkaya kaleme aldığı kitabını, orman koruma uğrunda yangın alevleriyle ve kaçakçı kurşunlarıyla görev şehidi olan “Baş Ormancı” olarak nitelendirdiği meslektaşlarına ithaf ediyor.

Biz de Ticari Hayat Gazetesi olarak bir araya geldiğimiz Sağkaya ile kendi hayat hikayesini ve meslek yaşamını anlattığı, mesleğe yeni başlayan ormancılara ders niteliğinde olan kitabını konuştuk. Ormancılık üzerine de sohbet ettiğimiz Sağkaya, ormanın ve insanlarda orman bilincinin oluşmasının neden önemli olduğunu anlattı. 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Çocukluk ve gençlik yıllarınız nasıl geçti?

Ben 1947 yılında Karaman’da doğdum. O yıllarda, yani bizim çocukluk yıllarımızda fakirlik hakimdi. 1950’li yılların en zengin kişisinin hayat standardı, bugün asgari ücretle geçinen kişinin hayat standardı ile aynıydı. En zenginin bile hayat standardı çok düşüktü. 

Bizler de böyle bir dönemde düşük hayat standardı içerisinde büyüdük. Fakirlik içerisindeydik ancak diğer yandan birçok şeye de sahiptik. İnsanlar arasındaki dayanışmaya sahiptik mesela. Bu dayanışma çok güçlüydü. Koca bir mahalle bir aile gibiydi. İnsanlar birbirleriyle ilişkiliydi. Tabii daha sonra zenginlik ve refah seviyesi artıkça bu ilişkiler bozulmaya başladı. Komşu komşuyu tanımaz hale geldi ve bugün gelinen noktada durum daha kötü hal aldı. Kimse kimseyi tanımamaya başladı. 

Ben ise muhafazakar bir ailede yetiştim. Bizim yörenin çocukları ilkokulu bitirdikten sonra Kur’an kursuna giderdi. Dini ve milli terbiyemizi bu eğitimde aldık. Ben de bir yıllık Kur’an eğitiminde dini ve milli terbiyeyi aldım ve bu eğitim daha sonra hayatın içinde karşıma çıkan olaylarda bana yol gösterici oldu. Aldığım dini ve milli terbiye, benim yanlışlara sapmama engel oldu ve bunu da kitabımda anlattım.

Aldığım eğitimle küçük yaşlarda rüşvet almamak, haram yememek gerektiğini öğrendim ve bunu da her zaman anlattım çünkü özellikle çalışma hayatınız içerisinde üst bir makama geldiğinizde artık sizi paraya boğmak isteyenler, size çeşitli menfaatler sağlamak ve karşılığında da sizden bir şeyler almak isteyenler oluyor. Akıllı bir insan bu tür şeylere inanmaz. Manevi insancınız olursa da sizden çıkar sağlamaya çalışan insanlara karşı direnirsiniz. 

Bizim zamanımızın çocukları ile şimdinin çocukları arasında da bir fark vardı. Bizler 10 yaşındayken, bugün 2-3 yaşındaki çocuğun sahip olduğu akla sahiptik. Mesela ben 10 yaşındayken hayatın sadece Karaman’dan ibaret olduğunu düşünürdüm çünkü iletişim vasıtaları yoktu, ulaşım zayıftı. Böyle dar yaşam biçimi, muhafazakar dünya görüşü bizi, ideolojilere yöneltti. İdeolojiye yöneldikten sonra artık bizi idare eden üst akılın emrine girdik. Bu hiç iyi bir şey değil. İdeoloji, aklı rafa kaldırmayı ve üst akıl size ne diyorsa onu yapmayı gerektiriyor. Biz 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde üniversite eğitimi alan öğrenciler, kendimizi bir kavganın içerisinde bulduk mesela. Sol-sağ diye bölündük. Halbuki, kardeş kardeşe düşman olmuştu. Bu yanlış bir olguydu ve bu yanlış ideoloji olgusundan hem kendimiz hem de ülke zarar gördü. 

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi mezunusunuz. Orman Fakültesini tercih etme nedeniniz neydi? 

Üniversite sınavına girip İstanbul’a gittim. O zamanlar fen puanım yüksekti. Tıp, Eczacılık, Orman Fakülteleri fen puanı ile alım yapıyordu. İstanbul’a da ilk defa gidiyordum. Önceleri İstanbul’da bildiğim, kalacağım bir yer yoktu sonra yerimizi bulduk, İstanbul’u öğrendik. Tabii ailemin maddi imkanı olmadığı için benim burs almam gerekiyordu. Benim iki tane üniversiteye giriş kartım vardı. Boşta kalmamak adına önce Tıp Fakültesine kayıt yaptırdım. FKB’de (fizik, kimya, botanik) orman, tıp, eczacılık, kimya mühendisliği bir arada ders görüyorduk. Ancak tıp fakültesinde burs alma olanağı yoktu. Bu nedenle ormanı takibe devam ediyordum. Nihayet ormanda puanlar düştü. 122 puanlıların kayıt yaptırabileceği ilan edildi, hemen kaydımı yaptırdım. Ertesi gün Bahçeköy orman işletmesinden bursumu aldım. 250 TL veriliyordu, memur maaşının 450 TL olduğu bir dönemde oldukça iyi bir para idi. Bu bursu alabilmek adına Tıp Fakültesinden Orman Fakültesine geçtim. 

Önceleri Orman Fakültesine gidince ne olacağımızın farkına varmamıştık. Daha sonra fakülteyi bitirdim. Burs aldığım için okulu bitirdiğim günün ertesinde işe başladım. İş sıkıntım olmadı. Karaman’a tayin oldum ve ormancılık mesleğine giriş yapmış oldum.

Meslek hayatımda birçok yerde çalıştım. Öncelikle taşra görevim oldu. Orada çalıştım ancak taşrada çalışmamın zor olduğunu fark ettim ve merkezde görev yapmak istedim. Sonrasında 1974 yılında Ankara’ya gelerek görevimi sürdürdüm. Taşraya bir daha dönmek istemedim çünkü orada mahalli politikacıların baskıları var. Sizden onların menfaatlerini korumanız bekleniyor. Bunu yapmadığınızda tayinlerle karşılaşıyorsunuz. Ben, görevini en iyi şekilde yapmaya çalışan biri olarak tayinimin, politikacının iki dudağı arasında olmasını sindiremem. Usulsüz, menfaate dayalı bir işe alet olamam. Bu nedenle Ankara’ya geldim, yabancı dil öğrendim, birçok konuda kendimi yetiştirdim. Ormancılık konusunda dünyayı inceledim.

Sizin ormancılık üzerine eğitim aldığınız ve mesleğe başladığınız dönemle bugünü karşılaştırdığınızda hem eğitim noktasında hem de mesleki anlamda ne gibi değişimler oldu? 

En öne çıkan farklardan biri eskiden iki tane Orman Fakültesinin olmasıydı. Şimdi ise 13 tane Orman Fakültesi var. Bu kadar eleman neden yetiştiriliyor? Bu fakültelerden mezun olan kişilerin sadece Orman Genel Müdürlüğünde çalışma şansları var. Bu kadar mezun orada nasıl çalışacak? Bir planlama olmadan bu kadar çok fakülte açılıyor. Bu doğru bir şey değil. Mesela 2040 yılında nasıl bir Türkiye hayal ediliyor? Bunu ortaya koymak ve buna göre bir planlama yapmak gerekiyor. Plansız ve programsız fakülte açmak, ülke çocuklarının toprağa atılmasıdır. Sene de bin tane orman mühendisi yetiştiriliyor ama 100 veya 200 orman mühendisine ihtiyaç oluyor.

Peki, ormancılığı nasıl tanımlarsınız? Ormancılığın önemi nedir?

Ormancılık oldukça önemli. İnsanların çevre emniyetini elde etmesi için ormanlara ihtiyacı vardır. Bizlerin temiz hava, su ve toprağa ihtiyacı var. Bunları elde edebilmemiz için de ormanlara ihtiyacımız var. Ormanlar olmadan biz temiz bir çevre elde edemeyiz. Ormanlar bu bakımdan insanın sağlıklı ve çevreye birebir duyarlı olması için olmazsa olmaz varlıklardır.

Bir diğer husus ise, ormancılık bugün ortaya çıkan dünya meselelerin çözümüdür. Mesela iklim değişikliği… Bunun sebebi, karbon salınımının havada fazla olmasıdır. Bu salınım havada fazla olunca ısınmalar da fazlalaşıyor. Karbon salınımının havada fazla olma sebebi, 1980’li yıllardan önce sömürgeci ülkeler, Afrika’daki ve Güney Amerika’daki yağmur ormanlarını yağmaladılar ve dünyanın dengesini bozdular. Dünyada bir denge vardır. Havanın içerisinde oksijen üretimi yüzde 21’dir ama siz ormanları tahrip ederseniz, oksijen fabrikalarını yıkmış oluyorsunuz. Sonuç olarak küresel ısınmalar meydana geliyor, kuraklıklar yaşanıyor. Sadece bir ülkenin değil, tüm ülkelerin ormanları önemlidir. Tüm dünyanın ormanını korumak gerekiyor. İklim değişimini önlemenin yolu, ormanları çoğaltmaktır. 

Öte yandan biyolojik çeşitliliğin korunması da ormanlarla ilgilidir. Mesela Artvin’de Ahlat ağaçları vardır. Bu ağaçların meyvelerinden ayılar beslenir. Bu ağaçlar kesildi ve ayılar beslenemeyince şehirlere inmeye başladılar. Benzer şekilde keklik, av kuşudur. Bu av kuşları, haşereleri yerler. Anadolu’da yoğun bir keklik avı oldu ama bu av değil, katliamdı. Keklikler kontrolsüzce avlanınca, süne zararı arttı. Halbuki dünyada bir denge var. Siz ormanı yok eder biyolojik çeşitliliği bozarsanız, dünyanın dengesi bozulur.

Bir de ormanlar konusunda yanlış bir bilgiye sahibiz. Ağaçlık her alan orman zannediliyor. Orman, sadece ağaç değildir. Mikroorganizmalar, flora, çeşitli hayvan ve bitkiler bir araya gelecek ki, orman olabilsin. Orman, yüzlerce unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. 

Son dönemlerde ormanlar, sağlığı koruyucu unsurlar olarak ortaya çıktı. Güney Kore, Japonya ve Çin’de ormanları sağlığın gelişmesi için kullanıyorlar. Japonya’da bir araştırma yapılmış, bir Japon bilim insanı 15 iş insanını üç gün ormanda misafir ediyor. Önce bu insanların kan değerleri ölçülüyor, üç gün sonra tekrar bu değerler ölçüldüğünde değerlerin yüzde 50 arttığı görülüyor. Danimarka ve Amerika’da çocuklar, ormanlarda yetiştiriliyor. Hiperaktivite sorunu yaşayan kreş çocukları, ormanlara götürülerek, çeşitli etkinliklerle bu sorundan kurtarılıyor, yani tedavi ediliyor. Güney Kore’de ise bütün hastaneler ormanlara kaydırılmıştır.

Türkiye’de orman bilinci var mı? Bu bilinci kazanmak için ne yapmak gerekir?

Maalesef henüz orman bilinci yok. Bu bilincin kazanılması için bu işin içinden gelen bizler, bildiklerimizi anlatıyoruz, yazıyoruz. Bizlere kulak verildiğinde orman bilincinin kazanılması noktasında önemli bir adım atılmış olur.

Ormancı kitabınızdan bahsedecek olursak, kitabınıza “…Baş ormancılara ithaf ediyorum” diye başlıyorsunuz. Bu noktada kitapta ne anlatıyorsunuz? Kitapta öne çıkarmak istediğiniz konu nedir?

Ormancılık bir özveri mesleğidir. Bizim onlarca arkadaşımız, kaçakçılara karşı mücadele verirken, yangından yangına müdahale etmeye çalışırken hayatını kaybetti. Onlarca arkadaşımız yangında can verdi. Tehdit edilen arkadaşlarımız oldu. Tehdide karşı durdular, mücadeleye devam ettiler. Her zaman görevlerini yaptılar. 

Ormancı orman aşığıdır ve ormanları korumak için hayatını ortaya koyar. Böyle hayatını ortaya koymuş ve kaçakçı kurşunlarıyla şehit olmuş birçok arkadaşımız var. Bu kitapta bu arkadaşlarımızın özverili çalışmalarını ve orman sevgilerini öne çıkarmayı amaçladım. 

Bölge şefinden genel müdüre kadar tüm kademede görev alan kişilerin hepsi ormancıdır. Baş Ormancı ise, orman için hayatını feda edenlerdir. Baş Ormancılar, kaçakçı kurşununda, orman yangınında hayatını ortaya koyarak mücadele etmiştir. Bu nedenle ben bu vatan için hayatını ortaya koyan arkadaşlarımızı “Baş Ormancı” olarak niteliyorum. Bu nedenle kitabımı baş ormancılara ithaf ettim.

Bizler orman yangınına müdahale ederken çeşitli teknikler kullanırız. Orman yangını şehir yangınına benzemez. Orman yangınında yanıcı madde çok olduğu için bizler yanıcı maddeyi yok etmek için mücadele veririz. Orman yangını devam ederken o yangının önüne şerit açılması gerekir. Dozerlerle 5-10 metre şerit açılır ki, yangın daha fazla ilerlemesin. Orman yangının söndürmek diye bir şey yoktur. Orman yangınını önlersiniz. Yani bizim görevimiz daha çok alanının yanmasını önlemektir. 

Şehir yangınında oksijeni ve ateşi kontrol edersiniz. Zaten yangında üç temel unsur vardır. Oksijen, ateş, yanıcı madde…Bu anlamda orman yangınına müdahale etmek bambaşka bir teknik bilgi gerektirir. Bunun yanında orman yangınına müdahale etmede başka bir teknik daha vardır. Bir tepeye tırmanan ve sizin önünde durmanızın mümkün olmadığı bir yangına karşı müdahale ederken, o tepeden ormanı ateşe vermeniz gerekir, iki ateş birbirini çektiği için yangının tırmandığı tepenin arkasında kalan orman kurtarılır. Buna “karşı yangın” denir. 

Ayrıca orman yangınlarının yüzde 80-90’ı insan hatasından meydana geliyor. Yani insanlarımızın bilinçsiz olmasından kaynaklanıyor. Ormanlara atılan sigara izmariti, yakılan mangallar yangına davetiye çıkarıyor. 

Kitabınıza geri dönüşler nasıl oldu?

Kitabım bir ay önce basıldı. Bu süreç içerisinde çok güzel geri dönüşler aldım. Kitabımı tek tek inceleyen öğretim üyeleri var. Bu noktada da oldukça memnunum. Ormancılık mesleği, tedavi edilmez bir hastalık. Hayat boyu bu mesleği sürdürürüz. Ben de emekli olmama rağmen hala mesleğim için bir şeyler yapıyorum. Kitap yazıyorum, meslek hakkında araştırmalarıma devam ediyorum. Yani bu işin aşığıyım. 

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu tür kitapların daha çok yazılması gerektiğini düşünüyorum. Bu tür kitaplar mesleğe yeni başlamış kişilere bir tecrübe kitabı oluyor. Meslekteki kişiler için de bir öğreti niteliğinde oluyor. Hangi olaylarda nasıl davranılması gerektiğine dair bir ön görüde bulunmanıza katkı sağlamış oluyor. 

Biz bu mesleğe başladığımızda kendi yolumuzu tırnaklarımızla kazarak bulduk ancak bu yolda birçok hata yaptık. Ben kitabımda yaptığım hataları da özellikle kaleme aldım ki, mesleğe yeni başlayan ve bu mesleğin içinde olan kişiler benim yaptığım hataları yapmasın. 

 
Mamaklı kadınlar çikolata yapmayı öğreniyor
 
Türkiye'de 18 milyon kişi şehrindeki hava kalitesinden haberdar değil
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Çavuşculu: Sahte altına dikkat!
Altın fiyatlarının yükselmesiyle birlikte dolandırıcıların piyasaya sahte ...
Retro ve vintage ürünlere ilgi artıyor
Günümüzde antika, retro, vintage ürünlere olan ilginin her geçen gün arttığına ...
Salgın süreci kuru temizleme sektörünü de olumsuz etkiledi
Kuru temizleme sektörünün koronavirüs sürecinden olumsuz etkilediğini ...
 
Ayakkabı denenmeden alınmamalı
İnternet üzerinden yapılan ayakkabı alışverişlerinde birçok sıkıntıyla ...
Kalfalık-ustalık sınavlarında hünerler sergileniyor
Gazi Mesleki Eğitim Merkezi’nde Ağustos dönemi kalfalık-ustalık sınavları ...
ŞTD üyesi Nureddin İlter'den kırsal alanlarda üretimin artırılmasını amaçlayan iki proje
Şiddetsiz Toplum Derneği Üyesi ve emekli kamu görevlisi Nureddin İlter, ...
 
Kayıt dışı çalışanlar vatandaşı ve devleti mağdur ediyor
Kayıt dışı çalışanların tesisat sektöründe büyük sıkıntılar yarattığını ...
İnternet satışları esnafı olumsuz etkiliyor
İnternet satışlarının gümüş sektöründe çalışan esnafı olumsuz etkilediğini ...
Saat sınırlaması berber mağduriyeti yaratıyor
Koronavirüs salgını kapsamında sabah 9.00, akşam 22.00 arası hizmet veren ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Esra SARI
Esra SARI
KIŞ MEVSİMİ YAKLAŞIYOR AMAN DİKKAT !
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
TÜRKİYE’DE UZAKTAN EĞİTİM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
DOĞU AKDENİZ'İN İLK KURBANLARI: BAYIR-BUCAK TÜRKMENLERİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ÜLKE EKONOMİLERİNDE BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BİRÇOK GENCİN YAŞADIĞI SORUN; MOTİVASYON DÜŞÜKLÜĞÜ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
AŞI ÇALIŞMALARINDA SON AŞAMA, VAKALAR ARTIYOR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
GÜZEL GÜNLERE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
UZAKTAN EĞİTİM SORUNU
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
“HUKUK”, “ DEVLET”, “ SİYASİ REJİM” İLİŞKİLERİ ÜZERİNE KİMİ GÖRÜŞLER
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ V
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
RUSYA İLE TÜRK CUMHURİYETLERİ’NİN ENERJİ ALANINDAKİ İLİŞKİLERİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
TÜKETİMİN DÖRTTE BİRİ İSTANBUL’DA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
NATO VE AB İÇERİSİNDE TÜRKİYE ÇATLAĞI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
ÖZEL OKULA ÇALIŞAN SİSTEM!
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
SORUNLAR YUMAĞI
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ENDİŞE VAR DİKKAT YOK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
EYLÜL
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOSTALJİYE YOLCULUK
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva